İnsan ve Tanrı

İnsan yaratılışı itibariyle düşünmeye muhtaç. Bu lanet bizi mağaralardan gökdelenlere götürdü. Belki de onlarca kez inşaa ettik. Babil kulesine tırmanmaya hala daha çalışıyoruz. Eğer hayvansal içgüdülerimiz olsa idi belki milyonlarca yıldır aradığımız huzuru bulabilirdik. Ama biz doğa ile uyumlu yaratılmadık. Aslında doğanın tek düşmanıyız… Aramızdaki rekabet milyonlarca yıldır devam ediyor ancak bu savaştan yine en masum olan en çok zarar görüyor.


İnsan ve Tanrı...


İnsan mağaralardan beri bir arayış içinde… Aradığımız şey bazen huzur, bazen Tanrı, bazen de sessizlik. Belki herkes farklı bir şey arıyor belki herkesin aradığı aynı yere gidiyor. Yollar farklı olsa da vardığı yer aynı oluyor.. İnsan neden bu arayıştan vazgeçemez? Neden bunun eksikliğini hisseder? Mağaralarda yaşamak neden bize yeterli gelmemişti? Mağara döneminde bile insanlar sanata yönlenmişti ama peki neden? Bunların onlara ne faydası vardı? Peki resim sanatının yanında müzik sanatı da var olmuş olamaz mı? Peki ya hikayeler ve oyunlar… Tüm bunlar bir insanın yaşamı için gerekli konular değil. Yaşamsal ihtiyaçlarımızdan sayılmıyor. Bunlar karnımızı doyurmaz ancak ruhumuzu doyurur. Demek ki açlık duyduğumuz yer, ihtiyaç duyduğumuz yer, eksiklik hissettiğimiz yer ve aradığımız yer ruhumuz…


Milyonlarca yıldır arayışımız son bulmadı. İnsan nesli devam ettiği sürece de son bulmayacak. Her nesil bu yola yeni bir taş ekledi ve yeni taşlar eklemeye devam ediyor.


İnsan eksik yanını nasıl doyurmaya çalışıyor? Aslında Tanrı’ya ulaşmak için Tanrı’nın verdiği yeteneklerimizi kullanmak zorundayız. Kimisi resim çizerek bu yolda ilerler, kimisi şarkı söyleyerek, kimisi yazarak, kimisi konuşarak, kimisi inşaa ederek, kimisi okuyarak, kimisi öğreterek…


Peki sen bugün bu eksik yanını doldurmak için ne yapıyorsun? Çevrendekileri incele, her şey senin yeteneklerini arttırmak yerine köreltiyor. Bu can sıkıntısının, bu monotonluğun, bu hayal kırıklığının sebebi bu olmasın sakın. Kendini ifade etmenin, kendi yolunda yürümenin tadı yok artık damaklarımızda…


Çevremizdeki her araç, internet, bilgisayar, mutfak gereçleri, araba, aklına gelebilecek her türlü araç insanların hayatlarını kolaylaştırıyor. Hayatımızın kolaylaşmasının bedeli yeteneklerimizin körelmesi… Artık hiçbir şey için çaba harcamıyoruz bu durumda da olduğumuz yerden ileri gidemiyoruz. Ruhsal gelişimimiz ya hiç ilerlemiyor ya da geriye gidiyor.


İnsan artık içindeki eksik yanı tamamlayamıyor hatta gittikçe daha çok eksiliyor. Eksildikçe robotlaşıyoruz ve hayvanlaşıyoruz. Çevrene bak ve aksini iddia et…

İnsan ve Tanrı
Cevapla