İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir!

Atalarımızın bir lafı vardır ben bunu çok severim İyilik yap, denize at, balık bilmezse Hâlik bilir diye. Ama bu sözün anlamı daha da manidar bana göre ; Yaptığın bir iyilikten karşılık bekleme, yaptığın iyilik boşa çıksa da, yapılan iyiliğin kıymeti bilinmese de sen sen ol iyilik yapmaya devam et. Bunu başkalarının değil Yüce Allah'ın görüyor olmasının bir önemi vardır. Bu davranışınızdan ötürü seni bu dünyada olmasa bile öbür dünyada mutlaka ödüllendirir. Hem de kat kat fazla ile... O yüzden varsın yaptığınız iyilik anlaşılmasın. Bizler kalbimizin tınılarını, gönül gözümüzdeki sevecenliği katarak yapalım yeter ki.

İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir!

İnsanoğlu nankördür bazen yapılan iyiliğin değeri hiç anlaşılmazmış

Ama ne olursa olsun önümüzde çok güzel bir yaşam bulunuyor. Eğer bunu farkına varan bireyler isek bizi doyuran ve aynı zamanda başkalarını da etkileyen şeyler yapmak gerekiyor.

İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir!

Ama tabi ki bunu yaparken öncelikler listemizin başında kendimizin olması gerekiyor. Kendimizi, bedenimizi, ruhumuzu sevmeliyiz. Bir insan kendini severse aynı şekilde başkalarını da sever. O zaman enerjimiz iki katına çıkacaktır.

İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir!

Aslında şöyle bir dönüp bakmasanız çevrenize yapılan iyilikleri görürsünüz. Oysa ki yapılan iyilikler o kadar çok ki ve bunu yapanlar da.

İnternette gördüğüm kısa film şeklinde videosunda izlediğim bir öyküden bahsetmek istiyorum
İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir!

Bu kısa videoda iyiliğin naif meltemini yüreklerinizde hissedeceksiniz kesinlikle. İçinizde, yüreğinizde oluşan o ön yargılardan bu öykü sayesinde kurtulacağından eminim.

İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir!

Bahsedeceğim olay Çin'de gerçekleşiyor. Çinde dükkanların bol olduğu bir sokak var. Tabi ki her sabah dükkanı açan esnaflar da var.

Ama bunların içlerinden bir tanesi çok dertli. Asıl öykümüz şimdi başlıyor

Sebebi ise sadece onun dükkanını seçen, üstü başı dökük, kötü kokan bir evsizle uğraşıp duruyor. Hem de her allahın sabahı. Bu esnafımız her gün işe bu kişiyi kovmakla başlıyor. Ama ne olursa olsun bu evsiz adam o kadar hakarete, o kadar itilip kakılmasına rağmen oradan kesinlikle ayrılmıyor. İşin enteresan tarafı bir yan dükkana bile geçmiyor. Akşam olup bütün esnaflar kepenklerini indirdiğinde bizim bu arkadaş kendi yerine geçiyor. Sanki orası eviymiş gibi. Orada yiyor, orada içiyor ve sabaha kadar o dükkanın önünde uyuyor.

İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir!

Bu olay günlerce, haftalarca böyle devam ediyor. Ama bizim esnaf bu durumdan bezmiş. Çünkü her sabah bu adamı dükkanının önünden kovmaktan bıkmış ve usanmış. Bir gün sabah gene dükkanına geliyor ama birde ne görsün evsiz adam orada değil. Her zaman kovduğu, itelediği o adam yok.

Esnaf bu durumu bir anda garipsiyor. Ve işin ilginç yanı bu adamı merak etmeye bile başlıyor. İlk sabah ve onun haricindeki bütün sabahlar hep onsuz geçiyor. Ama bizim esnafın içini bir hüzün kaplıyor. Ve soruşturuyor ne olup bittiğini. Ve acı gerçek ile karşı karşıya kalıyor diğer esnaf arkadaşlarından onun öldüğünü öğreniyor.

Ama içi içi yiyor ve dükkanın önündeki kamera kayıtlarına bakmak aklına geliyor
İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir!

Ve geçmiş günlerin kamera kayıtlarını izlediğinde pişmanlık duymaya başlıyor. Kendi yaptıklarından utanıyor ve kendinden de utanıyor. Tüm yapmış olduğu olumsuzlukları bir bir kare kare izliyor. En önemlisi ise gece olup etraf ıssızlaşmaya başladığında adamın yaptıklarını görünce gözlerinden yaşlar akmaya başlıyor.

O evsiz diye, o kılıksız diye, o kötü koyuyor dediği adam esnaf gittiğinde dükkanını koruyan tek kişi olduğunu görüyor
İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir!

Dükkanın önüne atılan kağıtları ve çöpleri temizlemiş, bir gece kepengin üzerine yazı yazmak isteyen bir genci durdurmuş. Buna benzer bir sürü şey izlemiş. Ve bir gece yine onlardan birinin bıçağı, sürekli kovulduğu dükkanı koruma pahasına hayatından olmuş.

İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir!

Kıssadan hisse ise kimsenin dış görünüşe bakarak değerlendirmemek lazım. Ve bu olay karşısında gerçekten çok büyük bir vicdan azabı. Ve olayın en can alıcı yanı da kendi kızının bazı geceler gelip, o evsize, o kimsesize yiyecek dolu paketler bıraktığından o an haberinin olması...

İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir!

O yüzden de "İyilik yap, denize at, balık bilmezse Hâlik bilir" sözü bu öykü için biçilmiş kaftan olmuş bana göre. Bir kişi iyilik yapıyorsa bunu kalben ve isteyerek yapmalıdır. İnsanların dış görünüşleri, kıyafetleri, duruşları ne olursa olsun onlarda birer kalp taşıyor ve en önemlisi onlarda birer insan. O kişinin de kalbini hissedebilirsek, kimseye ön yargı ile yaşlaşmaz isek ne mutlu bizlere.

Ben tüm o güzel kalplileri yüreğinden öpüyorum. İyi ki varlar. İyi ki hayatımızdalar.

Bir BENCE'min daha sonuna gelmiş bulunuyorum. Umarım keyifle takip edeceğiniz bir yazı dizisi olmuştur. Dostça ve sağlıcakla kalın...

İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir!
Cevapla