Yüzyıllardır insanoğlu ya geçmiş sıkıntıları ya da gelecek kaygılarıyla acı içinde kıvranıp duruyor. Kimisi aşktan yakınıyor kimisi aldatılmaktan kimisi ise gelecek odaklı ön yargılardan... Ve bunun gibi birçok neden, insanın yaşamdan tat almasını engelliyor. Burada zaman kavramlarını ele alarak işin özünü açıklayacağım. Bu bölümde herkesin üstünde durduğu geçmiş yanılgısını ele alacağım.
Geçmiş paradoksu
İnsanların çoğu, zaman ne kadar ileriye akışını sürdürürse sürdürsün, geçmişin bir parçasını omuzlarında taşırlar. Bunun gerçekten dehşet derece de acı verdiğini bilirler ve her defasında bu yükü katlayarak hayatı çekilmez hale getirirler. Oysa geçmiş sürekli tekrarlanan bir paradokstan ibarettir. Buradaki tekrarlanmadan kastım sürekli aynı olayların olması değil,bizim düşünce yapımızda sürekli onu aynı şekilde algılamamızdır.
Hayatta hiçbir şey bizim gördüğümüz gibi değildir. Hayat algıladıklarımız kadar vardır.
Bu yüzdendir ki geçmişteki olay olguları ne kadar değişkenlik gösterirse göstersin bizler algılarımızın farkında olmazsak bu sadece tekrarlanan bir paradokstan ibaret olur.
Çevremdeki acı çekmiş insanlara baktığımda çok tecrübeli olduklarını söylüyorlar, acının tecrübe kattığını dile getiriyorlar. Pekala o halde şu soruya ne dersiniz ?
Defalarca aşk oyununa nasıl oluyor da kanıyoruz? Tecrübelerimiz dediğimiz acılar neden yanımızda yoklar.
İşte burada dikkat etmemiz gereken bir olgu karşımıza çıkıyor. Bizler geçmişte çok acılar yaşayabiliriz, Peki onlardan nasıl tecrübe sağlarız ? Nasıl yaşadığımız bu olay örgülerinden kendimize bir şeyler katabiliriz ? CEVAP: ŞİMDİ
Burada kastettiğim şimdi kavramı, zamandan çok öte bir şey. Ben daha "ş" sini bile söylerken akıp geçen şimdiden bahsetmiyorum. ŞİMDİNİN ANLAMI FARKINDALIKTIR.
Anı fark etmek ve burada yaşamaktır.
Sevgili dostlarım unutmayın!!! Geçmişte de şimdideydik. Şu anda da şimdideyiz. Tek fark bizler olayları değerlendirirken Şimdinin farkında olup gelecekteki şimdiye gidebilir. Ve bir izleyici olarak ondan ders çıkabiliriz. Biliyorum kafanız karıştı, Çünkü akıl sorgulama yoluna gidiyor ve zamandan bağımsız kendini ölmüş sayıyor.
Düşünceler gelip gider, geçmişte canın yanmış, acı hissetmişsindir ama şimdi mutlusundur.
Sizce gelip giden siz olabilir misiniz ? Hissiyatlar, düşünceler... Kaynağına bakın!! Siz istediğiniz için mi oradalar yoksa sizden bağımsız kontrol edemediğiniz bunaltılarınız mı var ? Hayatınızı inceleyin. Tecrübeliyim diyen insanlara soruyorum. Hayatınıza hiç bu açıdan baktınız mı ? Geçmişe kendiniz olarak değilde objektif bir izleyici olarak gitmeyi deneyin.
Göreceksiniz ki geçmişteki şimdi de olmak ile tümüyle geçmişte olmak tamamıyla birbirinden farklıdır.
Sizler ne kadar şimdi de kalıp geçmişe doğru yolculuk yaparsanız. Olay ve olguları tıpkı bir tiyatro sahnesi gibi izleyip gerçek anlamda acılarınızdan ders çıkarabilirsiniz
GEÇMİŞİ KABUL ETMEK ANCAK ŞİMDİYLE MÜMKÜNDÜR SİZ düşünceler değilsiniz onlar gelip geçer, siz hislerde değilsiniz onlar da gelip geçer. Siz zamandan bağımsız olan RUHsunuz. BURDA düşünceler ve hisler sizin yardımcılarınız Şimdi soruyorum size hisler ve düşünceler sürekli sizi yönlendirir ve himayesi altına alırsa bu geçmiş paradoksundan ileri geçebilir mi? Onlar sizi değil siz onları yönlendirin.. Düşünceler gelsin, içlerinden birini seçin, hisler gelsin onların kaynağına bakıp farkına varın. Evet bunalımlarınız olabilir, canınız yanıyor olabilir, ama siz bu değilsiniz , bunlar sizin birer parçanız.. Bazen kontrolsüz hisler ve kontrolsüz düşünceleri kendileriymiş gibi kabul edip pişman olan insanlar görüyorum bu hayatta.. Hatayı daima ya kendilerinde ya da karşı tarafta arıyorlar. OYSA BAKMAMIZ GEREKEN YER FARKINDALIKTIR DEVAMI GELECEKTİR.. OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜRLER #MRYORUMCU
Geçmişin Acılarından, Geleceğin Kaygılarından Kurtulmak İçin Şimdi'de Kalın
En İyi Cevaplar