Bu Bence'de günahı, ölümü ve Tanrı'dan ayrı düşmüş bizleri, Adem ve Havva'nın ilk günahı, Nuh tufanı, İbrahim'le Tanrı'nın antlaşması ve İsa Mesih'in müjdesiyle anlatacağım.

Tanrı'nın huzurunda işlediğimiz ilk günah
Cennet bahçesinde her türlü ağaçtan güzel meyveler vardı. Ve birde tam ortada, iyiyle kötüyü bilme ağacı. Tanrı, insana o ağaçtan yememelerini, yedikleri gün öleceklerini söyledi.
Yılan ortaya çıktı, insana, o ağaçtan yedikleri zaman ölmeyeceklerini, iyiyle kötüyü ayırt edip, Tanrı gibi olacaklarını söyledi. Oysa Tanrı, sadece bu ağaçları değil, tüm dünyayı ve içindeki her şeyi insana teslim etmişti. Fakat insan bu teslimiyeti yanlış kullandı ve Tanrı'ya isyan etti.
Sonsuza kadar yaşaması için yaratılan insan cezalandırıldı ve "ölüm" günah aracılığıyla aramıza girdi. Ve günahlarla birlikte tüm dünyaya yayıldı. İnsan, Tanrı'dan ayrı düştü. Tanrı'nın huzurundan kovulan insanla beraber, bu günahta payı olan yılan kılığındaki şeytan lanetlendi ve Tanrı şöyle söyledi:
Kadının soyu şeytanın başını ezecek. (Yaratılış 3:15).

Tanrı'nın huzurundan kovulduktan sonra
Tanrı'dan ayrı düşen insanın geldiği yerde Tanrı'dan ayrı nasıl yaşayacağını acı tecrübelerle öğreniyordu. İnsan günahkârdı.
Bir gün, insanoğlunun ilk çocuğu, Kayin doğdu. Daha sonra öz kardeşi Habil. Kayin, kardeşi Habil'i öldürdü, bu, insanın günahının ne kadar derinlere inebileceğini gösteriyordu.

Fakat bu insanların akıllanmasına yetmedi, aksine daha da günaha battılar. Kötülük her yerde kol geziyordu. Tanrı bunu cezalandırmak istedi ve kendisine sadık kalan Nuh ve ailesi dışında tüm canlıları cezalandırmak için çok büyük bir tufan yolladı.
Tanrı'nın gazabından sonra, Tanrı bir daha yeryüzünü cezalandırmayacağını söyledi ve gökkuşağını bu antlaşmayı anımsatmak için işaret olarak gösterdi. İnsanoğlu her gökkuşağıyla birlikte yoldan çıktığını, fakat lütuf bulan Nuh sayesinde Tanrı'yla yeni bir temiz sayfa açtıklarını hatırlayacaklardı.

Antlaşma ve Avram'ın soyu
Lâkin insan tufanı unuttu. İnsanlar Babil'de göğe kadar uzanan bir kule yapmaya giriştiler. O zamanlar herkes aynı dili konuşuyordu. Fakat Tanrı, insanların amacının tekrar Tanrı olma isteği olduğunu görünce kuleyi yıktı ve insanları farklı yerlere dağıttı.
Birkaç kuşak sonra Tanrı, Avram adında bir adamla antlaşma yapacaktı.
Tanrı, Avram'dan ülkesini, akrabalarını bırakıp yeni bir ülkeye gitmesini istedi. Avram ve ailesi, Kenan adlı bir yere geldiler. Tanrı, Kenan'ın, Avram'ın soyunun olacağının sözünü verdi. Ve Kenan, söz verilmiş topraklar olarak geçti.
Aradan yıllar geçti, Avram ve eşi Saray 100 yaşlarına dayanmışken Tanrı onlara bir seneye çocukları olacağını ve onlara çocuğun adını İshak koymalarını söyledi. Avram ve Saray içlerinden güldüler. Bu yaştaki ihtiyarlardan ve kısır bir eşten nasıl çocuk olabilirler diye düşünüyorlardı.
İshak, kahkaha demektir.
Tanrı Avram'a, ulusların babası anlamında İbrahim ve Saray'a, ulusların annesi anlamında Sare ismini koydu.
Bir gün Tanrı İbrahim'e biricik oğlu İshak'ı kendisine Moriya Dağında kurban etmesini söyledi. İbrahim bir sabah gerekli malzemelerle ve oğluyla yola koyuldu. Dağın zirvesine vardığında odunları serdi ve İshak'ı bağlayıp sununun üzerine yatırdı. Eline bıçağını aldı ve tam İshak'a saplayacakken bir melek geldi. Ona, bıçağı bırakmasını ve Tanrı'ya sadakatini yerine getirdiğini söyledi.
İbrâhim, o anda boynuzları çalılıklarlara takılmış bir koç gördü ve oğlu yerine onu kurban etti.
Tanrı İbrahim'e, sadakatini gösterdikten sonra şöyle söyledi: Senin soyunu çoğaltıp kutsayacağım ve diğer halkları senin soyunla kutsayacağım.
Tanrı sonsuz ve tekrarlanan bir kurban dizisi yerine, biricik oğlunu, Rab İsa Mesih'i ilk ve son kurban olarak feda edecekti.

Tanrı'nın oğlu ve kuzusu, İsa Mesih
Tanrı'dan ayrı düşmüş insan için çok önceden, Eski Ahit'te de defalarca görüleceği üzere kurtuluş yolu müjdelendi. Bu kurtuluş İsa Mesih'ti.
Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!” (Yuhanna 1:29)

İnsanlara nasıl yaşaması gerektiğini öğreten ve Tanrı'yla ayrı kalan insanı kavuşma fırsatı yaratan İsa Mesih döneminde Roma, Pax Romana adlı zengin ve güçlü bir dönem yaşıyordu.
Doğumunda ve çocukluğunda, Augustus adını olan Octavian adlı, Sezar'ın evlatlığı ve ilk Roma imparatoru; yetişkinlik döneminde ise Tiberius adlı bir imparator tahtaydı.
Bazı Yahudi din adamları İsa'yı tehlikeli buldu ve Roma'ya şikâyet ettiler. O dönemde Kutsal Topraklar Roma'nın egemenliği altındaydı. Çok tanrılı Roma, İsa'nın söylediklerini umursamadı ama insanları etrafını toplama yeteneği olan herkesi bir tehdit olarak görüyordu.
İsa Mesih'i ise dinlemek için binlerce insan akın ediyordu. Roma bunu tehlikeli buldu ve daha önceleri olduğu gibi gaddarca bastırmakta bir abes görmedi.
Ve biricik Tanrı'nın oğlu, sevgili İsa Mesih, Yahuda İskariyot adlı bir adamın para karşılığı, İsa Mesih'i Romalı askerlere öperek göstermesi sonucu tutuklandı.

İşkence görüp ardından çarmıha gerildi. Tüm bunlar çok önceden Eski Ahit'te yazılıydı. Çarmıhında "Yahudilerin Kralı" yazılıydı. Kıyafetleri için kura çekildi.
Öldü ve gömüldü. Eğer ölü kalsaydı Roma'nın sorunları bitmiş olurdu. Fakat üç gün mezarda kaldı ve dirildi, havarilerine birkaç kez göründü. Onlara müjdeyi yaymalarını söyledi.
O, ilk ve son; alfa ve omega. Tanrı'nın biricik oğlu ve günahlarımızın kuzusu.
Nitekim İnsanoğlu (İsa Mesih), hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi. (Matta 20:28)

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer