Fury - Film yorumu

IMDB SAYFASI


Fury - Film yorumu



2. Dünya Savaşının farklı cephelerinde savaşarak hayatları ve karakterleri şekillenmiş 4 askerin ve onlara yeni katılan genç bir aceminin hikayesini izliyoruz. Savaşın son günlerinde Almanya'nın içlerinde savaşı bitirme yolundaki bir grup askerin yokluklar içerisinde verdikleri zor kararın sonuçları anlatılırken hayatı bir kez daha Amerikaların gözlerinden tanıyıp yaşadığımız Fury isimli film bu senenin Oscar Ödüllerinde adı geçenlerden birisi olması beklenirken adaylık bile alamadı.


David Ayer'in senarist ve yönetmen kimliğinin altında çok sık film yapmamasına rağmen geçtiğimiz yıl iki film birden yaparak rutininin dışına çıktı. Üstelik bunlardan ikincisi yani Fury, Hollywood da kaybolmaya başlayan Savaş filmleri türünde. Ayer'i daha çok argo repliklerin geçtiği Training Day gibi polisiye filmlerden hatırlıyoruz oysa ki.


Brad Pitt'in yıllardır süre gelen gelişimini bir kez daha gözlemliyoruz. Karakter oyuncusu olarak iyi iş çıkartıyor. Wardaddy'nin yaşadığı dönüşüm ve yönettiği tank ekibi içerisinde adeta baba figürüne dönüşmesini net bir şekilde yansıtıyor. Her ne kadar filmde özellikle savaş sahnelerinde bir çok mantık hatası olsa da başta Brad Pitt'in ve ekibin oyunculukları sayesinde 68 milyon Dollar harcanarak çekilen film günü kurtarıyor. Savaş sahnelerinin etkili olması insan üzerinde "savaş kötüdür" mesajı yankılandırıyor. İnançların sorgulanması, kan dondurucu merhametsizliğin içerisinde yeşeren umutlar ve akabinde savaşın yıkım etkisiyle her şeyin anlamını yitirmesi soğuk bir biçimde hissediliyor. Sonunda iş fedakarlığa geldiğinde ise Amerikan askerleri yapılması gerekeni bir kez daha yapıyorlar. Bu yönden kahramanlık vurgusu rahatsız edici boyutta. Halbuki huzuru tanrının yolunda bulan Bible ismiyle karşılaştığımız Shia LeBeouf, Amerika'nın nasıl farklı kültürlerden oluştuğunu gösteren Meksikalı tank şöförü Gordo ve ekibin deli karakteri Grady'nin bize anlattıkları kahramanlıktan uzak halleriyle ters düşüyor.






Ekibe yeni katılan acemi asker Norman'ın masumiyetini kaybedişine tanıklık ediyoruz ki bu durum günümüzde de farklı şekillerde tezahür ediyor. Yönetmen, Norman'ın üzerinden hikayeyi anlatırken hayatta telafiye yer olmadığını ve aslında hepimizin seçimlerimizin sonuçlarını yaşadığını gösteriyor. Machine lakabını alırken bir yandan da onunla birlikte yaşamın kendisiyle yüzleşiyoruz.


Filmin sonunda bir çok açıdan Saving Private Ryan filmiyle benzerlikler olduğunu fark ediyoruz.


Savaşın son döneminin kendine özgü acıları ve zorlukları bir kez daha gözler önüne seriliyor. Yönetmen dünyanın gelmiş geçmiş en kanlı savaşının son günlerini farklı ama gerçekçi bir şekilde anlatmayı kısmen de olsa başarıyor.



Notu : 10 Üzerinden 5





Fury - Film yorumu
Cevapla