İçimdeki "Ben"siz

İÇİMDEKİ BEN


Bugün attım kendimi günlerden sonra ilk kezlerimle içimden dışarı.


Önce özleminde olduğum güneş selamladı gözlerimi.


Ben değil o sardı yine beni.


Gözlerimi yine ışıl ışıl yaptı.


Oysa hüznü taşıyorlardı onlar biranda sokağa ilk adımımla birlikte suskunlukla kayboldu ,tüm evdeki halimi içeren benler.


Günlerdir üzerime giysi olmuş hüzün kaç kat bilinmez ama yırtıldı söküldü en derinlerimden birer birer, kat kat eksildikçe varlığı benden, çoğaldım ben çok eski bir benle.


Hatta tanımadığım bir bene dönüştüm birden.


Bugün tanıştım kendimle.


Dükkan camlarındaki yansıması bana benzeyişliydi akşama doğru arkama düşmüş gölgelerim de gözükünce anladım bu ben gibi bir bendi yakından uzaktan içimden kendime tanık.


Aynı bedende yenidenlerle var olmak bu olsa gerek.


Kendinden eksilip çoğalıp yine bir sende yeni bir sende var olmak döngüsü bu.


Bir şiir yazmak gibi yaşamak, en güzel kelimeleri yanyana getirmek yıllar arasında uyum kafiye aramak.


Derinlere anlam yüklemek kimi zaman, kimi zamansa süslü bir sözle bir maskeye sığınmak.


Yaşamak buydu harfi harfine uymayan bir kendinle sabaha uyanmak.


Eksilip artan kendinlerle aynalarda selamlaşıp aynı yastıkta uykulara dalmak.


Ve ansızın habersiz vedalaşmak.


Bir sen seni uykundan edip de gecenin bir vakti kendini pencere gölgesine sığdırmak.


Gecenin sessizliğine inat için için, bağıra bağıra konuşmak.


Suskunluğa bağırarak susmak nasıl olur demeyin.
Yapar oldu bu benler bende.


Ben de anlamadım kendimde barınan benleri bir kendimle.


Neyse neyse tüm bunlardan kime ne?


Ben bana ne?


İçimdeki "Ben"siz

İçimdeki "Ben"siz
Cevapla