Karşı apartmanımızda oturan yaşlı bir amca vardı. Annem ve babam onu çok severdi ve sık sık oturmaya çağırırdı. O da bizi severdi. Ben ortaokuldayken matematik ve İngilizce derslerime yardım etmişti ayrıca fırsat buldukça halimi hatırımı sorardı. Bir gün anneme "neden amca sürekli bize geliyor ama biz onun evine hiç gitmiyoruz" diye sordum. Annem "çünkü onda biriktirme hastalığı var ve evi tamamen dolu" dedi. Sonra açıkladı...
Hastalığı kırklı yaşlarda başlamış.

Kırklı yaşlarına dek hiçbir sorunu yokmuş. Evi, gayet temiz ve düzenliymiş. Hatta babam zaman zaman onun evine yemeğe ve kahveye gidermiş. Ancak daha sonraki yıllarda özellikle antika eşyalara karşı bir takıntı geliştirmiş. Sürekli evine antika eşyalar almak istiyormuş ve iyi-kötü, kaliteli-kalitesiz fark etmez gördüğü her eşyayı satın alıyormuş. Bu eşyaların içinde ahşap masalar, sandalyeler, bozuk bilgisayarlar, televizyonlar, plaklar, kitaplar, hoparlörler ve daha pek çok şey var.
Evi o kadar doluymuş ki...

Evinin ne kadar dolu olduğunu anlatmaya kelimelerim yetmiyor. Giriş kapısının önü kolilerle kaplı olduğu için eve zor giriyormuş, mutfakta yemek yapabileceği bir alan yokmuş, yatağının üzeri dolu olduğu için kanepede uyuyormuş, kaloriferin önü dolu olduğu için evi hiç ısınmıyormuş, banyoya bile güçlükle gidiyormuş, fazla eşyalar yüzünden temizlik yapamıyormuş ve evi pislik içindeymiş hatta lağım fareleri cirit atıyormuş...
Siz böyle bir sefaletin içinde yaşamak ister miydiniz? O istiyordu! Her zaman eşyalarını kötüler ve söylenirdi ancak ne zaman birisi "fazla eşyalarını atmalısın" dese sinirden deliye dönerdi. Eşyalarının atılması fikri onu çok kızdırır ve korkuturdu çünkü onlara bağımlıydı. Üstelik bir şeyler satın almaya hala devam ediyordu. Evinde nefes alacak alan kalmamıştı ama o devam ediyordu.
Ömrü boyunca hiç rahat etmedi.

Şeker hastasıydı ve yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyordu ama mutfağı gereksiz antikalarla dolu olduğu için lokantalarda yemeye mecbur kalıyordu. Pis ve güvenilmez mekanlarda yemek yediği için defalarca zehirlendi ve şeker dengesi bozuldu. Kaloriferin önü dolu olduğu için evi yeterince ısınmıyordu ve soğuk kış günlerinde kat kat battaniyelere sarınıp uyuyordu hatta bazen soğuktan uyuyamadığını söylerdi. Bir keresinde banyodaki ıvır zıvırlara takıldı ve kafasını taşa çarptı. Evdeki farelerden şikayetçiydi ve sürekli onları yok etmeye çalışırdı. Evin tozu ve kiri alerjiye yakalanmasına sebep oldu.
Maalesef bu sene geçirdiği bir kaza sonucu kalçası kırıldı ve akrabaları onu kendi evlerine aldılar. Yaklaşık beş ay tedavi oldu. Bu süreçte hiç ayağa kalkamadı ve akıl sağlığını tamamen yitirdi. Yemek yemeyi ve konuşmayı bıraktı. Zamanla güçten düştü ve sonunda vefat etti. Huzur içinde uyusun...
Çok iyi bir adamdı ve bizi de çok severdi. Ancak yaşamı boyunca kendine işkence çektirdi ve pislik, sefalet, güçlük içinde ömrünü çürüttü. Belki hastalığa ilk yakalandığında tedavi olsaydı bunların hiçbiri olmazdı. Belki o zaman güzel ve sağlıklı bir yaşam sürerdi. Biriktirme hastalığı, felakettir.
Seni çok özlüyorum amca.💔
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar