Düzen, Meclis ve Soyluluk Kavramları Üzerinde Tarihsel Bir İnceleme

İnsanlar, devletlerin kurulmasından çok çok önce bile belli bir yönetim adı altında yaşamışlardır. Proto-Devlet modeli olan bu şeflikler; toplum içerisindeki anlaşmazlıkları, toplanacak ve dağıtılacak olan kaynakları, dini olayları, gelebilecek tehlikelere karşı yapılacak savunmayı ve göç kararlarını yöneten bir ''Kraliyet'' ailesi tarafından yönetilmişlerdir. Yani insanlık tarihinde, bir noktadan sonra başıboşluk yoktur. Babadan oğula geçecek bir şekilde bu aile, yapının düzenini korumak için kendisini topluma kabul ettirmek zorundadır.

Keltlerden Bir Kabile Şefi
Keltlerden Bir Kabile Şefi

Zaman içerisinde düzenli devletlerin kurulmasıyla bu kavram, bulunulan yerin medeniyetine göre çeşitli değişimler geçirmiştir. Kimi yerlerde, doğrudan her şeyi yöneten bir hale bürünürken kimi yerlerde ise daha sembolik bir halde olmuştur. Yine bazı yerlerde meclise gerek duyulmazken bazılarında din adamlarından ya da yetenek olarak özellikli insanlardan oluşan meclisler kurulmuştur.

İnsanlık tarihine baktığımızda tek bir elde toplanan yetkinin, genellikle tabana doğru yayılmasına dikkat çekilecektir. Yani genellikle daha çok kişi, karar mekanizmasına eklenerek söz sahibi olmuş; devleti yöneten aileyle bir şekilde güç paylaşımına girmiştir. İmparator, imparatoriçe, kral, kraliçe, dük, düşes gibi unvanların artmasından bunu anlamak mümkündür. Keza Türk medeniyetinde de Osmanlı haricinde soylu ve yardımcı ailelere rastlamak mümkündür.

Türklerin kurduğu en parlak devletlerden olan ''Göktürk Hanlığı'' yine iki aile tarafından yönetiliyordu. Aşina ve Aşide aileleri olmak üzere Aşina, erkek tarafını oluştururken ve Kağanlık yaparken; Aşide ailesi ise kadın tarafını oluşturur ve vezirlik yapardı. Örneğin, Bilge Tonyukuk da Aşide ailesindendir.

Bilge Tonyukuk Anıtı
Bilge Tonyukuk Anıtı
Göktürk Kağanlığı
Göktürk Kağanlığı
Avrupadan Soyluluk Unvanları
Avrupa'dan Soyluluk Unvanları

Meclis Kavramı ve Bunun Tarihsel Süreci

Meclisler; halktan veya diğer soylulardan oluşan, devlet başkanının kararlarının gözden geçirildiği ve bazı devletlerde de belirleyici olan ve kararı reddedebilen bir yönetim organıdır. Türklerde meclis kavramı, yerleşik medeniyete geçmeden önce de mevcuttur. Türk meclisleri, yöneten ve yönetilen arasında bağı sağlayarak daha sağlıklı yapıda bir devletin oluşmasını sağlıyordu; yönetenin kararlarının sorgulanmasını ve yönetenin de kendini sorgulamasını sağlayarak denge unsuru oluşturuyordu.

Türk Toyu
Türk Toyu

Avrupa'da Meclis Kavramı ve Soylulukla Olan İlişkisi

Meclis kavramında ileri noktalara varmış bir devlet olan İngiltere'yi incelemek istedim. İngiltere'de meclis kavramı, bugünkü bilinen usulüne daha erken ulaşmıştır Avrupa içerisinde. İngiltere'de krallar, devletin işlerini görüşmek ve özellikle yeni bir vergi koymak istedikleri zaman, devlet erkânından başka, halk tarafından da mebuslar seçilmesini emreder ve bunları bir meclis hâlinde toplarlardı. Meseleler görüşüldükten sonra, karar meclisi dağılırdı. Memleketin dört bir köşesinden gelen mebuslar, mebusluk hakkını kaybederek evlerine dönerlerdi. Kral tekrar bir istişarede bulunmak isterse yeniden seçimler yapılır ve yeni bir meclis meydana getirilirdi. Böylece bir sene içinde üç defa seçim yapılır, üç yeni meclisin toplandığı görülürdü.

Meclisin belli bir zamanı ve müddeti yoktu. Esasen bu meclis tamamıyla ihtisas amaçlı bir meclisti. Sonradan bu usul değiştirilmiş ve daha pratik bir usul konulmuştur. Neticede, seçilen milletvekillerinin üç dört sene gibi daha uzun bir zaman vazifede kalmaları ve parlamento adı verilen bir meclis meydana getirmeleri sağlanmıştır. Daha sonra parlamenter rejim İngiltere'de yerleştikten sonra, parlamento bu rejimin unsurlarından biri hâline gelmiştir.

İngiltere'de parlamento iki meclislidir. Bunlardan biri zengin ve soyluların meydana getirdiği ''Lordlar Kamarası'', diğeri ise halkın temsilcilerinden meydana gelen Avam Kamarasıdır. On üçüncü yüzyılın başlarında İngiltere'de Lordlar Kamarası daha ağır basıyordu. Sonraları, Lordlar Kamarasının parlamentodaki gücü zayıfladı. ''Avam Kamarası'' daha güçlü hâle geldi. Bugün bile bu rejim devam etmektedir.

Avam Kamarası
Avam Kamarası
Lordlar Kamarası
Lordlar Kamarası

Cumhuriyet ve Soyluluk

Soyluluk unvanları, soyluların birbirleri arasındaki hiyerarşiyi göstermektedir. Toplum, bu unvanların hiyerarşisine göre yöneticiye göstereceği saygıyı da belli hiyerarşi içerisinde göstermektedir. Karşılama komiteleri, diplomatik törenler, saygı duruşu ve daha pek çok kavram aslında bunlarla ilgilidir. Yani daha yukarıda olana daha çok saygı gösterilmesi ve sözüne daha çok itibar edilmesidir. Cumhuriyetli yönetilen devletlerin temelinde de aslında bu vardır. Yüksek konumda olan alttakine göre daha fazla saygı görür ve alttaki de ona saygısını belli etmek zorundadır. Ayrıca sadece dikey hiyerarşiden söz edemeyiz zira zamansal bir hiyerarşi de mümkündür. Kurucu cumhurbaşkanı, diğer cumhurbaşkanlarından; kurucu meclis, diğer meclislerden yani ilk olan sonradan gelenden daha çok saygı görür.

Türkiyenin Kurucu Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk
Türkiye'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk

Yani cumhuriyet rejimleri, soyluluğu silse de işlevini tamamen silmemiş; kavramı halka dağıtmış ve kavramın babadan oğula geçmesini engellemiştir. Yani devletlerin her türlüsünün temelinde var olan hiyerarşi aynen devam etmektedir.

Bencemizin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bu Bencemizin devamı da olacaktır ve sonra konu hakkında yeni incelemeler de yapılacaktır ancak konuyu tek bir kerede açıklayarak uzatmak, okuyucuyu yormak istemedim. Okuyan ya da okumayan herkese teşekkürü bir borç bilirim.

Düzen, Meclis ve Soyluluk Kavramları Üzerinde Tarihsel Bir İnceleme
Cevapla