‘Belki de en korkunç şiddet buydu: durmak, insan kaçarken başkasının, dururken kendi kanında boğulur. İnsanın kendine biçtiği cezadan daha acı olanı yoktur. İnsanın kendine verdiği cezaların ilki işlediği suçtur. İsteyerek felç geçiren insanlar dururlar ve her saniyesinde bin bir hareketin olduğu bir filmde donmuş tek kare olarak yaşarlar. Çünkü korkarlar. Geçmişten ve gelecekten.’ der Hakan Günday.
Filmin başında keltoş zenci abimiz, matrix abimize 2 tane hap uzatıyo. Biri mavi biri kırmızı. Diyo ki "Bak koçum, bu haplardan birini içiyosun şimdi. Ama ikisinin de etkisi farklı. Mavi hapı alırsan uyanıcaksın ve gerçek olmayan simule dünyada her şeyden habersiz yaşicaksın. Cehalet mutluluk getiricek, öyle boş boş simülasyonda yaşayıp ölceksin. Kırmızıyı hüpletirsen simülasyondan uyanacaksın ve acı gerçeklerle yüzleşiceksin. Sonra ciyak ciyak ağlama, depiği bi koydum mu beyaz ışığı görürsün bak. İyi düşün taşın, benim canımı sıkma. Bu haplanmanın geri dönüşü yok" diyo. Matrix abimiz de kırmızı hapı hüpletip gerçeklerle yüzleşiyo ve film başlıyo
Hmm sadece gerçek ve yanılsama üzerine bir seçim yani. Kırmızıyı seçmek o an için mantıklı ama mavide de cahilliğin getirdiği hayatta fena değil gibi. Ot gibi yaşamak isteyenler için. Çok konuşulan filmlere antipati besliyorum o yüzden izlememiştim.
Devam filmlerini ve fight club gibi. filmleri de izlemedim. Senelerdir de ısrarla merak etmiyorum. Anlıyorum yani. Bence mavi hap her türlü kötü gibime geliyo