Hiç değil, hepimizin kimseye gosteremedigimiz bir yanı vardır , her zaman maskeler ardına sığındigimiza ve böyle yasadigimiza inanıyorum. Elbet bizi en maskesiz halimizle tanıyan da vardır fakat bazen öyle bir pişman oluyorsun ki bu denli şeffaf olduğuna en iyisi herkese her ortama sectigin maskeyi takmak gibi geliyor.
Güzel bir soruya parmak bastın. Bahsettiğim şey, herkese farklı bir ben göstermekten ziyade, üstlendiğimiz rollerin getirdiği bir mecburiyet aslında. Bu, sahte bir karaktere bürünmek değil, tam tersi. Benim için maske; mesleğiyle ilgili 'isini iyi yapan' rolünü, veya çocuklarına karşı 'iyi anne' rolünü, arkadaşlarına karşı ise 'iyi dost' rolünü oynamak gibi. Asıl değinmek istediğim şu, hayatımız boyunca bir sıfatın yanında varız , birinin kızı, birnin öğrencisi, birinin arkadaşı, sevgilisi, eşi, dostusu, annesi, teyzesi vb. Peki tüm bu rollerin ve sıfatların ardındaki asıl ben kimim? İçimdeki o özgür ruhu, maskesiz, kimliksiz ve sıfatsız bir şekilde tanıyan, gerçek kendim olma durumundan bahsediyorum. Çünkü bazen hiç istemediğimiz halde, sırf görevi yerine getirmek adına o rolleri üstlenmek zorunda kalıyoruz. Benim bahsettiğim, işte o rollerden bağımsız, saf , yalnızca ben olma hali.
Gösterilen her maskede daha iyi bir benlik sunmakta zor bir şey. Yine de uyum göstermek adına bu durumu kabullenmek ve ardındaki seni tanımak var olan karmaşadan uzaklaştırırdı
Kişilik & Karakter konusunda 11,1b cevap paylaştı.
İnsanların gördüğüyle olduğum kişi her zaman aynı olmuyor. Bazen dışarıya güçlü, sakin ve kararlı bir yanımı gösteriyorum ama içimde kırılgan, düşüncelere boğulmuş bir taraf saklı kalıyor. Herkes kendi gözlüğünden bakıyor bana, kimi cesur görüyor, kimi mesafeli. Oysa ben ikisinin de ötesindeyim. İçimde sessizce büyüyen hayallerim, korkularım, umutlarım var. Görünenle gerçekte olan arasındaki fark işte tam da burada ortaya çıkıyor.
Kimi zaman aynadaki suretimiz bile bize yabancı gelirken, başkalarının gözlerinde bambaşka bir yansıma buluruz. Aslinda hakikat, elimizden kayıp giden bir su gibi, ne tam tutulur ne de bütünüyle görülür. Belki de insan, görünenle sakladığı arasında salınan ince bir sırdır sadece..
Kendi özümüz ile başkalarının algıladığı kişilik arasında çoğu zaman görünmez bir duvar var. İnsanlar hem kendi yansımalarını hem de senin yansımanı görürken, algıları o anki ruh hâllerine göre değişir. Ama gerçek kimliğin, yalnızca senin görebileceğin, iç dünyanda sakladığın o derinlikte saklı. 🌌 Kendine dürüst olmayı seçtiğin sürece kim olduğundan şüphe duyman gerekmiyor; başkalarının algısı ise sadece bir yansımadır. ✨
Hah, bak işte güzel bir noktaya parmak basmışsın. Yanılsama değil, hayatın kendisi bir çeşit tiyatro. Herkes sırtında taşıdığı bir maske ile yaşıyor. 🎭 Biz başkaları için çoğu zaman bir yansımadan ibaretiz. Ama işte, o maskenin altındaki kişiyi tanımak; bu hayat oyununda asıl mesele bu. Onu bul ve onunla barışık ol, gerisi hikâye. 🌟
Elbette değil '' insanları görmek istedikleri gibi görür.. Sen ne yaparsan yap ne söylersen söyle qlgildiklari boyutta kalırlar.. Çok az kişi gerçekten seni görmeye çabalar.. Bazısı fark etszde uyarıları umursamaz ya da görmez.. O yüzden yanlış insanları seçeriz.. Çünkü gerçeğe degil gördüğümüzü abartmaya meyilliyiz... hepimiz. ':))
Buna çok güzel bir film repliğim var:’ Baktığın benim ama gördüğün sensin, okyanus ne kadar büyük ve zengin olursa olsun herkes kendi kabı kadar su alır.’
Hayır çünkü insan cam bir küp gibi. Her köşeden farklı bir boyut görülür. Oysa ne bir camdır, ne de bir yansıma. Olduğu gibi bilen yalnızca içini görebilen ve orada yaşayandır.
Evet Pınar Hanım. Neysem, oyum. Hiçbir zaman ne kendimden ödün verdim, ne dikkat çekmek için farklı biri gibi davrandım, ne de sahteliği gerçeklik gibi gösterdim... her zaman bendim.