Panik atak ve anksiyetesi olan insanlara neden hâlâ hasta gözüyle bakılıyor?

Bugün bir şeyi çok net fark ettim: Bu dünyada psikolojisi iyi olmayan insanlara hâlâ “hasta” gözüyle bakılıyor.

Bugün bir arkadaşımla sohbet ederken erkek arkadaşımdan bahsettik. Bana, “Sakın onunla bir şey düşünme, o da hasta,” dedi. Ama bilmediği bir şey vardı: Bir zamanlar benim de anksiyete bozukluğum vardı.

Ve şunu söylemek istiyorum; bizler “hasta” değiliz.
Biz sadece sizin içinizde bastırıp susturduğunuz, görmezden geldiğiniz duyguları bazen dışa vuruyoruz.
Siz güçlü görünmeye çalışırken içinizde sessizce savaş veriyorsunuz, biz ise o savaşı bazen görünür yaşıyoruz.

Ama bu, bizi eksik, problemli ya da uzak durulması gereken insanlar yapmaz.

Asıl yorucu olan şey anksiyete ya da panik atakla yaşamak değil;
insanların sana acıyarak bakması, seni anlamadan etiketlemesi ve seni sadece yaşadığın durumla tanımlaması.

Bazen sadece anlaşılmak istiyoruz.
Bir atak anında bize acır gibi değil, anlar gibi bakılmasını istiyoruz.
Bize “normal değilmişiz” gibi davranılmasını değil, sadece insan olduğumuzun hatırlanmasını istiyoruz.

Çünkü bizler kırık değiliz.
Sadece biraz daha fazla hisseden, biraz daha fazla düşünen ve bazen bu dünyanın yükünü içimizde daha ağır taşıyan insanlarız.

Panik atak ve anksiyete bozukluğu yaşayan insanlar olarak “hasta muamelesi görmekten” gerçekten çok yorulduk.
İhtiyacımız olan şey yargı değil, anlayış.
Acıma değil, empati.
Uzak durulmak değil, gerçekten görülmek.
Panik atak ve anksiyetesi olan insanlara neden hâlâ hasta gözüyle bakılıyor?
Cevapla