Cihan Devletini İkinci Viyana Kuşatmasına Götüren Sebepler

Aslında bu Bence'yi, 14 Temmuz'da yani kuşatmanın yıl dönümünde yazacaktım ama bazı aksaklıklardan dolayı bu olmadı.

Türk ordusunun en büyük askeri kampanyalarından birisi olan II. Viyana Kuşatması, tarih derslerinin vazgeçilmez bir parçasıdır Osmanlı tarihinde. Öyle ki Türk ordusu eğer bu kaleyi almış olsaydı Avrupa'nın bugün Osmanlı'ya tabi olacağını varsayan çok olmuştur ama işin ayrıntısını bilmeden ve milliyetçi düşüncelerle yargıya varmanın, olgunlaşmamış fikirleri gerçeklik gibi ifade etmenin ve hatta bunun tek doğru olduğunu iddia etmenin fikirsel altyapı olarak çürüklüğü aşikardır. Buna göre tarih öğreniminde olabildiğince objektif ve belgelere, yardımcı bilimlere dayanarak yargıya varmanın gerekliliğini de ifade etmiş olalım.

Viyana Önlerinde Türk Ordusu
Viyana Önlerinde Türk Ordusu

Kuşatmaya Götüren Süreç

Osmanlı Devleti, her ne kadar İslam devletiyse de kendi çağına oranla diğer dinlere karşı da oldukça olgun ve hoşgörülü bir tavır içerisindeydi. Padişahların tebaası olarak farklı dinlerden, mezheplerden ve kültürel-etnik kökenlerden insanlar yaşamaktaydı Devlet-i Aliyye içerisinde.

Macarlara Yapılan Habsburg Baskısı

Osmanlılar, her ne kadar sonradan tarihçilerin isimlendireceği üzere duraklama devrinde olsa bile halen büyük bir güçtü. Böyle bir güç; doğası gereğince bazı noktalarda çevresindeki etnik, kültürel ve dini çatışmaları hem etkileyecek hem de bunlardan etkilenecektir. İşte kuşatmaya götüren süreç içerisinde bunların büyük önemli vardır.

Habsburg Hanedanı yönetimindeki Avusturya ve Roma-Germen İmparatorluğu, bir kısmı Osmanlı tebaası olan Macarlarla büyük sorunlar yaşıyordu. Gerek bu hanedanın dini özgürlükler noktasındaki baskıları ve gerekse vergilerle Macar halkını ezmesi; cihan sultanlığının dikkatini bu yöne çekip de onun refleks göstermesine sebep olacaktır. İşte bu baskı, Macarlar arasında bir kahramanın öne çıkmasına ve zalim Habsburg yönetimine karşı ayaklanmasına yol açtı. Bu kahraman ''Tökeli İmre'' idi.

Protestan Macarların liderleri olan bu kişi, cihan padişahlığının sadrazamı olan Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'ya müracaat etti ve yardım istedi fakat istediği yardımı almak noktasında başarılı olamadı. Buna rağmen yiğitçe çarpışmaya devam eden ve geri dönmeyi düşünmeyen bu lider, Avusturya kuvvetlerini yenerek yukarı Macaristan'ı ele geçirmeye muvaffak oldu. Tökeli İmre, aynı isteğini bu sefer 1681 yılında sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'ya bildirdi; ona çeşitli hediyeler göndererek ve cihan devletine tabi olduğunu bildirerek destek istedi. Bunun sonucunda Tökeli İmre, Türklere bağlı olmak koşuluyla ''Orta Macaristan Kralı'' ilan edildi ve destek kuvvetleri almaya muvaffak oldu. Türk ordusundan bu sefer destek almayı başaran Tökeli İmre, bu destek kuvvetlerle birçok kaleyi ele geçirdi fakat daha sonraki Avusturya karşı atağıyla bunları tekrar kaybetti.

Orta Macaristan Kralı Tökeli İmre
Orta Macaristan Kralı Tökeli İmre

Osmanlı-Habsburg Rekabeti

Bu rekabet, Muhteşem Süleyman'ın 29 Ağustos 1526'da Mohaç'ta Macar kuvvetlerini bozguna uğratmasıyla başlamıştır. Macar devleti ortadan kalkınca Habsburg yönetimindeki Avusturya'yla sınır komşusu olan cihan padişahlığı; 22 Haziran 1533 yılında imzalanan ''İstanbul Antlaşması'' yoluyla Habsburglar ile barış antlaşması imzalamıştır. Aslında bu bir barış antlaşmasından ziyade Osmanlı üstünlüğünü kabul ettiren bir emirname gibidir. Avusturya; kendilerine verilecek olan ufak bir bölge için Osmanlı'nın isteklerine boyun eğmeyi kabul etmiş, yıllık 30.000 altın vergi vereceğini bildirmiştir. Lise yıllarında çokça bahsi geçen bir madde olan ''Avusturya arşidükü Osmanlı sadrazamına denk sayılacaktır'' maddesi de bu antlaşmanın bir maddesidir.

11 Kasım 1606 yılında ''Zitvatorok Antlaşması'' imzalanana kadar Avusturya, Osmanlı'ya vergi veren tabi bir devlet konumundadır. Zaman zaman başkaldırılar olsa da her seferinde, Türk Padişahlığının ezici gücü karşısında korkaklık alametlerini en son noktaya kadar sergileyen küffar; vergi ve köle vererek kendilerine biçilen sondan kaçmayı adet edinmiştir. İşte bütün bu maddi ve psikolojik üstünlük, Osmanlı'nın Avusturya üzerindeki küçümseyici bakış açısının aslında bir noktaya kadar hak verilecek olan sebebidir. Daha sonraki ilişkilerde de bunun izlerini görmek mümkündür.

Osmanlı ve Habsburg Savaşları
Osmanlı ve Habsburg Savaşları
Habsburg Savaş Bayrağı
Habsburg Savaş Bayrağı

Kuşatmanın Başlangıcı

1681-1682 yıllarında, Tökeli İmre ve Habsburg muharebelerinin şiddeti artmış bulunmaktaydı. Osmanlı'ya tabi olan ve Orta Macaristan, Avusturya kuvvetlerinin askeri harekatlarından epeyce etkilenmekteydi. Bunun sonucunda de Osmanlılar, buna dur demek için bir şeyler yapmaya karar verdiler. Başarılı bir asker ve devlet adamı olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Cihan Padişahı IV. Mehmet'i ve Osmanlı devlet adamlarını ikna etmeye çalıştı. Bu gayesinde başarılı olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Cihan Padişahı IV. Mehmet'ten Yanıkkale'yi ve Komaron Kalesi'ni almak için askeri birlikleri aldı ve serdar-ı ekrem olarak ordunun başına geçti. 21 Ocak 1682'de seferberlik, 6 Ağustos 1682'da da savaş ilan edildi.

Viyana, Doğu Akdeniz-Almanya ticaret yolu üzerinde oluşu, Tuna üzerinde iç kontrol noktası olması gibi nedenler yüzünden Osmanlı İmparatorluğu'nun stratejik hedeflerinin tam ortasındaydı. Kuşatma için büyük hazırlıklar yapıldı; Avusturya'ya ve lojistik merkezlere giden yollar tamir edildi; yenileri inşa edildi. Cephane, mühimmat, top ve diğer kaynaklar imparatorluğun her yanından bu lojistik merkezlere ve Balkanlar'ın içlerine gönderilmesi yapıldı.

Lojistik zamanı, Ağustos ve Eylül 1682'de bir istilaya başlamanın mümkün olmadığını ifade ediyordu. Üç aylık bir seferde Osmanlılar kışın Viyana'da olacaklardı. Ama seferin başlaması ve hazırlanması için gereken 15 aylık bir sürede de Habsburglar hazırlancak ve diğer Avrupa krallıklarına yardım için başvuracaklardı. Nitekim kış süresinde Habsburglular ve Lehistan bir antlaşma imzaladılar. Antlaşmaya göre Osmanlılar Kraków'a saldırırlarsa Habsburg kuvvetleri Lehistan'a yardıma gelecekti, karşılık olarak da Leh ordusu Viyana'ya bir saldırı olursa yardıma gelecekti.

Mayıs ayının erken günlerinde Osmanlı ordusu, Belgrad'a ulaşmış ve buradan da Viyana yönüne harekete başlamıştır. 7 Temmuz'da 40.000 askerden oluşan Kırım kuvvetleri de bu orduya katılmıştır. Boğdan Prensliği, Eflak Prensliği ve Macaristan Krallığı'nın da Osmanlı ordusuna katılmasıyla; 150-170 bin arası asker ve 150 top ile askeri mevcut belirlenmektedir.

Avusturya İmparatoru olan I. Leopold, korkaklık sıfatını sonuna kadar hak edecek bir şekilde şehirden kaçmış; karargahını ise Linz şehrine kurmuştur. Lehistan Kralı olan ve gerçekten de büyük bir kahraman olup da Türklere unutamayacakları bir yenilgi yaşatacak olan III. Jan Sobieski ise yardım hazırlıklarına başlamıştı.

Lehistan Kralı III. Jan Sobieski
Lehistan Kralı III. Jan Sobieski

Cihan devletinin şanlı orduları, 14 Temmuz 1683 yılında Viyana'yı kuşattı. Şehirde mevcut bulunan 11.000 profesyonel ve 5 bin milis askerinin lideri olup da gerçekten de yiğit bir asker olan Graf Ernst Rüdiger von Starhemberg teslim olmayı reddediyordu.

Viyana Kalesinin Bir Kısmının Yukarıdan Haritası
Viyana Kalesi'nin Bir Kısmının Yukarıdan Haritası
Viyana Önlerinde Osmanlı Topçusu
Viyana Önlerinde Osmanlı Topçusu

İşte bu şartlar altında, üstün Osmanlı ordusunun baskısıyla kuşatma başlamış bulunmaktaydı ve biz de bugünkü Bence'mizin sonuna gelmiş bulunmaktayız.

Cihan Devletini İkinci Viyana Kuşatmasına Götüren Sebepler
Cevapla