19 Nisan - 6 Mayıs 1915 Van İsyanı

Türk tarihinde pek çok şanlı zaferin bahsini yazılarımda konu etmiştim fakat her milletin tarihinde olduğu gibi Türklerin de zor zamanları, müşkül duruma düşüp zayıfladığı dönemleri mevcuttur. Güç ve kudret yalnızca Allah'a mahsusken kulun zor duruma düşmesini yadırgamamak gerekir.

İşte bugün, Türk tarihinin zor dönemlerinden birisinde Türklere ve Müslümanlara karşı yapılmış bir isyanı anlatacağım. Kemerlerinizi bağlayın zira tarih sayfalarında bir seyahate çıkacaksınız.

Tarihsel Olarak Türk ve Ermeni Dostluğu

Yazımızın devamında da vurgulayacağım üzere Ermeniler ve Türkler, son yüzyılın haricinde oldukça iyi anlaşan iki toplumdur. Müslümanlar, İslam ahlakıyla yönettiği devletinde kendinden olmayanların da namusunu ve malını koruyarak insanlığın ve imanın ileri seviyede örneklerini göstermiştir. Bunun örneklerinden birisi de ecdadımız olan ve mübarek ayaklarını bu topraklara basarak burayı bize vatan kılmış olan padişahlarımız, halifelerimiz ve sultanlarımızdır. Allah hepsine rahmet eylesin.

Padişahlarımız, halifelerimiz ve sultanlarımız; İslam devletinde hakim olunan adalet ve ahlak üzerine halkı memnun ve bayındır etme noktasında son dönemlerde gerilemeler olsa da başarılıydı. Ermeniler de İslam devletinde yaşayıp Müslümanlara vergi veren ve son dönemlere kadar İslami halklarla iyi geçinen kavimlerden birisiydi. Türkler ve Ermeniler, ecdadımız Alp Arslan'ın devrinden bu yana aynı devleti paylaşmış olup farklı dinden olsalar da aralarında bir düşmanlığa sahip değillerdi. Bu sebeple yazımda anlatacağım şeyler bütün Ermenilere yönelik bir itham olmayıp yalnızca hain olan kimselere yöneliktir. Şunu da unutmayınız ki hainin milliyeti hainliktir ve hainlik ise milliyete bağlı değildir. Bizimle aynı saflarda çarpışan ve bize karşı herhangi bir yıkıcı faaliyete girişmemiş olan Ermenilere saygımız sonsuzdur.

Van ve Çevresindeki Ermeniler

O dönemlerde Ermenilerin Osmanlı kayıtlarına göre nüfusu hakkında şu bilgilere ulaşıyoruz: Sayıma göre Ermeniler; Van şehrinin %35'ini, Erciş'in %64'ünü, Çatak'ın %37'sini, Başkale'nin %18'ini, Bahçesaray'ın %48'ünü oluşturmaktaydı. 1890 yılında yapılan sayımın sonuçlarıyla yaklaşık olarak düşünülmekte olup 1915 yılında Ermeniler, hatırı sayılır bir kitleyi oluşturmasına rağmen ilde çoğunluk olarak görülmeleri doğru olmaz. Esasen Ermeniler, Osmanlılar ve Müslümanlar tarafından ''Millet-i sadıka'' olarak yani sadık bir millet oluşları vurgulanarak kollanmıştır. İslam devletinde yaşayan Ermeniler, cizye karşılığında askerlik hizmetinden son dönemlere kadar muaf olup dillerini, dinlerini ve kültürlerini devam ettirme noktasında sıkıntı yaşamamışlardır.

Anadolu ve Çevresinin Etnik Haritası
Anadolu ve Çevresinin Etnik Haritası

Sason İsyanları

Milliyetçiliğin ortaya çıkışı, Müslümanları ve onların memleketlerinde yaşayan halkları sonradan etkilese de asayişin ve iç huzurun bozulmasına neden olmuştur. Sırp, Yunan, Bulgar ve çeşitli kavimlerin ayaklanıp da kendi devletlerini kurması ve onlara asırlardır yaşama ve gelişme hakkı veren Müslümanları katliama uğratması, Balkanlar'daki Türk ve Müslüman kıyımı örneğin, Ermenilerin içerisindeki bazı kötü niyetli ve bozguncu kimselere cesaret vermiştir. Bununla birlikte bu isyanların bütün Ermeniler tarafından desteklenmediği de aşikardır. İslam'a göre bir kimse, ait olduğu milletten ve kültürden dolayı küçümsenemez. Nitekim İslam, hepimizin Hz. Adem'den olduğunu ifade eder ve bütün insanların aynı soydan olduğunu vurgular. Üstünlük ise yüce Allah'a olan takvayla ölçülür.

1894 yılında bugün Batman'a bağlı bir ilçe olan Sason'da bir grup Ermeni isyancı, Osmanlı ve İslam yönetimine karşı başkaldırır. Bir süredir yörede devam eden Kürt ve Ermeni çekişmesinden kaynaklı olarak başlayan bu isyan, devamında anlatılacağı üzere sadece basit anlaşmazlık üzerine değildi. 1875 yılında bölgede artan Ermeni nüfus, aynı Balkanlar'daki gibi Müslümanlara kıyım yapmak isteyen ve adına ''Komitacı'' denen terörist grupların yayılma alanı bulması için uygun bir ortam oluşturmuştu.

Sason ve Çevre Sancaklar
Sason ve Çevre Sancaklar

27 Temmuz 1890 tarihinde İstanbul'un Kumkapı semtinde meydana gelen protestolardan sonra Osmanlılar ve Ermeniler arasında gerilim gitgide yükseliyordu. Bu protestonun liderlerinden olan ''Mihran Damadyan'' adlı bir hain, Sason'a gelerek Ermeni halkını ayaklanmaya teşvik etti. Bununla birlikte olaylar hızla kontrol altına alınıp da adı geçen yakalandıktan sonra bölgede gerilim devam etti. 1894'te Taşnak terör örgütü, yöredeki Ermenilere silahlı propaganda yaparak bölgede bir isyanın oluşması için ortamı olgunlaştırdı. Hınçak terör örgütünün de olaya karşımasıyla yöredeki Kürt aşiretlerine saldırı düzenlenmiş ve pek çok Müslüman'ın malı ve canı tehdit altına girmiştir.

Namus ve vatan için buna dur diyen aşiretler, olayları gerçekleştiren teröristlere karşılık verince çıkan kargaşada pek çok insan hayatını kaybetmiştir. Ayaklanmaya katılan Ermeniler, Müslümanların kendilerini savunmasını bir katliam olarak niteleyerek yurt dışından destek amaçlı diaspora oluşumlarına başvurmuştur. Ardından gerçekleşen olaylarda isyanın lideri olan Hamparsun Boyacıyan yaratık yakalanarak idama mahkum edildiyse de olayları yatıştırmak isteyen ve meseleye Avrupalıları karıştırmak istemeyen devlet tarafından müebbet hapse gönderilmiştir.

Hamparsun Boyacıyan
Hamparsun Boyacıyan

Uzun yıllardır Sason'da devam eden ve düşük yoğunluklu bir çatışma olarak değerlendirilen bir asayiş bozukluğu devam etmiştir. Ermeni isyancılar, olayları alevlendirmek ve Müslümanlara karşı güya haklı olduklarını ispatlamak amacıyla Müslüman kıyafetleriyle Ermeni köylerine baskın yapıp mağduriyet oluşturma politikasını işlemişlerdir. Türklerin ve Müslümanların azılı düşmanı olan ''Adranik Ozanyan'' adlı yaratığın 1903 yılında Kafkasya'dan bölgeye gelerek olaylara karışmasıyla olaylar açık bir şekilde isyan haline gelmiştir. Başlangıçta 300 kişilik bir kuvvete sahip olan Andranik, civar illerden gelen Ermeniler ve silahlandırılan Sason Ermenilerinin de katılmasıyla 600-700 kişiye ulaşmıştır. Binlerce Kürt Müslüman'ın ölümüyle ve mallarının talan edilmesiyle olaylar iyice büyümüştür. Bunun üzerine İslam ordusu, 23 Nisan 1905 yılında Andranik ve kuvvetleri üzerine taarruza geçmiştir. Yapılan muharebelerde hainler yenilmiş ve asayiş zor da olsa sağlanmıştır.

Van ve Çevresindeki Ermeniler

1885 yılı sonlarında, Van'da yaşayan Ermeniler tarafından Armenakan adında Ermeni milliyetçisi ve bölücü bir parti kuruldu. Mıgırdiç Portakalyan adlı bölücü bir hain, tarafından kurulan bu örgüt, öncelikli olarak Müslümanlara karşı kurulacak bir Ermeni devletiyle beraber bölgedeki Türk ve İslam hakimiyetini bitirmeyi amaçlayan yapılardan birisiydi.

Mıgıdiç Portakalyan
Mıgıdiç Portakalyan

1887 yılında, Cenevre'de kurulan ve Marksist içerikli olan Hınçak adlı parti de aynı amaca hizmet etmekteydi. Bu bölücü hainler ve din düşmanı pislikler, 1890 yılında kurulan Taşnaksutyun adlı partiyle beraber isyan ve çeteleşme, Müslüman halka karşı zulmetme yoluna gitti. Osmanlılardan yana olup Müslümanlara karşı kin beslemeyen muhterem Ermenileri de kendi davasına kazandırmaya çalışan bu partiler, bunu başaramadıklarında bu kimselere karşı şiddet ve terör olaylarına giriştiler. Anadolu'nun çeşitli illerinde isyanlar çıkınca bölgeye müdahale eden Osmanlı ordusu bu isyanları bastırdı fakat yaşanan arbede sırasında bazı kaynaklara göre suçsuz Ermenilerin de ölümü, isyanın propaganda niteliğinin gelecek yıllara taşınmasına sebep oldu.

İsyan öncesinde Kafkasya'da tam bir Rus üstünlüğü olmasa da Osmanlı ordusunun durumu iyi değildi. Sarıkamış mağlubiyetinden sonra Osmanlı ordusu, bölgedeki tutunma gücünün önemli bir kısmını ve moralini kaybedince bölgedeki hainlere ve bölücülere ayaklanma fırsatı çıkmış oldu. Adı geçen bölgede ayaklanmanın lideri, Aram Manukyan adlı bir haindi.

Aram Manukyan
Aram Manukyan

Bu hainin yanında saf tutan İslam ve Türk düşmanları, Van yöresinde bir ayaklanma çıkararak hem Osmanlı ordusunu arkadan vurmayı hem de bölgedeki Müslümanları zulüm ve baskıyla uzaklaştırmayı amaçlamıştı.

Çatışmalar aslen daha önceden başlamış olmasına rağmen açık bir isyanın ortaya çıkması 15 Nisan 1915 tarihine denk gelmekteydi. Erciş'te vergi anlaşmazlığı bahanesiyle jandarmaya saldıran bir grup Ermeni'nin başlattığı bu ayaklanma, ilçe ve il merkezine kadar yayılarak bölgeyi ateşe sürükledi. Jandarmanın bastırdığı olayların sonunda bir süre daha sükunet sağlansa da bu uzun sürmedi.

Vanda Siper Kazan Ermeniler
Van'da Siper Kazan Ermeniler

İsyanın bazı liderlerinin tutuklanması ve çıkan olaylarda bazılarının da ölmesiyle asayiş uzun süreli sağlanamadı. 20 Nisan 1915 yılında çatışmalar bu sefer Van'ın merkezinde yoğunlaştı. 16 Mayıs'ta Rus desteğini de alan Ermeniler, ayaklanmayı bölgeye yayarak Osmanlı ordusuna karşı taarruza giriştiler.

Van Ermenilerine Gelen Rus Desteği
Van Ermenilerine Gelen Rus Desteği

16-17 Mayıs 1915 gecesinde İslam ordusu şehirden çekilmeye başladı. Osmanlı ordusunun ikmal hattı kesilmişti. Cephane ve yiyecek taşıyan ordu konvoyları ise isyancıların baskısı altında kayıp vermekteydi.

Ermeniler ve Ele Geçirdikleri Osmanlı Topları
Ermeniler ve Ele Geçirdikleri Osmanlı Topları

Ağustos ayı içerisinde Osmanlılar şehri kısa süreliğine geri almayı başarsa da Rus desteğinin yeniden kendini göstermesiyle Ermeni kuvvetleri şehri yeniden ele geçirdi. Böylece bin yıldan fazla süredir İslam hakimiyetinde olan Van kaybedilmiş oldu.

Van'daki Müslümanların %62'si, Bitlis'tekilerin %42'si, Erzurum'dakilerin %31'i ve Diyarbakır'dakilerin %26'sı şehit olmuştur bu olaylarda. Allah, bütün şehitlerimize rahmet eylesin.

Van İsyanını ve onun öncesini işlediğim bu yazımın sonuna gelmiş bulunmaktayım. Tarihe ve siyasete ilgisi olanlar için ilgi çekici olduğumu düşündüğüm bir konuyu işlemiş bulunmaktan memnuniyet duyarak yazımı noktalamaktayım. Hepinize hayırlı günler dilerim.

19 Nisan - 6 Mayıs 1915 Van İsyanı
Cevapla