Türkler, tarih boyunca birçok devlet kurmuş ve bunlardan bazıları imparatorluk mertebesine intikal etmiştir. Büyük Hun Devleti, Göktürk Kağanlığı, Büyük Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti Türklerin geçmişten bu yana kurdukları en büyük dört devlet olmuştur. Ancak biz daha çok Osmanlı Devleti ile iftihar ediyor ve geçmişimizi sadece Osmanlılardan ibaret sayıyoruz. Oysa bugünkü Anadolu'daki varlığımız hatta Osmanlı Devleti'nin kaderi bile Selçukluların varlığıyla tayin olmuştur. Bu yazımda sizlere Osmanlılarla Selçuklular arasındaki farklardan bahsetmek istiyorum.
Osmanlılar Kayı, Selçuklular ise Kınık boyundan gelir

Her iki boy da Oğuz Kağan'ın soyundan gelmekte olup Osmanlılar Kayı boyundan, Selçuklular ise Kınık boyundan gelmektedir. Fatih Sultan Mehmed, Kayı boyundan olduğunu tasdik ettiği gibi Kayı boyunun da Oğuzların en üstün boyu olduğunu iddia etmiştir. Büyük Selçuklu Devleti'nin kurucusu Tuğrul Bey ise, kendilerine sıkıntı çıkartan Gazneli Devleti'ne atıfta bulunarak Gazneli Türk hükümdarlarının köle soyundan geldiğini, kendi soylarının ise Oğuz Kağan'a dayandığını ortaya atmıştır.
Osmanlı'da tahta çıkmak için hanedan mensubu olmak yeterliydi ancak Selçuklularda yeterli değildi

Osmanlı Devleti'nde bir kimsenin tahta çıkabilmesi için aranan tek kriter hanedan üyesi olmasıdır. Ancak Büyük Selçuklu Devleti'nde hanedan üyesi olması gerektiği gibi aynı zamanda tahta çıkacak sultanın zeki, yetenekli, tecrübeli ve öngörülü bir kimse olması gerekirdi. Bundan dolayı Selçuklularda, daha sultan ölmeden önce tahta hangi oğlunun çıkacağını belirlemiştir. Sultan öldüğünde veliaht ilan edilen oğlan tahta çıkar ve kardeşlerine ise yönetmesi için farklı bölgeler verilirdi.
Selçuklularda Osmanlı'daki gibi kardeş katli uygulaması yoktu

Osmanlı Devleti'nde tahta çıkan padişah, tahta çıktıktan sonra saltanatını sağlama almak için diğer tüm kardeşlerini boğdurturdu. Yaşının kaç olduğunun da bir önemi yoktu. III. Mehmed, tahta çıktığında tek gecede 19 kardeşini boğdurtmuş ve bunların çoğu da bebek ve çocuktu. Ancak yukarıda da söylediğimiz gibi, Selçuklularda tahta çıkacak kişi önceden seçildiği için Osmanlı'daki gibi kardeş katli olmazdı. Mesela devletin kurucusu Tuğrul Bey, kardeşi Çağrı Bey ile birçok savaşa katılmış ve devlet kurulduğunda tahta Tuğrul Bey geçse de Çağrı Bey'e Horasan gibi bölgelerin yöneticiliği verilmişti. Alp Arslan, hayatta iken veliaht için oğlu Melikşah'ı seçmişti ve Alp Arslan öldüğünde Melikşah tahta geçmişti. Böri-bars, Tutuş, Tekiş gibi Melikşah'ın diğer kardeşlerine ise yönetmesi için farklı bölgeler verilmişti. Dolayısıyla Selçuklularda, Osmanlı'daki gibi sistematik bir kardeş katli yoktu.
Osmanlı'da ''harem'' varken Selçuklu'da yoktu

Osmanlı Devleti'nde savaşlarda esir edilen yabancı kökenli gayrimüslim kadınlar, saraya getirtilir ve padişahın malı olurlardı. Cariye olarak saraya gelen kadınlar arasında elbette Türk yoktu. Bazı Osmanlı padişahları Türk kadınlarıyla evlilik yapsa da bu çok azdır. Dolayısıyla Osmanlılarda cariyelerle yani kadın kölelerle dolu bir harem bulunmaktaydı ve şehzadeler de bu cariyelerden dünyaya gelmekteydi. Ancak Selçuklu'da harem yoktu. Büyük Selçuklu Devleti sultanları evlilik yaptığı gibi ekseriyetle evlendikleri kişiler de Türk kadınlarıydı ve genelde siyasi evlilikler yaparlardı.
Osmanlı'da harem hakkında detaylı bilgi edinmek isteyenler şu Bence'mi de okuyabilirler: Osmanlı'nın En Çok Tartışılan Konularından Olan Harem Nedir, Ne Değildir?
Selçuklularda eğitime verilen önem çok daha fazlaydı

Büyük Selçuklu Devleti'nde Sultan Alp Arslan zamanında, Vezir Nizamülmülk tarafından Nizamiye Medreseleri kurulmuştur. Bu medreseler, dünyanın ilk üniversiteleri olma özelliğine sahiptir. Zira 5 fakülteden oluştukları gibi kampüs, revir ve yemekhane gibi bölümleri de vardı. Öğrencilerin barınma ve yiyecek ihtiyaçları ücretsiz temin edilirdi. Büyük Selçuklu Devleti, pozitif bilimlerin okutulduğu bu medreselere devlet hazinesinin yüzde 10'unu tahsis ederdi. Melikşah zamanında gözlemevlerine ayrılan bütçe de oldukça yüksekti. Ancak Osmanlı Devleti'nde özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminden sonra eğitim giderek zayıflamış ve pozitif bilimlerin müfredattan çıkartılmasıyla eğitim berbat bir hâl almaya başlamıştır.
Osmanlı ordusu devşirme askerlerden, Selçuklu ordusu ise Türkmenlerden oluşurdu

Osmanlı Devleti Pençik Sistemi'ni uygulardı. Elde ettiği topraklardaki gayrimüslim çocukları alıp Türk-Müslüman ailelere teslim ederek yetişmelerini sağlar ve daha sonra Enderun'da eğitime tabi tutardı. Bu sebeple ordu hatta divan üyeleri ağırlıklı olarak devşirme usulüyle gelmiş kimselerden oluşmaktaydı. Selçuklu ordusu ise Türkmen askerlerinden terekküp etmekteydi. Devlet yönetiminde ise Farslıların etkisi büyüktü.
Osmanlı Devleti'nin resmî dili Türkçe iken Büyük Selçuklu Devleti'ninki Farsçaydı

Osmanlıca her ne kadar Arap harfleriyle yazılsa da Türkçe olarak okunuyordu. Osmanlı sadece kendi içinde değil aynı zamanda diplomatik yazışmalarda da Türkçeyi kullanıyordu. Ancak Selçuklularda her ne kadar ordu Türkmenlerden oluşsa da devlet idaresinde Fars etkisi büyüktü ve resmî dil Farsçaydı. Daha sonraları Karamanoğlu Mehmed Bey tarafından Türkçe, resmî dil ilan edilmiştir.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer