Bir boşluktan düşüyorsun hızlıca ve elinden tutanların azlığı "gerçek bu mu yani?" sorgulamasına itiyor insanı. Seni sen olduğun için bilen ve kabul edenler ortak oluyor o basit gibi görülen derdine. Yeni imtihanlar sıralanıyor ve yalnız kalıyorsun şatafatın ardından. Artık kimseyle sonsuzluk kavramı içinde bulmuyorsun kendini sonrasında. Ne tuhaf... İçimde derin bir ölüm sessizliği ve mutsuzluk... Ümitsizlik bu yüzden yakın arkadaşım oldu sanırım. Size de oluyor mu arada?
Fazlasıyla sorgulamaya başladıktan sonra hayatın eski tadının olmaması ümitsizlik sebebi midir?
Hayat bir noktada hep buna itiyor zaten, belki daha güçlü olmamızı sağlamak için, belki her biri birer imtihan ve nasıl çıkacağımızı görmek için falan ama bazı şeyler fazla ağır geliyor. Çıkmasına çıkılıyor da kalan hasarlarla yaşamakta bir o kadar güçleşiyor. Hayatımın eski tadı yok, eskisi gibi de değilim. Olmamam gerekiyor, kendimi kaptırdığım an sürüklendiğimi hissediyorum ve bunu yaşamak istemiyorum ben. Sürekli düşüyoruz, kalktığımızı sansakta en ufak bir olayla aslında hiç kalkamadığımızı farkediyoruz ama ayakta olduğun zaman da tekrar itmek için bir ton şey oluyor. Böylesi daha güvenli belki de, kendinde güç bulabildiğin an kalkmak çok daha iyi. Acele etmeden, paniğe kapılmadan... Yalnızlığıma sığınmak insanlara sığınmaktan daha iyi geliyor, kimseden bir el beklemiyorum, gelene de elini tutacak kadar güvenmiyorum. Bir şekilde böyle yaşamaya alıştım.
Yeis öyle bir bataklık tır kin düşme sen de bogulursun Hele azmine bir sarıl bak ne olursun... Her değişim sancılıdir biraz değişmeden gelismek mümkün müdür sence Çektiğin sancılar bu gelişimin yan etkileri ise sakin çekinme. Necip Fazıl gibi çekilecek bu çile Bazende senin gelişimine uyum saglayanaz çevren ve senin bir an evvel eski haline dönmeni isteyerek başlarlar şikayete ve senin enerjini emmeye buna da dikkat etmek lazım. Unutmamak lazım ki hayat bir yolculuk senin hızına uymayan ilişkilerin seni yavaşlayacak veya kötü hissetmenin saglayacaktir
Hiçbir şey ümitsizlik için sebep değildir, olamaz, olmamalı. Ne kadar üzülürsek, kederlenirsek ya da sıkılırsak sıkılalım, hepsinin bir sonu oluyor mutlaka. Bunu hayatımız boyunca defalarca yaşıyoruz. Her gecenin ardından yine gündüzü görüyoruz. Belki sonra tekrar karanlığa düşüyoruz bir ara... ama o da bitiyor. Tek yapmamız gereken kendimize bunu hatırlatmak. Geçmişte geldiğimiz eşikleri, gördüğümüz dipleri ve sonrasını hatırlamak.
Ben alışım benim ruh halim günde 10 defa değişir. Fakat size gelecek olursak dünyanın eski tadı kalmadı ahir zamanda yaşıyoruz ve siz de bunu fark etmişsiniz sanırım her şey çıkar menfaat olmuş hak etmeyenler değer görür olmuş hak edenler yalnız hatta bazen aşağılanır ayak uydurmadıkları için bu düzene vs.
bu soruya verebileceğim en güzel cevap , cehalet mutluluktur , bilmezsin ve bildiğin kadarı seni mutlu etmeye yeter bildikçe sorgular sorguladıkça da mutsuzlaşırsın,