Milletinin Sinesindeki Başkomutana "Mareşallik" Rütbesi: 19 Eylül 1921

Mustafa Kemal, 9. Ordu Komutanlığı Müfettişliği görevindeyken, Amasya Genelgesi'ni yayınladıktan sonra padişah V. Mehmet Reşat'ın, kendisini görevden azledeceğini öğrenmesi ile çok sevdiği askerlik mesleğinden ve 9. Ordu Komutanlığı Müfettişliği görevinden istifa edecek ve sine-i milletine dönecektir. Fakat askerliğin sadece meslekten ibaret olmadığını, vatan sevdasıyla özdeşleştiğini bizlere kanıtlayacaktır.

Kurtuluş mücadelesinde Kütahya-Eskişehir Savaşı yenilgisinden sonra ordumuz Sakarya ırmağı doğusuna çekilmek zorunda kalacaktır.

Sakarya Nehri'nin gerisine çekilme, halkta karamsarlığa neden olmuş ve mecliste, Mustafa Kemal Paşa'nın muhalifleri; "Ordu nereye gidiyor, millet nereye götürülüyor? Bu hareketin elbette bir sorumlusu vardır, o nerededir? Bu acı veren durumun ve yürekler acısı görünümünün gerçek sorumlusunu ordunun başında görmek isterdik" diyerek Mustafa Kemal Paşa'yı eleştirmeye başlamışlardı. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, 4 Ağustos 1921'de Büyük millet meclisi'ne verdiği önerge ile başkomutanlığı kabul ettiğini bildirdi ancak Meclisin elindeki yetkileri de fiilen kullanmayı talep etti. Bu önerge üzerine muhalifler, önce bu yetkileri vermek istemeseler de Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık unvan ve yetki 5 Ağustos 1921 tarihli kanunla tanınacaktı.

Başkomutanlık görevine getirilen Mustafa Kemal Paşa savaş hazırlıklarını tamamladıktan sonra cepheye hareket etti.

Sakarya Meydan Muharebesi Zaferi'nin 98. yılı
Sakarya Meydan Muharebesi Zaferi'nin 98. yılı

Sakara Meydan Muharebesi'nde sadece hattı savunmayacağımızı, bütün vatanın savunulması gerektiğini bizlere şu sözlerle hatırlatacaktı.

"Hattı Müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz."

23 Ağustos'tan 13 Eylül'e kadar gece gündüz aralıksiz yirmi iki gün devam eden savunmadan sonra düşman ordusu maglup edilecek ve perişan bir şekilde cepheyi terk edecekti.

Sakarya Meydan Muharebesi, İkinci Viyana Kuşatması'ndan bu yana devam eden gerilemenin durdurulduğu ve ileri gidişin başladığı bir dönüm noktası oldu.

Bu zafer, bütün memlekette günlerce süren sevinç gösterilerine ve heyecanlı kutlamalara vesile oldu. Türk milletinin Kurtuluş Savaşı'nı kazanmasında bir umut oldu. TBMM hükümeti'nin diğer ülkeler ile ilişkilerinde güç ve itibarının artmasına neden oldu.

Meclis ise , 19 Eylül 1921'de kabul edilen kanun ile Türk milletinin şükranı olarak, Mustafa Kemal Paşa'ya mareşallik rütbesi ve gazilik ünvanını verdi.

Peki bu mareşallik rütbesi nedir?

Mareşal ve Büyükamirallik rütbeleri savaşta olağanüstü yararlıkları görülen hayattaki veya ölmüş orgeneral veya oramirallere kanunla verilir. (926 Kanun Numaralı,Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu)

Mareşal, birçok ülkenin kara ve hava kuvvetlerinde en yüksek olan askerî rütbe. NATO kodu OF-10'dur. Deniz Kuvvetlerindeki karşılığı Büyükamiral.

Bu rütbe, en yüksek askeri rütbedir. Diğer rütbelerden önemli bir farkı, süre ile kazanılamamasıdır.

Savaşta üstün yararlılıkları görülen ve en az Orgeneral ya da Oramiral rütbesine sahip subaylara TBMM tarafından kanunla verilir.

Milletinin Sinesindeki Başkomutana

Mustafa Kemal Paşa, Meclis'e bu cümleleri ile teşekkür edecektir:

''... Kazanılan bu başarı, Yüksek Heyetinizin iradesiyle kuvvet bulan ordumuzun iradesi sayesinde, düşman ordusunun iradesinin
kırılması suretiyle belirmiştir. Bu sebeple ödüllendirişinizin gerçek muhatabı yine ordumuzdur.''
Mustafa Kemal, 20 Eylül 1921'de orduya yayımladığı bildiride ise şunları kaydetti:
''...Zaferden dolayı sizin kahramanlıklarınızla, sizin gösterdiğiniz nihayetsiz fedakarlıklar pahasına kazanılan bu büyük muzafferiyetlerin millet tarafından takdirini gösteren bu rütbe ve unvanı, ancak size mal ederek bütün askerlik hayatımın en büyük iftihar sermayesi olarak taşıyacağım."

Kurtuluş mücadelesi veren tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum...

Milletinin Sinesindeki Başkomutana "Mareşallik" Rütbesi: 19 Eylül 1921
Cevapla