Tarih bilgisi genelde Osmanlı'dan ibaret bir toplumumuz var. Şahsen bugün bizim tarihimizle o kadar da alakalı olmayan ama zamanının en bilinen hükümdarlarından biri olan birinden bahsetmek istemekteyim. İngiltere kralı 8. Henry.
Dönemin genç krallar şürekasının İngiltere şubesi olan Tudor Hanedanı'nın 2. kralı Henry, 1509 ve 1547 yılları arasında hüküm sürmüştür. En bilinen özelliği İngiltere'yi Katolik Vatikan Kilisesi'nden ayırıp kendini ingiliz kilisesinin başı ilân etmesi ve altı kere evlenmesidir. Yanlış okumadınız, bu abimiz 6 kere evlenmiştir.
Aslında son derece ilginç bir kişiliktir Henry, hiç beklenmedik bir biçimde kral olmuştur, abisi Arthur düğününden hemen sonra ölünce, babası İspanya tahtındaki ingiliz etkisinin azalmasını önlemek için Henry'i yengesiyle evlendirmiştir, normalde bu hristiyanlıkta günahtır, ancak Aragornlu Cathrine prens Arthur ile ilişkiye girmediğini, karı-koca olmadıklarını söyleyince Papa tarafından özel izin verilmiş ve Henry kendisinden 6 yaş büyük Cathrine ile evlendirilmiştir.

Krallığının ilk yılları gayet babacan, devlet yönetmekten çok ava çıkmak, spor yapmak, ata binmek, sarayda hatun götürmekle uğraşan Henry devlet işlerini kardinal Thomas Wolsey'e yıkmıştır, bu öyle bir raddeye gelmiştir ki, Thomas Wolsey için Alter Rex, yani öteki kral denmeye başlamıştır.
Henry ise genelde kendi tahtına ve hükmüne maraz çıkaranları ve hoşlanmadığı insanları vatana ihanet ile suçlayıp, davalar ayarlayıp Londra Kulesi'nde idâm ettirmekten başkaca devlet işi üstlenmemekteydi.
Bu atarlı, bayağı uzun boylu ve acı kuvvet sahibi kral metresleri ile de ünlüydü. Sarayda nedimelik yapan kadınları sıradan geçirmek konusunda istikrarlı bir abimizdi kendisi. Eşi Cathrine de pek sesini çıkarmamış, bu durumu görmezen gelmiştir, üç kere hamile kalıp iki çocuğunu düşürmüş, bir tane oğlan doğurmayı başarsa da, oğlan bir iki hafta sonra ölmüştür evliliğin ilk yıllarında.
Krallığının ilk yıllarında gıcık olduğu fransızlara da Habsburglarla birlik olup bir iki kere savaş açmışlığı vardır Henry'nin, sarayda oturup keyif çatmaktan ibaret değildi yani bu abimizin yaşamı.

Bir türlü kendisine erkek evlat veremediği gibi yaşlanmakta olan karısından iyice bıkan Henry, Mary Tudor ile ilişki yaşamaya başlar, Cathrine'e olan ilgisi tek kızları Mary dışında bir evlat veremediği için iyice dağılmıştır. Daha sonra Mary'den de sıkılan Henry, metresinin oldukça karizmatik kız kardeşi olan Anne Boleyn'e tutulur. Ancak Anne, ablası gibi metreslik yapmayı reddeder ve kral ne yapsa kadını yatağa atamaz.
O sırada 34 yaşında olan Henry sarayda 'Kralın meselesi' diye bilinen erkek evlat sorununa iyiden iyiye takmaya başlar, üç yol görünür, Leydi Blount'dan doğma gayrimeşru oğlu Henry Fitsroy'u varis ilan etmek ki bu Papa'dan özel izin gerektirirdi ve biraz zordu, kızı Mary'yi erken yaşta evlendirip kendisi ölmeden bir erkek evlat doğurmasını beklemek ki bu da çok olası değildi, ya da bir şekilde Cathrine'den kurtulup genç, çocuk doğurabilecek bir kadınla evlenmek ki hala genç olan krala bunun cazip gelmiş olması normal.
Belirtmek gerekir ki, Henry tam bir katolikti O sırada patlak vermiş olan dinde reform çağrıları ve Martin Luther'ın devrim hareketine karşı yazdığı makaleler ile 'Dinin Savunucusu' ünvanı alacak kadar Papa ile arası iyiydi. Tam olarak nasıl fikrini değiştirdiği bilinmiyor, ama 1527'de resmi olarak kardeşinin karısı ile evlenerek günaha girdiğini İncil'deki 'Kardeşinin karısını alan adam çok fena bir iş yapmıştır ve çocuğu olmaz' hükmünü yok saydığını, Papa'nın da zaten böyle bir şeye rey vermeye yetkisinin olamayacağını ve el birliğiyle kendisini günaha soktuklarını iddia etmeye başladı. Kendisinin iki tane çocuğu olduğu ve birinin yasal karısından doğduğu gerçeğini ise, hayatının çoğunda kendisini haksız çıkaracak çoğu şeyi görmezden geldiği gibi görmemezlikten gelmiştir tabii.
Ancak bu Henry için bile pervasızca bir davranıştı, Kutsal Roma İmparatoru ve Avrupa'nın en güçlü kralı 5. Charles'ın halası olan Cathrine'i boşamak, o kadar kolay bir iş değildi ki Charles yengesini boşamaması için Papa'yı rehin bile almıştır. Bir türlü Papalığı evliliği feshetmeye ikna edemeyen Henry, suçu tüm işlerinden sorumlu olan Thomas Wolsey'de bulur. Kral tahta çıkışından 20 yıl sonra devlet işlerini sırtlanmaya başlar, çünkü Thomas Wolsey kendisini göklere çıkarmış olan Kral tarafından yerin dibine sokulmuş ve ihanet ile suçlanacakken ölmüştür.

İşbu portrede kralın 'yavşak' tavırlı bir adam olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Suratında bir hinlik mi var bana mı öyle geliyor
Karısından boşanmakta kararlı olan Henry, Cathrine'i saraydan sürdürüp Anne'a onun odalarını, takılarını verdirmeye kadar işi vardırır.
Kral, Anne ile gizli bir evlilik yapar ve Parlementoya kendisini İngiltere Kilisesi'nin başı kabul etmeleri için baskı yapmaya başlar, bu işin basit bir anlaşmazlık olduğunu sanan Vatikan, İngiltere'nin Roma'nın hükmünden ayrılma eğilimini anlayınca Kralı afaroz etmekten, Fransız kralını İngiltere üzerine haçlı seferine göndermeye çalışmaya kadar herşeyi yapsa da, protestanlığa sempati duyan Anne Boleyn'in de etkisiyle iyice anti-katolik olmuş Henry'i hiçbir şey durduramaz.
Cathrine ile evliliğini geçersiz ilan eder. Anne'i kraliçe olarak tanıdığını resmi olarak açıklar, katolik manastırlarının çeşitli yolsuzluklarını(ki bolca vardı onlardan) gerekçe göstererek manastırları yıkar ve tüm mal varlıklarını devlet hazinesine aktararak bayağı zengin olur. Üstelik Kuzey İngiltere'de manastırların yakılmasına bozulan halkın gerçekleştirdiği isyanı da çeşitli katakulliler ile bastırıp ciddi katliamlar yaptırmıştır.
Anne ile olan evliliği de iyi gitmez, meşhur kraliçe Elizabeth'i doğurmak dışında Anne Henry'e bir evlat veremez. tüm bu tantanayı aslında bir oğul için başlatmış olan Henry bundan hiç hoşlanmaz. Anne'in laf dinlemez ve dırdırcı tavrı da kralla aralarının gerilmesine neden olur, 1536'da kral klasik turnuvalardan birinde bacağından ağır yaralanınca ve Anne haberi aldığında şoktan düşük yapınca, Henry artık bu işin çok uzadığını düşünür ve Anne'den nefret eden Charles Brandon ve şürekasını karısının üzerine salar. Zaten bir sürü abuk sabuk dedikodudan müzdarip olan Anne abisi dahil 6 kişiyle zina etmek ile suçlanır ve vatana ihanetten kellesi gider. Henry de uğruna Papa ile düşman olacak kadar sevdiği bu kadının öldüğü gün Jane Seymour ile evlenir.
Seymour kendisine bir erkek evlat vermeyi başarır ama doğumdan sonra lohusa hummasından ölür.
Dördüncü evliliği ise din reformunu yeterince protestan bulmayan Thomas Cromwell'in isteğiyle Alman soylularından birinin kardeşi olan Clevesli Anne ile yapar, ancak bu da ters teper, sebebi tam olarak bilinmese de, Henry Anne'i beğenmez, 'Ata benziyor' diye sarayda bağırıp çağırdığı söylenir, bacağının hiç dinmeyen ağrısıyla artık iyice ruh hastasına bağlamış olan Kral, Anne'i çeşitli gerekçelerden boşar ve onu bir köşkte tüm masraflarını karşılayarak yaşatır.
5. evliliği çocuk yaştaki Kathrine Howard ile olmuştur. Zıp zıp zıplayıp sarayda oyun peşinde koşmaktan başka işi gücü olmayan, sırf kralın genç kadın hevesi yüzünden saçma sapan şekilde kraliçe olmuş olan Kathrine ile de işler yolunda gitmez. Bacağı sakatlandıktan sonra ağır obezleşen, hareket etmekte zorlanmakta olan Henry karısı tarafından saraydaki uşağı Thomas Culpepper ile boynuzlanır. Mesele anlaşılınca Culpepper ve Katheryn idâm edilirler ve kral iyice bunalıma girer. Kendini düşürdüğü duruma çok sinirlenen kral iyice zıvanadan çıkar ve hepten ne yapacağı belli olmayan bir herife dönüşür.

6. ve son evliliği Katherine Parr ile olmuştur. Bir protestan olan Parr'ın Henry ile olan evliliği daha çok resmi, seramonik bir yapıda olmuştur. Kraliçelik makamını doldurup vazifeslerini yerine getirmek dışında bir işi olmamıştır Parr'ın.
Ölümünden bir kaç yıl önce 'O kadar kralız, son son savaşa gidelim' diyerek anlamsızca Fransa'ya savaş açmışlığı vardır bu Henry'nin. Adamın hayat felsefesi 'Alem buysa kral benim' imiş.
Genel olarak çok iyi yanları da, çok kötü yanları da vardır bu adamın. En öne çıkan özelliği sıradışı cesareti ve mallıktan mı yoksa özgüveninden mi bilinmez, kimsenin yapamadığını yapmaya olan azmidir. Obezin teki olarak ölse de, gençliğinde uzun boylu, atletik yapılı, yakışıklı bir adammış, müzik ve şiir konusunda da güzel işler yapmış. İngiltere'yi Avrupa'nın kalanından ayırmış, her ne kadar savurgan olsa da manastırları ve katolik kiliselerini ortadan kaldırıp mallarına el koyarak kraliyet ailesini ciddi güçlendirmiş ve merkezi otorite kurmuş, kızı Elizabeth İngiltere'yi büyük bir Dünya devleti haline getirmiştir.
Öte yandan fevri kişiliği, anlamsız çıkışları, gayet vicdansız ve pervasız oluşu, yaptığı aşırı harcamalar, İngiltere'yi soktuğu dönüşümde aldığı canlar, özellikle Anne Boleyn'in başına gelenlere yüzünü çevirip karısını iftiralarla ölüme terk edip aynı gün bir başka kadınla evlenebilecek kadar maymun iştahlı yapısıyla da eksi puan alabilir kendisi.
1547'de obez ve yorgun vücudu bacağına yenik düşmüş, iltahaplardan ötürü ölmüştür.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar