Tarih derslerinde, Türk tarihinin daha ziyade Osmanlı ve erken cumhuriyet dönemleri ele alınır. İslamiyet öncesi Türk tarihine ise nispeten daha az değinilir. Bu sebeple adı geçen konudaki bazı bilgileri pekiştirmek ve bilinmeyenleri öğrenmek gerekmektedir. Derin ve şanlı bir tarihe sahip Türklerin erken dönem tarih sayfalarında önemli bir yer kaplayan Asya Hunlarından söz edeceğiz bugün. Gözlerinizi kapatın, kemerlerinizi bağlayın ve sizi Asya'nın uçsuz bucaksız bozkırlarına götürecek olan zaman makinemizin kollarına bırakın kendinizi.
Türk tarihinin en erken devletlerinden birisi olan Asya Hunlarına, en kuvvetli dönemini yaşatan; askeri dehası ve verdiği kararlarla efsane olmuş olan kişi Mete Han'dır. Pek çok tarihçiye göre Oğuz Kağan ile aynı kişi olan bu lider, gerçekten de Türk tarihinin parlak sayfalarına altından harflerle kendisini yazdırmayı sonuna kadar hak etmiştir. Aslen han unvanı yerine Şanyu ya da onun eş anlamlısı veya diğer bir yazımı olan Tanhu unvanını kullanmaktaydı Asya Hun imparatorları.
Bozkırın karmaşık siyasal yapısı ve klanların birbirleriyle kah açıktan kah gizlice mücadele halinde olduğu bir dönemde, Türklerin ''Luandi'' klanından yani Kağan sülalesinden olan Teoman Han'ın en büyük oğlu olarak dünyaya geldi Mete Han. Bu sülale, Teoman Han'dan öncesinde de Asya Hun İmparatorluğunu yönetmekteydi. Teoman Han'dan sonrasında ise Çin kaynaklarından daha fazla bahsedilmesi sebebiyle ilk hükümdarın bu kişi olduğu sanılır ama bu doğru bir bilgi değildir.
Teoman Han'ın babası Tuvu Tanhu, Tuvu Tanhu'nun babası Ahie Tanhu, Ahie Tanhu'nun babası ise Nathalu Tanhu'ydu. Bunun öncesinin de olabileceği çok muhtemeldir ama ne yazık ki elimizdeki soy bilgileri burada kesilmektedir. Bu ailenin etnik kökeni hakkında çeşitli tartışmalar ve yorumlar olsa da Türkler açısından büyük bir sayfanın mimarı olduklarını bilmekteyiz.

Asya Hunları; kuzey bozkırlarında yaşar, sık sık Kuzey Çin'deki eyaletlere askeri seferler düzenler ve buradaki devletlerden ihtiyaç duydukları malzemeleri temin ederlerdi. Bu bazen yağma yoluyla bazen de haraç yoluyla olurdu. Asya Hunları ile Çinliler arasında bilinen ilk büyük savaş, milattan önce 265 yılında gerçekleşmiştir. Bugünkü Çin'in kuzey eyaleti olan ve o zaman ''Dai'' olarak isimlendirilen yerde meydana gelen bu savaş, ''Zhao Devleti'nin'' yani Çinlilerin galibiyetiyle sonuçlanmış ve Türkler yenilerek geri çekilmiştir.
Bir süre boyunca Türkler, Kuzey Çin'de güç kaybetmiş ve gerilemiştir. Fakat Çin'de de iç savaş yaşanmaktadır. Bu iç savaşı kazanan ''Qin Hanedanı'' Türklere karşı sefere çıkmıştır. Ünlü general ''Meng Tian'' komutasında ilerleyen Çin ordusu, Teoman Han'ın başında bulunduğu Asya Hun ordusunu kısa bir çatışmadan sonra mağlup etmiş ve çekilmeye zorlamıştır. Milattan önce 215 yılında gerçekleşen bu olay, Çin'in kuzeyli göçebelere olan askeri üstünlüğünü ve sonrasında Mete Han'ın bunu tersine çevirecek dehasını göstermesi bakımından değerlidir.
Mete Han
Yenilen Türk ordusu, kuzey bozkırlarına geri çekilirken Çin'de de sular durulmuyordu. Güçlü bir devlet olan ve düzenli bir orduysa sahip Qin Hanedanı, buna rağmen ülke içinde otoriteyi sağlayabilmiş değildir. Ardı ardına patlak veren isyanlardan birisinde ''Han Klanı'' lideri ''Liu Bang'', Qin İmparatorluğu'nu yıkmış ve Han İmparatorluğu'nu kurmuştur. Mete Han'ın bir darbeyle babası Teoman Han'ı öldürüp de iktidara gelişinden yaklaşık 6-7 sene sonra gerçekleşmiş bu olay sonucunda, Türk tarihine altın harflerle yazılacak olan sayfa eklenmiştir.

Baideng Muharebesi
Çin'e yapacağı seferlerden önce Mete Han, önce doğu komşuları olan Tunguzları ezici bir yenilgiye uğrattı milattan önce 208 yılında ve haraca bağladı. Ardından da eski ve en kuvvetli düşmanları olan ''Yüeçileri'' 203 yılında mağlup ederek bu tehlikeyi de bertaraf etti. Öyle ki Yüeçiler; Mete Han'ın, babası Teoman Han tarafından komplo amaçlı rehin olarak gönderildiği ve onun iyi tanıdığı bir devletti. Bundan da faydalanan ve düşmanlarının zayıflıklarını kestirmede mahir olan Mete Han, Çin'e yapacağı seferler öncesinde arkasını sağlama aldı. Diğer Türk boylarını ve dahası Türk olmayıp da benzer kültüre sahip olan kavimleri birleştirme sevdasında olan Mete Han, bu isteğini "Ok ve yay gerebilen kavimleri bir aile gibi birleştirdim; şimdi onlar Hun oldular." Sözüyle iyi bir şekilde açıklamıştır.
Türk orduları, Çin'in kuzeyine ve dahi içlerine sık sık yağma akınlarında bulunmaktaydı demiştik. Çin devletleri, kimi zaman bu akınları haraç ödeyerek kimi zaman da Türklerin üzerine giderek durdurma yolunu seçmekteydi. Kuvvetli, zeki ve gözü kara bir lider olan Mete Han, Çin'de gerçekleşen ve Qin Hanedanı'nın devrilmesiyle sonuçlanan ihtilalden faydalanarak Kuzey Çin'e olan baskıyı arttırmaya karar verdi.
Milattan önce 200 yılında, oldukça kalabalık fakat geneli halktan toplanan ve profesyonel askerlerden oluşmayan bir orduyla Han İmparatoru Gaozu (Liu Bang), kuzeye doğru ilerleme kararı aldı. Türk orduları, kısa çatışmalar sonucunda devamlı geri çekiliyordu. Zafer üstüne zafer kazandığını sanan ve Türklerin askeri dehasını kavrayamayan Çinliler, pusuya doğru çekildiklerinin farkında değildi. Yağmacı ve amaçsız bir saldırıyı icra eden bir lider gibi gösterdi kendini Mete Han. Çinlilerin onu küçümsemesini ve tedbiri elden bırakmasını sağlayarak galibiyeti almak yolunda düşmana zihinsel olarak darbeyi vurmuş ve avantajını devam ettirmekteydi. Çin orduları, kuzeye ilerledikçe soğuğun etkisiyle ağır zarar görmekte ve hatta on askerden ikisinin parmaklarının donduğu ifade edilmekteydi. Ağır kış şartlarına alışık olan Türkler, bu soğuktan Çinlilere göre çok daha az etkilenmekteydi.
Mete Han'ı ve Türkleri, geneli piyadeden oluşan bir orduyla yakalayamayacağını anlayan Çinliler, riskli ama cesurca bir hamle yaptı. Süvarileri, piyadeden ayırarak Türklerin peşinden gönderme kararı aldı İmparator Gaozu. Türkler, piyade ile süvari arasındaki aranın açılmasını bekledi ve birden geriye dönerek Çinlilere saldırdı ve onların süvari kıtalarını ağır bir yenilgiye uğrattı. Bunun üzerine İmparator Gaozu, kaçarak bugünkü Kuzey Çin'deki Baideng Kalesi'ne sığındı. Bir hafta boyunca kuşatma altında kalan ve iradesi çökertilen İmparator Gaozu, Mete Han'ın eşine hediyeler göndererek barış teklifinde bulundu.
Çinliler, Mete Han'ın eşinin etkisiyle barış antlaşmasını kabul ettiğini iddia etseler de gerçek öyle değildir. Mete Han, demir gibi bir irade ve akla sahipken yalnızca bir kadının sözüne bakarak devleti hakkında böylesine kritik bir karar verecek değildi. Öyle ki babasını bile devleti uğruna devirebilen ve bozkırda otoritenin adı haline gelen bir lider ve gerçek bir Türk İmparatoru'ydu.
Mete Han'ın Çinlilerin barış teklifini kabul etmesinin birkaç sebebi vardır. Çinlilerin psikolojik gücünün tamamen kırılmış ve haraç ödemeye razı olması, süvarilerinden ayrı düşen ve halen kendisinin peşinde gelmekte olan piyade birlikleriyle iki ateş arasında kalabilme ihtimali, Çin'i ele geçirse bile asimile olabileceği korkusu bunların başlıca olanlarıydı. Çin'e göre sayıca az ve kültürel olarak çok daha zayıf bir halk olan Türkler, Çin'i ele geçirmek yerine haraca bağlayarak ondan faydalanmayı ve onlara gücünü göstermeyi milli siyasete daha uygun bulmaktaydılar.
Heqin Antlaşması
Türkler; milli siyasete uygun bir şekilde Çin'i dize getirdikten sonra İmparator Gaozu, barış istemiş ve Türklerin isteklerine boyun eğeceğini bildirmişti. Milattan önce 198 yılında yapılan antlaşmaya göre Çinliler; Kuzey Çin'i Hunlara bırakacak, Mete Han'a evlenmesi için prenses gönderecek, yıllık haraç ödeyecek ve daha ziyade Türklerin faydasına olan sınır ticaretini serbest bırakacaktı. Uzun süreler devam edecek bu antlaşma, Türklerin Çin politikasının temellerini oluşturmuştur.

Bu Bence'mizde yaptığımız tarih yolculuğumuzun sonuna gelmiş bulunmaktayız. Gözlerinizi açıp da kemerlerinizi çözebilirsiniz. Umarım, bozkırın o tarih kokan ve Türklerin zaferlerini dünyaya anlatan; dağlara, göklere ve denizlere yazan rüzgarlarını içinize çekmeyi ihmal etmemişsinizdir...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar