Genç werther’in arkadaşına yazdığı mektuplardan oluşuyor roman. Bütün olan bitenleri kendi ağzından ve kaleminden dinliyoruz. Bu yüzden hisler ve duygular çok samimi, açık ve okuyucuyu etkilemesinde çok önemli. Tıpkı Sokrates’in Savunması gibi her şey kahramanımızın ağzından ve tek taraflı bir içerik. Bir insanın özel mektuplarını ele geçirmişiz gibi. Etkileyici olmasının en büyük sebeplerinden biri de bu.
Romanın sonunda her şeyi bağımsız bir göz yani mektuplar dışında bir içerikten dinlediğimiz zaman okuyucu acısından her şey daha da netleşiyor. Onun ruh hali ve kişiliğini tanımak acısından.
Karakterimizin melankolik bir ruh hali olduğunu ilk mektuplarında anlıyoruz. 17 Mayıs tarihli mektubunda ‘’anlaşılmamak bizim gibilerin yazgısı’’ diyerek kendini toplumun genelinden soyutlayan bir kişilik olduğunu görüyoruz. Toplumlaşamayan ilk karakter örneklerini Werther’in tüm roman boyunca okuduğu Homeros’un ünlü İlyada destanında görüyoruz. Truva savaşının ünlü komutanlarından Aias’ında intihar etmesi tesadüf değildir. Antik çağdan beri birçok eserde intihar ile sonuçlanan melankoliye rastlamak mümkün. En büyük edebi eserlerin bu ruh hali ile ortaya çıktığı düşünülen genel bir kanıdır. Werther Senromu olarak tıp ve edebiyat dünyasında da tartışılmıştır.
Werther’in Lotte’ye olan aşkının acılarla sonuçlanacağı ve Wertherin bile bile bu yola girdiğini düşünmeden edemiyoruz. Werther anladığımız kadarıyla öncesinde başından geçen bir aşk acısından kaçış hem de doğa ile iç içe tabiri caizse inzivaya çekilmiş bir ressam.
Kitabın ilk çıktığı dönem Avrupa’da çok ses getirmiş ve birçok intihara sebep olmuş. Dönemin şartları ve sosyal hayatını düşündüğümüz zaman bunu anlamak zor değil. Mektup olarak yazılmış olması da dönemin okuyucuları kendinden çok şey bulmuş olabilir Werther ile. Bir kitaptan etkilenerek intihar etmek garip gelebilir insanlara. İnsanlar sadece kitaplar değil bir çok oyuncu ve film yıldızının ardından da intihara kalkıştığını biliyoruz. En önemli örneklerden biri de Marilyn Monroe. Şüpheli intiharından sonra aynı şekilde bir çok intihar vakasıyla karşılaşılmış. Stefan Zweig, Sadık Hidayet ve japon yazar Osamu Dazai hem intihar ile sonuçlanan hayatları ve ardından bıraktıkları eserlerle edebiyat ve melankolik ruh halleri ile benzerlik kurulabilir.
Wertherin intiharını da meşrulaştırması büyük bir tartışma konusudur. Albert ile girdiği tartışmada bunu görebiliyoruz. Albert intiharın bir zayıflık göstergesi bir aptallık olduğunu savunur. Werther ise intiharın üzerinden aptallığın ne olduğu, iyiliğin ve kötülüğün ne olduğunu tartışır. Bir şeyin iyi veya kötü olduğunun değişkenlik gösterdiğini söyler. Burada kişinin zayıf veya güçlü olması değil. İster psikolojik ister fiziksel olsun duyduğu üzüntünün miktarına tahammül etmesi veya edememesi olduğunu söyler.
Güncellemeler
1 yıl
Yarısını yazamadım karakter sınırlası yüzünden.
‘’Anlaşılmamak bizim gibilerin yazgısı” Genç Werther’in Acıları Kitap İncelemesi?
Yeni başladım bu esere. Genç Werther'i görünce dikkatimi çekti. Ama hepsini okumadım, spoiler olsun istemedim. Başlık bile kitaba devam etme isteği uyandırdı bende. Bitirdiğimde yeniden okuyacağım unutmazsam o zaman daha etkileyici olur.
Vay kitabi ilk defa goruyorum ve ilgi ceken bircok kismi var.
Oncelikle kitaba "anlaşılmamak bizim gibilerin yazgısı" ile baslamasi insanin kafasinda 'biz' kim oluyor, hangi kesim, nasil bir toplum diye soru isaretleri birakiyor.
Kendi mektuplarindan derledigi bu kitabin dunya icerisinde buyuk bir etki yaratmasi ise oldukca ilginc.
Bir seyler yasiyor, bunlari mektup haline dokuyor ve birlestirip bir kitap olusturuyor, bunlari basarabilecek kadar guclu en azindan iradeli bir psikolojiye sahip, fakat okuyucularin bir cogu okuduktan sonra intihar ediyor.
Bu korkunc derece agir ve gercek bir kitap oldugunu gosterir, diger ornekte belirttiginiz unlu yazarlar gibi bu yazardinda kalemi oldukca derin olmali.
Her seyin sonunda yazarin intihar etmesi buyuk bir huzun...
Her seyin bir zamani olmali... Yine de kesinlikle zamanin degerini vericek bir kitap gibi duruyor, birde o kadar guzel anlatmissiniz ki okudukca daliyor insan.
Genç Werther'in Acıları yalnızca karşılıksız aşk acısını değil, aynı zamanda Werther'in iç dünyasının karmaşıklığını, belki ruhsal sıkıntılarını (bipolar veya dissosiyatif bozukluk) melankolik bir dille ele alır. Werther'in aktardıkları şu an küçümsense, o da dert mi dense bile yazıldığı dönemin şartları için iz bırakan bir kitap. Bu yüzden okuyan gençlerin intihara sürüklenmesi normal.
Başarılı bir kitap incelemesi olmuş, emeklerinize sağlık.
Bu kitabı da Z. Demirkubuz'un Kader filmini de hiç sevemedim. Böyle hastalıklı bir aşk benim anlamlandıramadığım bir şey. Bu yüzden beni etkilememiştir.
Werther'in kendisini seven kadınla gönül eğlendirdiği ve ayrıldığını anlatan bir mektup var, aynı werther sonunda aşkına karşılık bulamadığı için intihar ediyor... kırdığın yerden kırılırsın