Viyana'nın Özgür Olduğu Gece: 12 Eylül 1683

Türk tarihinin en büyük askeri harekatlarından birisi olan İkinci Viyana Kuşatması, hem kültürel hem de siyasi olarak döneme damgasını vurmuştur. Kültürel etkileri bugün bile devam etmekte olan bu askeri harekat, Osmanlı'nın Avrupa içlerinde ilerlediği en son noktayı temsil etmesi bakımından da önemlidir. Öyle ki bugün bile ''Viyana düşseydi gerisi kolaydı'' gibi çeşitli yorumlar yapılmaktadır. Pek tabii ki de bu yorumların doğruluğunu veya yanlışlığını bilmek ise tarih biliminde deneye yer olmamasından dolayı mümkün değildir. Sözü uzatmadan bugünkü yazımızın asıl konusu olan ''Kahlenberg Muharebesi'ne'' ve öncelikle bu muharebenin sebeplerine ve hazırlık safhasına geçelim.

Viyananın Özgür Olduğu Gece: 12 Eylül 1683

Viyana Kuşatmasının Politik ve Askeri Sebepleri

Avusturya yönetiminin, Macarlara iyi davranmaması ve onlara hem dinsel hem ekonomik hem de politik baskı uygulaması; Macar asilleri arasında isyan hareketlerinin görülmesine yol açtı. Bu asillerden birisi olan ''Tökeli İmre'', arkasına halk desteği alarak ayaklandı ve Avusturya'ya karşı istiklal mücadelesine başladı. Fakat yapılan mücadelelerde Avusturya'nın üstünlüğü ele almasıyla Tökeli İmre ve Macarlar, cihan padişahlığından yani Osmanlı Devleti'nden yardım isteme yoluna gitmeyi seçmişlerdir. Cihan devleti, Avusturya tebaası olan ve Katolik olmayan azınlıklara yardımda bulunmayı, politik bir plan çerçevesinde gerçekleştirmeyi uygun buluyordu.

Tökeli İmre'yi halihazırda ''Yukarı Macaristan'' Kralı olarak tanıyan Türkler, Vasvar Antlaşması'nın getirdiği barıştan ötürü doğrudan doğruya müdahil olamıyorlardı. Avusturyalılar ve Macar isyancılar arasındaki çatışmalar, Habsburg kafirlerinin cihan devleti olan Osmanlı'nın topraklarına sarkmasıyla yeni bir boyut kazanmıştı.

İlk aşamalarda ne kadar istese de Osmanlı'yı, doğrudan doğruya savaş alanında destek verici bir konumda bulamayan Tökeli İmre; bu olaylardan sonra Osmanlı yönetiminden açıkça destek göreceğini umarak yeniden başvurmuş ve gerçekten de düşündüğü gibi destek alma sözünü almıştır. Bu işe Tökeli İmre'den sonra en çok hevesli kişi olan ''Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'', cihan Padişahı IV. Mehmet'i ve onun divanını ikna ederek Avusturya'ya savaş açılmasını sağladı ve cihan devleti için Viyana önlerine gidecek olaylar zinciri başlamış oldu.

Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
Cihan Padişahı IV. Mehmet
Cihan Padişahı IV. Mehmet
Orta Macaristan Kralı Tökeli İmre
Orta Macaristan Kralı Tökeli İmre

Kuşatma Öncesi Hazırlıklar ve Politik Atmosfer

Viyana, Doğu Akdeniz-Almanya ticaret yolu üzerinde oluşu, Tuna üzerinde iç kontrol noktası olması gibi nedenler yüzünden Osmanlı İmparatorluğu'nun stratejik hedeflerinin tam ortasındaydı. Kuşatma için büyük hazırlıklar yapıldı; Avusturya'ya ve lojistik merkezlere giden yollar tamir edildi; yenileri inşa edildi. Cephane, mühimmat, top ve diğer kaynaklar imparatorluğun her yanından bu lojistik merkezlere ve Balkanlar'ın içlerine gönderilmesi yapıldı.

Lojistik zamanı, Ağustos ve Eylül 1682'de bir istilaya başlamanın mümkün olmadığını ifade ediyordu. Üç aylık bir seferde Osmanlılar kışın Viyana'da olacaklardı. Ama seferin başlaması ve hazırlanması için gereken 15 aylık bir sürede de Habsburglar hazırlanacak ve diğer Avrupa krallıklarına yardım için başvuracaklardı. Nitekim kış süresinde Habsburg Hanedan'ı ve Lehistan bir antlaşma imzaladılar. Antlaşmaya göre Osmanlılar Kraków'a saldırırlarsa Habsburg kuvvetleri Lehistan'a yardıma gelecekti, karşılık olarak da Leh ordusu Viyana'ya bir saldırı olursa yardıma gelecekti.

İlkbaharda Mayıs'ın erken zamanında Osmanlı ordusu Belgrad'a ulaştı. Daha sonra Viyana şehrine doğru hareket etti. 7 Temmuz'da 40.000 Tatar kuvveti Viyana'nın 40 km doğusuna vardı. Kuşatma süresince Habsburg imparatoru I. Leopold 80 bin Viyanalı ile şehirden kaçtı ve Linz'e yerleşti. Lehistan kralı Sobieski de 1683 yazında antlaşmadaki yükümlülüğünü yerine getirmek için bir yardım sevkiyatı hazırlıyordu.

Avusturya Kralı I. Leopold
Avusturya Kralı I. Leopold
Lehistan Kralı III. Jan Sobieski
Lehistan Kralı III. Jan Sobieski

Kuşatmanın Başlangıcı

14 Temmuz'da Viyana önlerine ulaşan Türk ordusu, şehre sığınmış olan 11.000 asker ve 5.000 milis kuvvetinin lideri olan ''Graf Ernst Rüdiger von Starhemberg'e'' teslim olmasını ve cihan padişahına haraç vererek kurtulmalarını teklif etti. Kahraman bir asker olan Graf Ernst Rüdiger von Starhemberg, bu teklifi reddetti ve imparatoruna sadakat göstererek Türk istilasına ve işgaline direneceğini açıkça belirtti. Daha önceden şehrin etrafı, siper noktaları oluşmasın diye yıkıldığından doğrudan taarruz etmeye yanaşmayan Türkler; şehre ve duvarlara doğrudan doğruya vuracak lağımlar kazma yoluna gittiler.

Leh Kralı ve kahraman bir asker olan ''III. Jan Sobieski'', Türklerin Viyana'yı kuşattığı tarihlerde hazırlanmakta ve imdat kuvvetleriyle birlikte yola çıkmaktaydı. Kuşatmayı yöneten Serdar-ı Ekrem Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Leh Kralı'nın hasta olduğunu veya kuşatmayı kırmaya yetecek kadar askeri kuvvete sahip olmadığını düşünüyordu. Gelebilecek yardım kuvvetlerini hafife alarak ne kadar büyük bir hata yaptığı, kuşatmanın ilerleyen dönemlerinden açık olarak ortaya çıkacaktı.

Az sayıda askerle Türklere kahramanca direnen Avusturya ordusu, yiyecek ikmalinin kesilmesiyle zor durumdaydı; Viyana garnizonunda ümitsizlik gitgide artmaktaydı ve uyuyan askerlere idam cezası verileceği bildirilmişti. Lorraine Dükü olan V. Charles, bu sırada Macar ve Türk ordularıyla şehrin beş kilometre kuzeydoğusunda çarpıştı ve ileri birlikleri yenerek geri attı. Avusturyalılar, artık daralan zamanın ve azalan gücün farkındaydı; şehrin düşmesi an meselesiydi ve imdat kuvvetlerinin geleceğine olan inanç da azalmaktaydı. Osmanlılar, bir kale değil vatan elde etmek amacıyla buraya gelmişti; azim ve kararlılık bakımından Türklerin şanına yakışır bir güçle şehrin duvarlarına bin yıllara dayanan Türk askeriyesinin mührünü vurmaktaydı.

Viyana Önlerinde Türk Ordusu
Viyana Önlerinde Türk Ordusu
Viyananın Savunma Planı
Viyana'nın Savunma Planı

8 Eylül'de 5.000 lağımcı, Burg burcunda büyük gedikler açmayı başarmıştı. Osmanlılar en sonunda Burg burcunu ele geçirdiler ve burca yakın duvarların alt kısımlarında mevzilenmeye başladılar. Viyana garnizonu artık şehrin içinde ve sokaklarda savaşmaya hazırlanmaya başlamıştı. Bunların hepsi, şehre büyük bir genel taarruz yapılmadan oldu.

Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, cihan padişahına el değmemiş ve yağmalanmamış bir şehir teslim etmek için genel taarruzdan geri duruyor; kafirlerin bir süre sonra Türk kılıcına boyun eğeceklerini ve teslim olacaklarını düşünüyordu. Yardıma gelen orduyu küçümseyen sadrazam, Kırım ordusunun istediği top desteğini onlara vermeyi de reddetmişti zira köprülerin tutulmasının gereksiz olduğunu ve şehre odaklanılması gerektiğini düşünüyordu. Kırım ordusu, genel olarak hafif süvarilerde ve açık çarpışmada faydalı olma ihtimalleri düşüktü. Ayrıca top desteği yokken yapılacak bir önleme taarruzunda yenilgi büyük bir ihtimaldi.

Tatar Süvarileri
Tatar Süvarileri

İşte bu sebeplerden, Leh ordusu köprüyü geçti ve 12 Eylül'de Kahlenberg Tepelerine ulaştı.

Kahlenberg Muharebesi

12 Eylül gecesi başladı muharebe. Osmanlılar, hafif saldırılarla yardım ordusunda zayıflıklar bulmaya çalıştı fakat başarılı olamadılar. Osmanlı saflarına ilk önce Alman birlikleri saldırdı. Yardım birliklerinin sol ve orta kanatları muharebeye dahil oldu. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarihi bir hata yaparak yeniçerileri ve sipahileri metrislerden çıkarmadı. Yardım kuvvetlerini düzensiz, tecrübesiz ve hafif zırhlı birlikler karşıladı. Kara Mustafa Paşa yardım birliklerine bir karşı saldırı düzenledi fakat bu karşı saldırının içinde ne yeniçeriler ne de sipahiler vardı. Bu sırada lağımcılar son kez bir surlarda patlama yapmaya çalıştılarsa da patlayıcılar bulunup etkisiz hale getirildi. Yardım orduları bu arada Viyana çevresindeki Nussdorf ve Heiligenstadt köyleri gibi bazı önemli noktaları ele geçirdi. Muharebe Osmanlı sol kanadında ve kısmen merkezde devam ediyordu. Osmanlı sağ kanadı pek çatışma görmemişti. Sol kanat iyice gerilemeye başlamıştı ama en sonunda sert bir direniş gösterip yardım ordusunu durdurdular. Fakat bu çok uzun sürmedi. Yardım birlikleri saldırılarına devam etti. Leh ordusu, Osmanlı'nın kahramanca direnişine rağmen ilerleyişini sürdürdü. Bazı önemli noktaları kaybeden Türkler, yavaş yavaş gerilemeye başladı.

Kahlenberg Muharebesi
Kahlenberg Muharebesi

Bütün bunlara rağmen, Kara Mustafa Paşa yardım ordusunu mağlup etmektense şehre yapılan taarruzlara daha çok önem verdi; yeniçeriler hala yardım ordusuyla temasta bulunmamıştı. Yardım birlikleri zaten Osmanlı sol kanadıyla ve kısmen de merkeziyle temas içerisindeydi. Leh süvarileri de Osmanlı sağ kanadının arkasına doğru hareket etmeye başlamıştı ve Türk ordusunu çember içine almaya çalışıyorlardı. Alman ve Avusturya birlikleri ise ilerlemelerine devam ediyorlardı. Unterdöbling ve Oberdöbling köylerini ele geçirdiler ve Türk merkezine iyice yakınlaştılar. Birkaç saat süren çatışma sonucunda Osmanlı ordusu hırpalanmaya başladı. Fakat orduda bozgun havası yoktu, ayrıca yeniçeri ve sipahiler hala metrislerdeydi, yardım ordusuyla en ufak temasları olmamıştı. Öğleden sonra savaş alanının diğer tarafında Leh piyadeler Türk sağ kanadı üzerine saldırıya geçti. Birkaç saat sonra Lehler Gersthof köyünü ele geçirdi. Bu köy, Lehlerin yapacağı büyük süvari saldırısı için bir üs olarak kullanılacaktı.

Osmanlı merkezi 3 koldan taarruza açık kalmıştı: Sol kanatta ve merkezde Alman ve Avusturyalılar, sağ kanatta ise Lehler Osmanlı merkezini tehdit etmeye başladı. Bu durumdan birkaç saat sonra merkezdeki İbrahim Paşa, Kara Mustafa Paşa'dan habersiz bir şekilde askerleriyle savaş alanından ordu üssüne doğru çekilmeye başladı. Bunun üzerine Türk ordusunda iyice bir bozgun havası yayıldı. Kutsal İttifak birlikleri saldırılarını sertleştirdi. Viyana garnizonu da surlardan atılıp saldırıya geçti.

Kanatlı Hussarlar ve Şanlı Kral III. Jan Sobieski

Türklerin iyice hasar aldığını ve merkezlerinde bir boşluk oluştuğunu gören Leh Kralı III. Jan Sobieski, tarihin en büyük ve şanlı süvari hücumunun başında Türklerin merkezine doğrudan taarruz etti.

At Üstünde Kanatlı Hussar Askeri
At Üstünde Kanatlı Hussar Askeri
Türklere Karşı Hücum Eden Kanatlı Hussarlar
Türklere Karşı Hücum Eden Kanatlı Hussarlar

Filmlere ve destanlara konu olacak bu hücum, yorgun Türk ordusunun durumunu yenilgiden bozguna doğru çevirdi. Viyana içlerinde sıkışmış olan az sayıda ama gururlu bir şekilde direnen kafir kuvvetleri, Türklerin kampına doğru hücuma geçti. Leh süvarileri, Türk kampının merkezine ilerledi ve Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın çadırına yaklaştı. Daha fazla tutunamayacağını anlayan sadrazam, geri çekilme emrini vererek kuşatmayı sonlandırdı. Türklerin Viyana'dan Sakarya'ya Nehri'ne doğru çekiliş serüveni de böylece başlamış bulunuyordu. Bu kuşatmadan sonra genel olarak Avrupalılar ilerlerken Türkler geri çekilecekti. Avrupa, Türk gürzü altında ezilmekten kahramanca kurtulmuş ve asırlardır süren Türk işgalini ve zulmünü sonlandırmak için önemli bir fırsat yakalamıştı.

Bu Bence'nin de sonuna gelmiş bulunmaktayım. Biraz uzun olduğunu kabul etmekle beraber anlatımın akıcılığını sağlamak için görsel öğelerden yararlanmayı ihmal etmedim. Kullandığım bazı ifadeler, kimilerinin hoşuna gitmeyebilir fakat iki tarafın da birbirlerine bakış açılarına göre ve anlatıma canlılık katmayı amaçlayarak bu ifadeleri kullandım.

Viyana'nın Özgür Olduğu Gece: 12 Eylül 1683
Cevapla