Titreyen bir bakıştı çaresizliği Feryatlar çekiyordu, nefesi Kalbi ile zihni arasında saplanan nokta ise Umut besliyordu, her zamanki gibi
Kasvetli bir gülümsemeyle taçlandırdı, özgürlüğünü Her zaman ki mütevazi aşkıyla Son kez bakıyordu, kendisine yaşam veren insana Gülümsüyordu, titrek bakışlarıyla
Artık özgürdü, güneşin çekimser gülümseyişi karşısında Bedeni yorgundu, hapsolmuş süreç içerisinde Fakat bedeninde bir kasvet, alışılmadık bir biçimde Yaşamanın dayanılmaz hafifliğini keşfedercesin
3 Aşamadan oluşan bir şiirim. 3'ün de de farklı duygular barındıran fakat aşama aşama ilerleyen.
Birinci dörtlükte kişi artık tutsaktır, ve hapsolmuş hissetmektedir.
Bu kişinin bir süreç sonrası dipte olduğu an olabilir, babasını kaybettiği gün olabilir, sınavdan başarısız not aldığında olabilir.
İkinci dörtlükte hapsolan çehresi biraz rahatlamıştır, zaman ve süreç geçmesinden ötürü biraz daha mutlu olacaktır.
Bu mutluluk o ruh bunalımından kurtulmasından ötürü olabilir. Fakat bu mutluluk değil sürece bağlı hissizliktir, çünkü yaşadığı ufak bir sevinçte o eylemi unutacak ve kendini mutlu hissettiğini zannedecek ama bir yandan korku duyacak, ''Ya tekrar sınavı kazanamazsam, ya tekrar annem öldükten sonra babamda ölürse?'' gibi şeyler besleyecek dolayısı ile endişeler var olacaktır.
Üçüncü dörtlükte ise artık huzur ve sevinç vardır, çünkü kaygıları ve endişeleri çözülmüştür.
''Sınavı kazanmıştır, babasının ölümünden sonra, annesi ölmemiştir.'' Fakat bu süreç, en başa dönebilir yine bir başka umutsuzlukta. Sadece bu evrelerdir.
Pekala konunun son kez üstünden geçelim.
Özgürlük dediğimiz zaman ilk önce neyin özgürlüğü olduğunu sormamız lazım. İlk özgürlük elinden alındığı zaman kişi çaresiz hissetmek yerine, hapsolduğunu hisseder. Bu çok önelidir, kişi sıkışan bir gaz gibidir. Her yeri tutsak olmanın acısıyla dolar, bu genelde ilk haberdir. Ailesinden gelen bir kötü haber, sınavdan alınan bir başarısız sonuç, ilk acıdır. Kişinin özgürlüğüne darbe vuran ilk acıdır bu.
Kişi sahip olduğu acıyı, süreç geçtikçe biraz olsun unutacaktır, bu bir bekleyişin verdiği kayıpsızlık eylemi olabilir.
Eğer bugün annenizi kaybederseniz, yarın ve öbür günler babanızı kaybetmezseniz, bu bir tutunma olabilir sizin için, fakat tam burada korku başlayacak, ya babamı da kaybedersem? ya kaybettiğim sınavı, tekrar girdiğimde kaybedersem? daha önce olup acı veren bir olayın, tekrarlanma ihtimaline karşı beslenilen bir duygudan ibarettir bu his.
Son evreyi siz belirlersiniz.
Zira oluşan korkularınız, bir endişeye bağlıdır. Bu endişeyi yaratan ise, sizin o ilk acıyı hissetmenizden dolayıdır. (sınavı kaybediş, annenizi kaybetmeniz vb.) Endişeleri ortadan kaldırmanın yolu ise, endişeye sebebiyet veren şeyin bilinmesi sonucu çürütülür. Bilinen bir şey endişe vermez, çünkü bitmiştir. Biten bir şey endişe vermez, bitmeyen,-bitimine duyulan şeyler endişe verir.
Öyleyse sınavı kazanamama endişesi veren, başarısızlığı çürütün, ve daha çok çalışın. Annenizi kaybettiniz, pekala babamı da kaybedersem diye endişeye kapılmayın, çünkü kaybedeceksiniz bir gün. Zaten var olacak bir şeye karşı duyulan şey endişe değildir, korkudur, ama bu korku muhakkak bir gün gerçek olup, son bulacak. Bunun da bilincin de olursanız, bunu çürütürsünüz.
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
güzel
Emeğine sağlık