Hepimizin başına gelen bir durumdur bu. Bazı şeylere karşı susmak zorunda kalırız veya yutmak zorunda kalırız. Sonra bir bakarız ki içimize attığımız şeyler birikmiş, biz altında eziliyoruz. Bu durumlarda ne yaparsınız?
Anlatamayıp içine attığın şeyler biriktiğinde ne yaparsın?
Elden bir şey gelmeyeceği için başka işlerle oyalanırım. Müzik dinlerim. Resim çizerim. Düşündükçe üzülmek neden sonucu değiştiremedikten sonra. Kendime eziyet etmem. İçimi dökeceğim kimse yok ise bir kâğıt alırım ve yazarak içime dökerim. Rahatlarım. Ben kitap yazıyorum üç yıldır. Ressam ve heykeltraşım. Kitap yazmak daha doğrusu yazmak anlatmaktan daha kolay. Yazdığın kâğıt senin desteğin, senin tesellin, seni en çok anlayan arkadaşın olur. Bağırmak çağırmak ağlamak kendini perişan etmek daha çok üzülmenize yol açacaktır. Çünkü içinize atarsınız. Camı açıp bağırmazsınız böyle böyle oldu diye. Duyurmazsınız. Başkaları duysun istemezsiniz. Bağırarak ağlayarak rahatlanmaz ya da iç dökülmez. Bunları paylaşacağın birini bulunca rahatlarsın çünkü seni dinleyen biri sana değer veriyor demektir. Neden ağlayarak kendini perişan edeceksin. Bir kişiye ihtiyacın yok. Herkes her zaman yanında olmayacak ve ihtiyacın olduğu teselliyi tam veremeyecektir. O arkadaşınız gittiğinde siz yine bir başınıza kalacaksınız. Ama hep yanınızda olan biri olacak: yazarak içinizi döktüğünüz defteriniz. Hiç kimse sizi teselli edemez sizin kendinizi teselli ettiğiniz gibi. Yazıları yazdığınız o defteriniz sizin teselliniz olmayacak. Siz kendiniz olacaksınız bunu. Defteriniz sadece size yardımcı olacak ne zaman ihtiyacınız olunca. Yazı yazmak sihir gibi. Masal gibi. Bu dünyadan değil gibi. Gerçekten. Ben de yazarak öğrendim. Yazmaya başladığınızda demek istediğimi anlayacak yahut daha iyi anlayacaksınızdır.
Kolay kolay duygularımı dışa vuramıyorum.. Biriktirip biriktirip patlamam gerekiyorsa yaptığım bir şey var.. Benim sürekli gittiğim yüksek bir tepe var çok sote bir yerde.. Oraya çıkıp bağırıyorum.. Bilmiyorum ama bu sanırım beni rahatlatan yegane şeydir. Zarar vermek istemiyorum çünkü.. Eğer içimdeki öfke dışarı vurursa insanlara ciddi anlamda zarar verebiliyorum.. Keyifli günler..
İnsanın belki de en zayıf, en çaresiz hallerinden birisidir. İçiniz de bir şeyler birikmiştir. O bir şeylerden kastım, anlatamadıklarınızdır. Bağırmak istersini, yutkunursunuz o an boğazınıza acılarınız, vazgeçişleriniz, kırılmış umutlarınızın kırıntıları yapışır. Kalabalıklar içerisindesinizdir belki de o kalabalığın içinde kimse duymaz içinizde kopan fırtınaları. İnsanlar sahte gülüşlerin arkasına gizlemiştir. Ağır, aksak insani duygularını. Sizin iç sesiniz yüreklerinin surlarını döver. Lakin yıkamaz. Siz, kalabalıklar içinde yalnızlığınızı sırtlanmadınız mı? Neden soruyorsunuz şu an sesimi neden duymuyorlar diye. Pişmanlıklarınız, keşkeleriniz sıralanır bir tesbih tanesinin yolculuğunda... 🍀Tanrı kimseyi böyle bir durumla karşı, karşıya bırakmasın..
Merhaba, Böyle durumlarda en iyi dostum uzuuuun yürüyüşler olur. Kendime anlatırım dertlerimi, hüzünlerimi ve sevinçlerimi... Herkese öneririm. Düşünsenize bir en zor anlarınızda dahi yanınızda sadece kendiniz vardınız. Kendinizi sevin, değer verin. Tek işe yarayan tavsiyem budur. Işıkla kalın...