Uyku bozukluğu çekenler, dayak arayanlar ve daha fazlası için...

Yıllardır uyku bozukluğum var. Benim gibi yüzmilyon baloncuğun olduğunu düşünerek, bu konu hakkında laflamak istedim. Öncelikle -sanırım- hepimizin ortak cümlesi, 'bu gece de geç yatayım da yarın erken yatarım.'' dır. Ama hayır, o yarınlar hiç gelmez; uykusuz, şiş gözlü ve hatta dengenin tam oturmadığı güne merhaba!


Uykuyu alamayan vücut, haliyle hiçbir şeyden keyif almamaya, herşeye kem küm etmeye başlar. Muhtemelen en geç yattığınızda, aslında en erken kalkmanız gereken gün olur. Özellikle çalışan zavallılar için geceleri uyanık kalmak kadar sadist bir durum olamaz. Bütün gün ayakta olacaksın, senden full performans isteyecekler ama tek gözün köşelerde kıvrılmış kedilere takılacak!


Neden böyle şeyler yaptığımızı irdeleyerek konuyu derinleştirmek niyetindeyim.


Geceleri kaçırdığımız bir şeyler var zannetmemiz en büyük etken bana göre. Sanki biz uyursak, millet sokaklara dökülecek, bir şenlik bir eğlence ki piyuuu! Sanırsınız rio karnavalı bu sene tam da bu gece sizin sokakta düzenlenecek. İnsan bunun gerçek olmayacağını bile bile, o milyonda hatta trilyonda bir ihtimale gönlünü meyledip bekliyor işte sabahı. Tam bu noktada aklıma 'bir seni bir sabah uykusunu sevdim' sözü geldi; ama alakasız olacağından söylemeyeceğim.


Hadi bütün gece internetti, telefondu, hayallerdi derken uyanık kaldık; sabah ne olacak peki? Benim şahsen, alarmım beş kere çalmazsa o güne hakaret sayarım. Defalarca ertelenir, efendime söyleyim tuvalete girmeden yola çıkarsam 3 dakika daha kazanırım, kahvaltı etmezsem 15 dakika daha uyurum gibi kendimle pazarlığım başlar. He evden çıkmadan kahvaltısını eden insanlara da ayrı bir hayranlığım yok değil. Hiçbir zaman yapamadım. İlk okula gittim velet oldum, efenim liseye gittim ergen oldum, üniversiteye gittim kopuk oldum gene bir kahvaltı eden olamadım. İşe başladım, ulan dedim tamam, bende normal insanlar gibi zeytinle güne başlarım artık; yok gene olmadı. Kısmetim kapalı dedim kabullendim; bağrıma bastım durumu ama her sabah aklımdan çıkmayan zeytin yeme tribini de bir unutamadım. Çünkü annem her kahvaltı alışverişinde, 'en iyisini, en mostrasını aldım' der. Bir günde yamulmadan, çürümeye dönmeden yiyemedim ama ısrarla alıyoruz; vay ki vay!


Haydi kalktık işimize, okulumuza, arkadaşımıza nereye gidiyorsak yola düştük diyelim. E ben yollarda uyuklamaktan, ne olduğumu şaşırıyorum. Otobüslerin camlarına dikkatli bakın; genelde insanların başını yasladığı yerler hep yağlıdır. Yağlı kafalarını yaslıyorlar; sonra ben oraya dokunmayacağım diye yanımdaki insanla akraba oluyorum. Yapmayın böyle şeyler, üzmeyin beni.


Gerçi haksızlık etmemek lazım; oturacak yer bulduk da yağsızını aramayalım. Genelde şu ayaktaki hanımabla gibi, onbeş erkeğin arasında kayısı pestiline dönüyoruz.


Vallahi uyku falan derken nerelere geldim, önünü alamadım yazının. Yalnız kabul edelim güzel oldu, alır mısınız bir dal?


Uyku bozukluğu çekenler, dayak arayanlar ve daha fazlası için...
Cevapla