Kendi yeğenimin kitaplarından gördüğüm kadarıyla anlatıyorum. Bence maalesef bu konuda bile yetersiz bir konumdayız. İçerikleri bazen oyundan sonra ben ona okuyorum ve okurken incelediğim kadarıyla ezici çoğunluğu hep yabancı kaynaklı. Türkçe içerikler ise özgünlük olmaksızın yabancılardan kopyalanıp ad ve karakter değişikliği ile sunulmuş. Kısacası yaratıcılık ve özgünlük konusunda sınıfta kalmışız.
Ömer Seyfettin öyküleri ile büyüdük. Bir de Kemalettin Tuğcu vardı. Pek iyi olduğunu söyleyemem. Ancak bir tane kitap vardı. Çok iyi hatırlıyorum. Onu çok sevmiştim. Denizler altında yirmi bin fersah kitabından etkilenmiş olabilir belki ama Hadi Besleyici isimli bir yazardı. 1989 yılında iki üç kez okumuştum. Deniz canavarı isimli bir öyküydü.
Yeterli değil elbette Son dönemler de gelişme var ama yazan arkadaşların çocuk psikolojisi çalışmaları bu konuda uzman olmaları elzem olacaktır Biraz daha gelişim şart ama umut verici şeyler oluyor gibime geliyor
Hayır bulmuyorum. Yazılan makaleler bile az. Özellikle 1980 sonrası için. Ülkemin cocuklari hal böyle olunca yabancı eserlere yöneliyor. Bu da çocuğun başka bir kültürle büyümesi ile eş değer böyle olunca bu çocukların kimlik bunalımı yaşaması çok normal. Aynı zamanda ne kadar eder basilsa da çocuklara okutulan kitapların bir çoğunun ideolojik düşünceleri barındırması beni endişelendiriyor.
Maalesef bulmuyorrum her ne kadar hâkim değilsem de... Genellikle baş yapıt çocuk hikayelerini yeğenlerime alıyorum. Ve basmakalıp bazı çocukk masallarin bile çocuklara doğru olmayan şeyleri aşıladiğini düşünüyorum
Çocukların çoğu kitap okumuyor, ben çok sık okurum yeğenlerim filan var bazen teşvik etmeye çalışıyorum ama hiç, tık yok. bütün dikkatleri telefon oyunları