Uzak diyarlarda, bilgeliğiyle meşhur yaşlı bir âlim yaşardı. Yüzüne her bakan, gözlerinde derin bir okyanus gibi engin bir bilgi birikimi görürdü. Fakat o, ne zaman kendisine bilge denilse hafifçe gülümser ve başını iki yana sallardı.

Bir gün, genç bir adam uzak bir şehirden gelip âlimin kapısını çaldı. Dizlerinin üzerine çökerek, “Efendim, sizin gibi bilge bir zatın yanında ilim öğrenmek istiyorum. Bildiklerinizle bana yol gösterin,” dedi. Yaşlı âlim gencin gözlerindeki öğrenme arzusunu gördü ve onu nazikçe içeri buyur etti.
Bir süre genç adam âlimin sohbetlerine katıldı, kitaplarını okudu ve her fırsatta sorular sordu. Günler geçtikçe genç, öğrendikçe kendini daha bilgili hissetmeye başladı. Bir gün, kendini tutamayıp sordu: “Efendim, artık birçok şey öğrendiğimi düşünüyorum. Siz de hayatınızı ilme adadınız. Her şeyi biliyor olmalısınız. Bildiğiniz her şeyi bana da öğretir misiniz?”
Yaşlı âlim gülümsedi ve eline boş bir kâse alarak genç adama uzattı. “Bu kâseyi al ve Testinin içersin de tüm suyu bu bardağa doldur, Şayet bunu başarabilirsen sen zaten gerçek bir Alim olmuşsundur dedi ve elindeki testi ile bardağı öğrencisine uzattı. Bu bardağı doldurduktan sonra da istersen dilediğin kadarını da dökebilirsin,” dedi. Genç adam, kâseyi alıp suyla doldurdu. Ancak Testideki suyu bardağa dökmeye kalkıştığında fark etti ki kâsenin içinde ki su bardakta ki sudan daha fazla ve artık bardak içine alabileceği kadar suyu alamazdı öğrenci hocasına döndü.
“Efendim, kâse zaten dolu olunca daha fazla su dolduramıyorum,” dedi.
Yaşlı âlim hafifçe başını salladı ve şöyle dedi: “İşte insanın bilgisi de böyledir. Kendini dolu sanan kimse, yeni bir şey öğrenemez. Bu bardak gibi çok azıcık ile su ile dolar. Ancak kendisini sürekli boş bir kâse gibi görenler, yani öğrenmeye aç ve mütevazı olan kişiler, Doldukça dolmazlar ve hakikatin derinliklerinden kana kana bilgileri içebilirler."
Hocası gence; "Evlat ben kendimi hep boş bir kâse gibi görürüm. Çünkü bilginin sonu yoktur ve ben de hâlâ öğrenmeye muhtaç birisiyim.”
Genç adam, âlimin sözlerinden derin bir ders çıkardı. O günden sonra, öğrendiği her bilgiyi bir başlangıç olarak gördü ve her zaman öğrenmeye açık bir zihinle ilerledi. Ancak bir gün, yaşlı âlim ona şu soruyu sordu: “Evladım, bunca şey öğrendin ama öğrendiklerinle ne yaptın? Bilgi eğer sadece zihninde bir yük olarak duruyorsa, tıpkı kitap yüklü merkepler gibi olursun. Bilgi, fayda sağlamadığı sürece sahibine ağır bir yükten başka bir şey değildir.”
Genç adam bu sözler üzerine derin bir düşünceye daldı. O günden sonra bilgiyi sadece öğrenmek için değil, başkalarına fayda sağlamak ve hayırlı işlerde kullanmak için de çabalamaya başladı. Çünkü anladı ki, gerçek bilgelik sadece öğrenmek değil, öğrendiklerini hayata geçirebilmektir.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer