Atalarımızın bir lafı vardır ben bunu çok severim İyilik yap, denize at, balık bilmezse Hâlik bilir diye. Ama bu sözün anlamı daha da manidar bana göre ; Yaptığın bir iyilikten karşılık bekleme, yaptığın iyilik boşa çıksa da, yapılan iyiliğin kıymeti bilinmese de sen sen ol iyilik yapmaya devam et. Bunu başkalarının değil Yüce Allah'ın görüyor olmasının bir önemi vardır. Bu davranışınızdan ötürü seni bu dünyada olmasa bile öbür dünyada mutlaka ödüllendirir. Hem de kat kat fazla ile... O yüzden varsın yaptığınız iyilik anlaşılmasın. Bizler kalbimizin tınılarını, gönül gözümüzdeki sevecenliği katarak yapalım yeter ki.
İnsanoğlu nankördür bazen yapılan iyiliğin değeri hiç anlaşılmazmış
Ama ne olursa olsun önümüzde çok güzel bir yaşam bulunuyor. Eğer bunu farkına varan bireyler isek bizi doyuran ve aynı zamanda başkalarını da etkileyen şeyler yapmak gerekiyor.
Ama tabi ki bunu yaparken öncelikler listemizin başında kendimizin olması gerekiyor. Kendimizi, bedenimizi, ruhumuzu sevmeliyiz. Bir insan kendini severse aynı şekilde başkalarını da sever. O zaman enerjimiz iki katına çıkacaktır.
Aslında şöyle bir dönüp bakmasanız çevrenize yapılan iyilikleri görürsünüz. Oysa ki yapılan iyilikler o kadar çok ki ve bunu yapanlar da.
İnternette gördüğüm kısa film şeklinde videosunda izlediğim bir öyküden bahsetmek istiyorum
Bu kısa videoda iyiliğin naif meltemini yüreklerinizde hissedeceksiniz kesinlikle. İçinizde, yüreğinizde oluşan o ön yargılardan bu öykü sayesinde kurtulacağından eminim.
Bahsedeceğim olay Çin'de gerçekleşiyor. Çinde dükkanların bol olduğu bir sokak var. Tabi ki her sabah dükkanı açan esnaflar da var.
Ama bunların içlerinden bir tanesi çok dertli. Asıl öykümüz şimdi başlıyor
Sebebi ise sadece onun dükkanını seçen, üstü başı dökük, kötü kokan bir evsizle uğraşıp duruyor. Hem de her allahın sabahı. Bu esnafımız her gün işe bu kişiyi kovmakla başlıyor. Ama ne olursa olsun bu evsiz adam o kadar hakarete, o kadar itilip kakılmasına rağmen oradan kesinlikle ayrılmıyor. İşin enteresan tarafı bir yan dükkana bile geçmiyor. Akşam olup bütün esnaflar kepenklerini indirdiğinde bizim bu arkadaş kendi yerine geçiyor. Sanki orası eviymiş gibi. Orada yiyor, orada içiyor ve sabaha kadar o dükkanın önünde uyuyor.
Bu olay günlerce, haftalarca böyle devam ediyor. Ama bizim esnaf bu durumdan bezmiş. Çünkü her sabah bu adamı dükkanının önünden kovmaktan bıkmış ve usanmış. Bir gün sabah gene dükkanına geliyor ama birde ne görsün evsiz adam orada değil. Her zaman kovduğu, itelediği o adam yok.
Esnaf bu durumu bir anda garipsiyor. Ve işin ilginç yanı bu adamı merak etmeye bile başlıyor. İlk sabah ve onun haricindeki bütün sabahlar hep onsuz geçiyor. Ama bizim esnafın içini bir hüzün kaplıyor. Ve soruşturuyor ne olup bittiğini. Ve acı gerçek ile karşı karşıya kalıyor diğer esnaf arkadaşlarından onun öldüğünü öğreniyor.
Ama içi içi yiyor ve dükkanın önündeki kamera kayıtlarına bakmak aklına geliyor
Ve geçmiş günlerin kamera kayıtlarını izlediğinde pişmanlık duymaya başlıyor. Kendi yaptıklarından utanıyor ve kendinden de utanıyor. Tüm yapmış olduğu olumsuzlukları bir bir kare kare izliyor. En önemlisi ise gece olup etraf ıssızlaşmaya başladığında adamın yaptıklarını görünce gözlerinden yaşlar akmaya başlıyor.
O evsiz diye, o kılıksız diye, o kötü koyuyor dediği adam esnaf gittiğinde dükkanını koruyan tek kişi olduğunu görüyor
Dükkanın önüne atılan kağıtları ve çöpleri temizlemiş, bir gece kepengin üzerine yazı yazmak isteyen bir genci durdurmuş. Buna benzer bir sürü şey izlemiş. Ve bir gece yine onlardan birinin bıçağı, sürekli kovulduğu dükkanı koruma pahasına hayatından olmuş.
Kıssadan hisse ise kimsenin dış görünüşe bakarak değerlendirmemek lazım. Ve bu olay karşısında gerçekten çok büyük bir vicdan azabı. Ve olayın en can alıcı yanı da kendi kızının bazı geceler gelip, o evsize, o kimsesize yiyecek dolu paketler bıraktığından o an haberinin olması...
O yüzden de "İyilik yap, denize at, balık bilmezse Hâlik bilir" sözü bu öykü için biçilmiş kaftan olmuş bana göre. Bir kişi iyilik yapıyorsa bunu kalben ve isteyerek yapmalıdır. İnsanların dış görünüşleri, kıyafetleri, duruşları ne olursa olsun onlarda birer kalp taşıyor ve en önemlisi onlarda birer insan. O kişinin de kalbini hissedebilirsek, kimseye ön yargı ile yaşlaşmaz isek ne mutlu bizlere.
Ben tüm o güzel kalplileri yüreğinden öpüyorum. İyi ki varlar. İyi ki hayatımızdalar.
Bir BENCE'min daha sonuna gelmiş bulunuyorum. Umarım keyifle takip edeceğiniz bir yazı dizisi olmuştur. Dostça ve sağlıcakla kalın...
Ben duygusal insanım. İyilik yapmayı seviyorum. Karşımdski kişi art niyetli olsa beni. Bazen de kendime kızıyorum niye böyleyim diye ama napim can çıkar huy çıkmaz dedikleri bu olsa gerek.
Eline sağlık abla böyle çok dugusal hikayeelr kısa filmler yaşanmışlıklar çok tabi anlayana mutlaka görmüştürsün sende kısa filmmiydi viral reklammıydı hatrlamıyrum ama verdiği mesaj gözleri yaşartıyordu
hani bir çocuk annesi için ilaç arıyordu çalıyordu sonra hereks kovalıyordu bir esnaf yardım etmişti gün gelip o çocuğa yardım eden esnaf yaşlanıp hastalanıyor hastanede yatarken kızı karar kara düşünüyordu herekse yardım etmekten yıllar boyu sadce kendi yağlarında kavrulmuşlar mal para sahibi olamamışlardı orda bir doktor tarafından tüm masrafların ödendiğii yazıyordu faturada tüm masraflar 30 yıl önce ödendi yazıyordu galiba
yazıyı yazdıktan sonra aklıma geldi aradım buydu evet
Evet küçük bir fragman gibi bir film. Facebookta çok izlemişliğim vardır. Kıssadan hisse adamın kendini bile geçirdirmesi güçken o çocuğa yemek verdi :)
Tam benim alım bu hayattan keyif aldığım. Çok yardımsever ve iyilik meleği değilimdir ama kötülük yapmamak ta bir iyiliktir benim için. Ama gerçekten hayatta en zevk aldığım şey iyilik yapılmasını haketmeyen insanlara bunun bildiğini göstere göstere onlara iyilik yaptığında onların duyduğu pişmanlık ve utanç büyük keyif veriyor bana.
Bence sizin bu yazılarınızı devleti idare edenlere okutmalı ki ülkemiz belki daha yaşanabilir keyifli bir yer olur. Ama sanmıyorum onların bunlar gibi insani değerlerle işleri olsun. En azından evlilik programlarında yayınlansa gene çok faydalı olur bence , belki bir nebze de olsa insanlığımızı, paylaşmayı, saygıyı ve en önemlisi sevgiyi hatırlarız...
İyilik yapılırken karşılık beklenmez. Karşılık olmamalı ki iyilik olabilsin. Size katılıyorum iyilikler beklentisizce yapılırsa ve de göstermeden gerçekleşirse anlam kazanır. Çok güzel bir çalışman daha olmuş teşekkür ederim paylaşım için. Bazen iyilik yüzünden üzüldüm ve enayi yerine konulduğumu bilsem de; iyilik yapanın eninde sonunda güzel şeylere sahip olacağına inanıyorum. Sen iyi isen, yüreğin temiz ise, karşılıksız yapıyorsan , yüce Allah eninde sonunda karşına güzelliklere vesile oluyor.
öyle insanlar vardırki sadece iyilik için dogmuşlardır öyle insanlar vardırki vicdandan yoksun içleri kararmış kötülük ve art niyetlerden başka bir şey düşünemezler. hayatım boyunca kimse için kötülük yapamadım çünki iyilikten kötülüge fırsat kalmadı ve iyi oldugum herkezden karşılık olarak hep kazık yediim , ödülüm bu oldu... yine ve bundan sonra hep iyilik yapmaya ve sadece iyi şeylerin dışında başka şeyler düşünemiyecegimi biliyorum.
Evet aynen öyle.. Küçüklüğümde öğrendiğim ve yetiştiğim tarz ne olursa olsun iyilik yap asla vaz geçme.. Çünkü mutlaka ama mutlaka bir zaman geliyor karşılığını alıyorsun.. Ancak karşılık bekleyerek veya söylenerek yapılan iyilik hayır getirmiyor..
İnsan ne kadar bunu düşünsede bir süre sonra karşısındakinin tavırlarından dolayı uzak duruyor artık iyilik yapmaktan çünkü insanı motive eden gözle görünen birşey kalmıyor
O kısa filmi kaç kere izledim bilmiyorum. O kadar yüreğe dokunan bişey ki... Hayatımızın içinde olan ama bizim dikkatimizi çekmeyen o kadar iyilik var ki...
En İyi Cevaplar