Yaratıcılık ve Azimle İlham Veren Zeynep Ağırbaş Sosyal Girişimcilik ve Tasarım Yolculuğunu Anlatıyor!

Bugün, #İlhamVerenKadınlar serimizde hikayesiyle dikkat çeken Zeynep Ağırbaş bizlerle. ✨

Yaratıcılık ve Azimle İlham Veren Zeynep Ağırbaş Sosyal Girişimcilik ve Tasarım Yolculuğunu Anlatıyor!

Yaratıcılığı, yetenekleri ve azmiyle tanınan Zeynep Ağırbaş, zanaat dünyasında kendine özgü bir yer edinmiş bir isim. Eğitimine Rusya'da başlayan Zeynep Hanım, daha sonra Türkiye ve İngiltere'de çeşitli deneyimler kazanarak kariyerine yön vermiş. Şu anda Londra’da sosyal girişimcilik projeleri ve freelance tasarım çalışmalarıyla başarılı bir şekilde ilerliyor.

Zeynep Hanım, bugüne kadar pek çok ilham verici projeye imza attı ve bu süreçte edindiği deneyimlerini bugün bizimle paylaşacak. Yaratıcılık ve zanaat alanında kariyer yapmak isteyen kadınlar için önemli ipuçları ve motivasyon kaynakları sunacak olan Zeynep Hanım’ın hikayesi, umarız ki birçok kişiye cesaret verecek.💪🏻

Zeynep Hanım’ı daha yakından tanımanız için röportajı buraya bırakıyoruz. Onun ilham verici yolculuğunu okuduktan sonra düşüncelerini ve sorularını bizimle paylaşmayı unutma!👇🏻

Zeynep Hanım, öncelikle sizi biraz tanıyalım, ne zaman, nerede doğdunuz, eğitim hayatınız nerelerde geçti? Bize kendinizden bahseder misiniz?

Kadın Tasarımcı
Kadın Tasarımcı

1999 İstanbul doğumluyum. Hayatımı üç farklı ülkede geçirdim. Babamın işi dolayısıyla 2 yaşımda Moskova’ya taşındım ve 10 sene Rusya'da yaşadım. Oradaki ilkokul eğitimimde nakış derslerim vardı ve 6 yaşımdan itibaren el işine aşık oldum. Yazlarımı babaannem ile Fethiye'de tığ işi öğrenerek geçirdim. Çocukken gelecekte de ellerimi kullanarak bir meslek seçmek istediğime karar vermiştim. Sonrasında lise zamanlarım İstanbul’da geçti ve merak ve tutkum Anadolu zanaatlerine kaydı. Anadolu’nun farklı yerlerine giderek ustalarla tanıştım ve zanaatleri onlardan öğrendim.

Bu bilgi ve merakımı en iyi Tekstil Tasarımı okuyarak zenginleştirebileceğime karar verdim ve Londra'da Central Saint Martins üniversitesinde bu bölümü okudum, 2022’de mezun oldum. Yaklaşık 7 yıldır da Londra'da yaşıyorum. şu an hem sosyal girişimim olan Craft Antakya üzerinde hem de freelance moda ve tekstil tasarımcısı olarak çalışıyorum.

Craft Antakya projesini hayata geçirmeye nasıl karar verdiniz, İlham veren serüveninizi bizimle paylaşır mısınız?

Craft Antakya Projesi
Craft Antakya Projesi

6 Şubat depremi meydan geldiğinde Londra’da tekstil tasarımcısı olarak çalışıyordum. Hem bölgeye uzak olmak, hem de aslında elim kolum bağlıymış gibi oturmak, beni kendi açımdan çok büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Bu psikolojiden çıkmam ve gerçekten de işe yarayacak bir şeyler yapmam gerektiğini biliyordum.

Hatay’la ilk tanışmam üniversitede, Londra'da Central Saint Martins’te Tekstil Tasarımı okurken olmuştu. Birinci sınıfta, Hatay’da çok sevdiğim bir dokuma üreticisinin ürünlerini alıp, projemde kullanmıştım. Hem öğretmenlerime hem de arkadaşlarıma Hatay ipeğini ve el dokumalarını tanıtmaya çalışmıştım. Depremden sonra hemen çalıştığım Antakyalı üreticileri arayıp nasıl olduklarını sormak istedim ve sizler için ne yapabilirim dedim. Antakya’dan daha önce çalıştığım Yılmaz Abi de bana dükkan ve atölyelerinin büyük hasar gördüğünü, ancak enkaz altından 10.000’e yakın ipek şal ve pamuk peştemal kurtarabildiklerini söyledi.

Hemen arkasından ben kurtardığım stokları satıp, Antakya’ya geri dönmek ve atölyemi açarak baba mesleğime devam etmek istiyorum dedi. Bu konuşmadan sonra aslında atölyelerin yıkılışı ve zanaatkarların evsiz ve işsiz kalmasıyla, Hatay’da nesillerdir devam eden bu zanaatların yok olma riskinin ortaya çıktığını fark ettim ve bu da beni çok korkuttu. Özellikle çok sayıda kadın, evlerinde ipek böceği besleyerek ve tezgahlarda ipek ve peştemal dokuyarak hem geleneklerini sürdürüyor hem de hayatlarını kazanıyordu. Hayatlarını kurtarabilen kişiler, kendi işlerini yapamadıkları için dışarıdan gelecek yardımlara mecbur kaldılar. Ülkenin gündemi değişip halkımızın odağı depremden uzaklaşınca, bu kişiler ekonomik zorluklarla baş başa kalacaktı.

Özetle, deprem bölgesindeki dokuma ve kumaş üreticilerinin hem sürdürülebilir bir ekonomik kazanca, hem onları yeniden hayata bağlayacak bir motivasyona, hem de birlikte hareket etmeye ihtiyacı vardı. İşte bu noktada “Craft Antakya” fikri ortaya çıktı. Çalıştığım iki üreticinin elindeki ürünlerle bir katalog hazırladım ve Instagram’dan destek çağrısı yapıp, ilgilenenlerle paylaştım. Daha önce kullandığım dokumalar olduğu için de hem kalitesine hem de işçiliğine çok güveniyordum. Tanıdığım, tanımadığım tüm perakende mağazalarına, otellere hatta dükkanların web sitelerine ulaşıp ürün kataloglarını paylaştım, satış ve pazarlamada çok hızlı olmaya çalıştım. İlk satışımı İngiltere’de TAKK adlı bir kişisel bakım markasına yaptım, sonrasında da İstanbul’dan talepler gelmeye başlayınca kendimi 1 hafta sonra Hatay’da üreticilerle birlikte ürün seçerken buldum. Gelen siparişleri, farklı üreticilerden bulabildiğim stoklarla topladım, kargo olmadığı için Adana’ya getirip değişik bölgelere kargoladım. İstanbul’dan gelen siparişleri de bavulumda uçakla getirip sipariş veren noktalara kendim dağıttım. Üreticilerin kurtardığı ve siyah poşetlere koyduğu ürünleri ev ev gezerek açıp diziyor, sayıyor ve seçiyorduk. Sonra başka bir köye, başka bir üreticinin evine. Craft Antakya, yerel üreticinin ihtiyaç duyduğu tüm bağlantı ve iletişim kanallarını kuruyor. Aslında üretici ve alıcı arasındaki köprüyüz. 28 Şubat 2023’ten bu yana proje, güzel işbirlikleri ile büyüdü ve 21’den fazla kurumsal müşteri ile iletişime geçip toplam 3500’den fazla ürün satışı gerçekleştirdik. Üreticilerimizin ürünlerini Gusto mağazalarında, The Marmara Taksim otelinde, Lokal Mağaza gibi farklı noktalarda satışa sunuldu. Otokoç ile işbirliğimiz sayesinde bölgedeki iki kadın üreticimize hem yaşamaları hem de üretmeye devam etmeleri için konteyner sağlandı, Hepsiburada ile işbirliğimizde kadın üreticilere platformda satış yeri verildi. Bugün Craft Antakya platformu sayesinde üretmeye devam etmek isteyen 16 Hataylı üretici ve zanaatkar ile iletişimdeyiz. Hatay’da kalan tüm üretici ve zanaatkarlara da ulaşmaya devam ediyoruz. Dokuma ve ipekçilik alanında başladığımız projemizde, Hatay’a özgü mozaik zanaatkarları ve bitkisel sepet örücülüğü yapan zanaatkarlarımız da eklendi. Temel amacımız uzun soluklu ve sürdürülebilir iş birlikleri kurup Hatay’a hem ekonomik hem de sosyal iyileşme açısından destek olmak.

Sergilenen “Sev Kardeşim” koleksiyonunuz kadın dayanışmasıyla oluşturuldu. Koleksiyon nasıl ortaya çıktı, yaratıcı sürecinizi anlatabilir misiniz?

Sev Kardeşim Koleksiyonu
Sev Kardeşim Koleksiyonu

British Council’ın ‘Yaratıcı İşbirlikleri’ Hibe Programı kapsamında, Deprem Dayanışma Derneği ile İngiliz tasarımcı partner olarak benim yer aldığım bir proje yazdık ve kabul edildik. Deprem Dayanışma Derneği, 6 Şubat’taki yıkıcı depremden sonra kurulan Samandağ’da yer alan Rimmen Kadın Kooperatifi’ni destekliyordu. Bu kooperatif, Samandağlı kadınların depremden sonra üreterek iyileşmek için bir araya gelmesiyle oluştu. Şimdi üç mekanda 40 kadın bu çalışmalara katılıyor. Özellikle bu dayanışma ve elişinin gücünü kanıtlamış olan bu ilham veren kadınlar ile çalışma fırsatını yakalamak beni çok mutlu etti. Projenin başında ben Kooperatifteki kadınlara renk, iplik ve tasarım konusunda atölyeler verdim ve bu atölye çalışmaları sırasında, kadınların yetenek ve becerilerini keşfettim ve güçlü yönlerini belirledim. Bazı kadınlar boncuk işi ve takı yapımında beceriler gösterirken, diğerleri tığ işi konusunda ustalık gösterdi. Daha sonra, kadınların güçlü olduğu yönleri göz önünde bulundurarak bir kapsül moda ve takı koleksiyonu tasarladım - bu koleksiyondaki amacım kadınların yetenek ve becerilerini sergilemekti.

Şubat ayından Mayıs ayına kadar, kooperatifi düzenli ziyaret ederek ve rehberlik ederek, koleksiyon şekillendi. Bu atölyelerde deneyimlediğim neşe, Yeşilçam filmlerini izlerken yaşadığım mutluluğu yansıtıyordu. Kooperatifteki her kadın, her zorluğun üstesinden gelen ve imkansızı başaran bir Yeşilçam kahramanı gibiydi. Bu yüzden ilhamımı Yeşilçam filmlerinden, Türk sinemasının altın çağından aldım. Filiz Akın, Türkan Şoray, Fatma Girik ve Hülya Koçyiğit gibi efsanevi kadın karakterlerin zarif ama cesur ruhunu yakalamayı amaçladım. Koleksiyonun nostaljik teması ve zamansız silüetleri, kooperatifteki kadınların çocuklarının yaptığı çizimlerden ilham alınarak sürrealist çiçek motifleriyle birleşti. Hatay’da kaldığım süre boyunca çocuklarla çizim yaparak vakit geçirdim ve bu yaratıcı çizimleri tığ işi ve boncuk işleme desenlerine dahil ettim. Her bir parçanın tığ işi ve boncuk işleme teknikleriyle yapıldığı, el emeği ve zanaatlerin kutlandığı “Sev Kardeşim” koleksiyonu ortaya çıktı.

“Sev Kardeşim” koleksiyonu iki defa sergilendi. İlk sergi, 11 Mayıs’ta Hatay’da gerçekleşti ve üç stüdyodan oluşan Rimmen Kadın Kooperatifi’nin tüm kadınları, birlikte yarattıkları eserlerin hayat bulduğunu gördü ve kutladı. İkinci sergi ise 24-25 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da Postane’de gerçekleşti. Mekan, eski tip koltuklar ve dantel işleriyle 1970’lerin film setine benzeyecek şekilde dekore edildi. Yeşilçam klasiklerinden sahneler projeksiyonla yansıtıldı. Etkinlik, modellerin “Sev Kardeşim” şarkısına dans ederek tasarımları sergilediği daha çok kutlama havasında bir defile ile başladı. İkinci turda, modellere Rimmen Kadın Kooperatifi’nin kadınları da katıldı ve izleyiciler sevgi ve saygıyla kadınları alkışladı. Kadın dayanışmasının gücünün gösterildiği ve moda aracılığıyla zanaatlerin kutlandığı bir sergi oldu.

Kariyerinizde adım adım ilerlerken karşınıza çıkan zorluklar nelerdi, bu zorlukları nasıl aştınız?

Ben mezun olduktan sonra hemen kendi markama başladım. Bu kadar hızlı bir şekilde bir girişimci olmak ve kendi işimi yapmak çok zorluydu. Bir işi sıfırdan başlatıp, her detayın kendi sorumluluğumda olması, korkutucuydu. Çok çalışarak ve çevremden yardım isteyerek bu zorlukları aştım. Craft Antakya’ya da başlayarak bir sosyal girişimci olmanın tadını tattım. Sosyal girişimci olmanın güzelliği etrafımdaki diğer sosyal girişimcilerin çok güzel bir destek ağı oluşturmasaydı. Bu yüzden kariyerine girişimci olarak başlayıp devam etmek isteyenlere, çalışmaktan çok zevk aldığınız işler yapmak ve etrafınızı diğer girişimciler ile doldurmayı tavsiye ederim.

Kariyer yolculuğunuzda “kadın” olduğunuz için zorlandığınız bir durum yaşadınız mı? Bu durumlarda kişisel çözüm öneriniz nedir?

Kadın Dayanışması
Kadın Dayanışması

Özellikle tekstil sektörü çok erkeğin çalıştığı bir endüstri. İlk başladığımda hem genç hem kadın olduğum için iş yaparken zorlanmıştım, ciddiye alınmamıştım. Ancak işimi çok sevdiğim için ve çok bilgili ve meraklı olduğum için kısa sürede kendimi kanıtladım. Bu yüzden her zor durumda, işe olan istek ve azminizi etrafınıza gösterirseniz - eminim etrafınızdakiler de size kolaylık sağlayacaktır. İkinci tavsiyem ise, eğer sizi çok zorlayan durumlara düşseniz ve haksızlığa uğrasanız bile, baş kaldırmaktan ve sesinizi duyurmaktan korkmayın.✨💪🏻

Kariyeriniz şüphesiz ilham almaya ve olmaya çok açık. Peki, siz kariyerinizi inşa ederken ya da kariyeriniz boyunca kimlerden ilham aldınız? Kimleri ilham verici buluyorsunuz?

Tasarım Defteri İlham Kaynağı
Tasarım Defteri İlham Kaynağı

Sisteme meydan okuyan ve değişime öncülük eden güçlü kadınlar bana her zaman ilham oldu. Mesela, tekstil sanatını saygın bir form haline getiren öncü tekstil sanatçısı ve tasarımcı Anni Albers, erkek egemen bir alanda sınırları zorlayarak işleriyle ve bakış açısıyla bana çok ilham vermiştir. Türkiye'de direniş ve sosyal adaletin simgesi haline gelmiş Selda Bağcan da, hem sesiyle hem de şarkı sözleriyle beni hem bireysel olarak hem de tasarım kariyerimde çok etkileyen kadınlardan biridir.

Kadınların el emeği ürünlerini moda dünyasına kazandırmanın önemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

El Emeği
El Emeği

Bu kariyeri seçmemin en önemli nedenlerinden biri, küçük yaştan itibaren Anadolu'daki yetenekli kadınlarla tanışmam ve onların ustalıkla yaptığı el işlerini dünyaya tanıtma arzumdu. Anadolu kadınının becerikliliği ve yaratıcılığı, işimde her zaman büyük bir ilham kaynağı olmuştur. Moda endüstrisinin, kadınların el işlerinden büyük fayda sağlayabileceğine inanıyorum.

Kadınların moda tasarımcıları ve markalarla çalışması, her iki taraf için de büyük bir potansiyel taşımaktadır. Kadınların sipariş almaları ve finansal güç kazanmaları, hem kendi zanaatlerini geliştirme fırsatını yaratabilir hem de onların özgüvenlerini yükseltir. Ayrıca, çevreye en çok zarar veren endüstrilerden biri olan moda sektöründe, daha fazla kadın ve el işçiliğiyle çalışmak çevresel açıdan önemli bir etki yaratacaktır. Kadınlar ile çalışmak, modanın etik ve adil çalışma sistemiyle sosyal etkisini de artıracaktır. Bu iş birliğinin dünyada büyük bir etki yaratacağına her zaman inandım ve bu inancı daha geniş kitlelere göstermek için çalışmaya devam edeceğim.

Sizin gibi hayallerinin peşinden giden genç kadınlara içlerindeki gücü fark etmeleri ve kariyer yolculuğunda durmadan ilerlemeleri için ne tavsiye edersiniz?

Tasarımcı
Tasarımcı

Öncelikle kariyer seçiminizi yaparken çok sevdiğiniz ve her gün o işinizin heyecanıyla kalkacağınız bir iş seçin. Severek yapılan bir iş, çok daha etkili ve verimli yapılır. Hem siz mutlu olursanız, etrafınızdakiler de motive olur. Bir de imkansızlıklara inanmayın, eğer bir şeyi başarmak istiyorsanız peşinden gidin, pes etmeyin. Kendinize güvenin ve yapabileceklerinize inanın.✨💖

Bu keyifli röportaj ve hikayesini bize anlatarak projemize verdiğiniz destekten dolayı Zeynep Hanım’a çok teşekkür ediyoruz. 💜

Senin hayalindeki meslek nedir? Hayallerine kavuşmak için neler yaptın bugüne kadar? Hiçbir girişimde bulundun mu? Görüşünü bekliyoruz.

Yaratıcılık ve Azimle İlham Veren Zeynep Ağırbaş Sosyal Girişimcilik ve Tasarım Yolculuğunu Anlatıyor!
Cevapla