"Her şey güzel olacak." denir. Kime göre, neye göre güzel olacak? Ya da şöyle sorayım; gerçekten güzel olacak mı? Her şeyi geçtim, birkaç şey güzel olacak mı gerçekten? Olacak. İnan bana olacak. Birkaç şey değil, her şey güzel olacak.
O kadar güzel olacak ki her şey; mutluluktan ağlayacaksın.
Ağlıyorsun. Üzüntüden kahrolarak, acını içinde yaşamaya çalışarak, kimse anlamasın diye çığlıklarını içine atarak ağlıyorsun.

Ağla. Şimdi üzüntüden ağla. Ne de olsa bir gün; sevinçten olacak çığlıklarını, dışarı yansıtarak, mutluluktan, GERÇEKTEN içten sevindiğinden, uçarak, deli gibi ağlayacaksın. İnsanın doğasında var ağlamak. İnsan ağlamalı mutlaka, içine atarsa da; çok daha büyük ağıtlar, hıçkırıklar olarak yansıtır çevresine. Bu yüzden, insan ağlamalı.
Ağlamak geldiği anda içinden; durdurmamalı, sıkmamalı kendisini boş yere.
Dalga mı geçecekler? Çekil kendi köşene, gösterme kimseye ağladığını, onların yanında değil de yalnız başına ağla sen de. Onların yanında yine kahkahalarını atarsın belli etmemek için üzüntünü. Hep böyle yapmıyor muyuz zaten? Alışmadık mı üzüntümüzü içimizde yaşamaya, dışarıdakilere mutluluğun zirvesindeymişiz gibi görünmeye? Boşuna mı demişler;
Çok gülen insanlara dikkat edin, onlar bir yerlerde mutlaka tek başlarına ağlar." diye?
Başım çatlıyor. Gözümü yeni açtım, uyuyordum. Hayat ne garip, değil mi? Üzüntünün zirvesinde olduğunu hissettiğin anda koyuyorsun başını yastığa; düşünceler içerisinde dalıyorsun uykuya. Gözünü açtığında keskin bir baş ağrısı yanıbaşında.

Açıyorsun hüzünlü bir müzik, başlıyorsun yazmaya. Belki de gözyaşların da eşlik ediyor sana. Hayatında olmayan, olduramadığın her şey için akıyor o gözyaşların, durduramıyorsun çoğu zaman. Dilinden eksitmediğin "Çok şükür" cümlenle birlikte, dualar ediyorsun "Geçsin, düzelsin atık bir şeyler ne olur" diye... Her şeyin iyi olmasını geçmişssindir artık, "Bir şey ya! Bir şey güzel gitsin artık, yolunda gitsin yeterli!" demeye başlıyorsun artık; o kadar çaresiz kalıyorsun çünkü.
İşte tam bu an; sınavının en çetin geçtiği andır. Bu anı atlatmayı başarırsan sağ salim; inanırsan bir şeylerin düzeleceğine, çorap söküğü gibi geldiğini göreceksin güzel anların. "Ya arkadaşım! Hep inan inan, diyorsun. İnanınca oluyor mu gerçekten şu meret?" diyeceksin. Evet oluyor. Sen evrene ne gönderirsen, onu alırsın.

Evren sana bir gül verdiğinde; sen dikenlerine dikkat edip de "Ayy o dikenler batmasın bana ben onu almayayım" dersen; evren sana uzattığı gülü geri alacaktır. Ne yapsın? Sen aman o olacak aman bu olacak diye gelen güzellikleri görmezden gelip geri çevirirsen evren ne yapsın daha sana? Tabii ki de dediğini dinleyip negatif etki verecektir sana.
Fakat sen o gülü gördüğünde; "Ay ne güzel gülmüş" diyerek, dikenlerini görsen, onlara dikkat etsen bile; "Dikkatli olarak onlardan en kısa zamanda kurtulurum" diye düşünerek uzatırsan elini o gülü almak için; bak gör sana gelecek güzellikleri. Evren, gülümseyerek aldığın o gülle, pozitif enerjine karşılık güzel günler getirecektir sana beraberinde.

İşin kilit noktası tam olarak budur: pozitif düşünmek. Yahu arkadaş, pozitif olursan hangi kötü olayın içindeki güzelliği görememişsindir ki şimdiye kadar? Şöyle bir çevrenize dikkatli bakın. Pozitif, her olayın iyi tarafını gören insan veya insanlar mutlaka vardır. Onlardan küçücük bir zamanını sizin için ayırmasını isteyin, gülümseyerek kabul edecektir; gülümsemesi size de bulaşacaktır hemen, dikkat edin bak.
Sorun onlara; "Nasıl bu kadar mutlusun?".. "Ben mutsuzluktan ölürken sen nasıl bu kadar mutlusun?"... Vereceği cevabın ana fikri; "Sabret, iyi düşün, pozitif ol" üçlemesi dışına çıkmayacaktır. İyi düşünün, iyi düşünelim, iyi olsun. Atalarımız boşuna konuşmamışlar sanıyorum. Bir deneyin yahu, sadece yirmi dört saatlik bir deneme süreci geliştirin kendinize. Mutsuz olduğunuzu hissettiğiniz anda buna neyin sebep olduğunu düşünün ve sizi mutsuz eden şey hayatınızda olmasaydı nasıl olursanız, öyle olmaya çalışın. Gülün, eğlenin.
HER KÖTÜ ŞEYİN İÇİNDEN İYİ BİR ANAFİKİR ÇIKARMAYA ÇALIŞIN.
"Yapamıyorum, bunda iyi hiçbir taraf yok!" diyorsanız şayet; aşırı negatifsiniz demektir. Hemen derin nefes alın, gülümseyin; tekrar deneyin. Tekrar, tekrar ve tekrar. Olacaktır sonunda iyi bir şey, bulacaksınızdır olumlu bir yön. O bulduğunuz, bulacağınız iyi duruma odaklayın kendinizi; o olayı her düşündüğünüzde iyi tarafıyla düşünün.
Sonuç mu? Siz de pozitifsiniz! Çevrenizde gördüğünüz o mutlu insanlardan farkınız nedir söyler misiniz bana? Durun ben söyleyeyim; hem de net bir şekilde söyleyebilirim ki, negatif olmanız! Bu sorunun başka hiçbir cevabı olamaz. Şimdi diyeceksiniz ki; "Yahu arkadaşım, sen bana böyle söylüyorsun da; sen kendinden haber ver.
Söyle bakalım sen pozitif misin, negatif mi?" Ben çok çok pozitif bir insandım aslında. Sonradan fark ettim ki; negatif olmaya, her şeye "Of, puf!" demeye başlamışım. Bunun nedenini net olarak şöyle ifade edebilirim size; negatif bir arkadaşım, adeta bunu bana bulaştırdı! Evet, yanlış duymadınız, bulaştırdı! Negatiflik bulaşıcıdır, bu yüzden negatif, her şeye söylenen insanların yanında kimse durmak istemez.
Ben eminim ki; siz de böyleyseniz, yanınızdan kaçarcasına giden insanlar sırf bu huyunuz yüzünden gidiyordur. Size de tavsiyem; kesinlikle böyle insanların yanından koşarak uzaklaşın. Negatif insanlar bunu fark etmeseler de; çok çok tehlikelidirler. -Tabii biz de fark etmeyiz bunu ve bundan kurtulmak oldukça güçtür-...

Diyeceğim şu ki; inanın abicim. Mutlu olacağınıza, her şeyin düzeleceğine YÜREKTEN inanın. Ya ben inanıyorum, sizin adınıza da inanıyorum ki; çektiğimiz bu acılar mutlu günlerimizin fragmanı. Hani bir filmin fragmanını iyi yapamazlar da; filmin en kötü sahnelerini koyarlar da o film çok izlenmez, izleyenler tarafından önerilir de anca öyle izlenmesi artar ya; bu da bir nevi öyle bir şey. Tek farkı; bunu kendimiz ayarlıyoruz. Kötü günleri kendimiz koyuyoruz fragmanımıza; izleyecek olanları çağıracak olan da bizleriz; hayatın güzelliklerini göstermek için.
Bu yazımı, size bu hayatın gerçekten güzel olabileceğine inandırmak amacı ile yazdım. En ufak bir pozitiflik yaratabildiysem benliğinizde; ne mutlu bana. Sabırlarınızın sonunda; hüzünden akan gözyaşlarınızın, hiç akmaması, akarsa da deli gibi mutlu olduğunuz için akması dileklerimle...
Sevgiyle, mutlulukla, huzurla, pozitiflikle, en önemlisi de Aşkla kalın...
Candan MERT/ 10.02.16, KIBRIS
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar