
Bolluk zihniyeti ile kıtlık zihniyeti arasındaki fark nedir? Ve bir duruma karşı tutumumuz tam manasıyla hayatımızı nasıl değiştirebilir? Biraz sosyolojik araştırma yapıp ailenize, arkadaşlarınıza, akrabalarınıza onların hayatlarını nasıl gördüklerini sorarsanız bambaşka bakış açıları duyarsınız. 🎞 Mesala, anatomy of a marriage: FRANCOISE (1964) adlı film, bu konunun bu kısmına güzel bir örnek olabilir diye düşünüyorum. Ancak bugün konumuz kıtlık psikolojisi..
Bazıları için bu dünya, sevginin, uyumun, adaletin olmadığı, zalim ve misafirperver olmayan bir yer gibi görünecektir. Diğerleri ise tam tersine, etraflarındaki gerçekliğin herkesin mutluluğu ve en yüksek düzeyde kendini gerçekleştirmeyi bulabileceği harika bir ortam olduğunu söyleyecektir. Bir kez daha önemli bir ayrıntıya dikkatinizi çekiyorum: Aynı yaşam alanında, benzer koşullarla, benzer durumlarla yaşayan insanlardan bahsediyoruz. O halde neden olup biten her şey hakkında bu kadar farklı değerlendirmelere sahipler? Aslında çok basit. Her insan herhangi bir durumu kendi algısının prizmasından ve başarabildiği kişisel gelişim düzeyinden algılar. Ve bu durumda, neden bazıları için bardağın her zaman yarı dolu olacağını, diğerlerinin ise yarısı boş bardak yüzünden içtenlikle üzüldüğünü anlıyoruz. Bol düşünme, bir yaşam durumunu algılamak için tamamen farklı bir model kullandığımız, en olumsuz yaşam koşullarıyla bile en becerikli etkileşim biçimini geliştirdiğimiz başka bir konudur.

Kıtlık zihniyetine sahip insanlar, dünyada tek bir pasta olduğuna ve biri alırsa daha az alacağına inanır. Bu pozisyon kazan/kaybet zihniyetine yol açar: eğer sen kazanırsan, ben kaybederim ve bunun olmasına izin veremem.
-Stephen Corvey
Bu alıntı aslında dünya görüşünün çarpıcı bir örneği, salgının en yoğun olduğu dönemde boşalan mağazaların hikayesidir. Pirinç ve tuvalet kağıdı raflardan kayboldu sebebi ise yeterli olmadığı için değil, "ya yiyecek biterse" bilinç dışı oluşan düşünceden dolayı.
Bir başka örnek ise daha başarılı insanlara duyulan kıskançlıktır. Bu, büyük ölçüde bize, kendi başarımızın bir parçasının bizden alınmış gibi görünmesi nedeniyle doğar.
Hangi tutumlar yetersiz düşünmeyi gösterir?
Dünya şanslılar ve şanssızlar diye ikiye ayrılıyor ☘️ / 🍀
Bazı insanlar her zaman şanslıdır ve her şeye yeter, çünkü zengin bir ailede doğmuşlardır veya ticari bir ruha, girişimciliğe, kurnazlığa, çekiciliğe, karizmaya ve diğer yeteneklere sahiptirler. Ve diğerleri geride kalmak zorunda kalıyor. Aynı zamanda bunun yarı tonu yoktur ya kazanırsınız ya da kaybedersiniz.
Bütün insanlar rakiptir 🤦🏻♀️
Yani bu demek oluyor ki yardım edemezsiniz, bilgi paylaşamazsınız, arkadaş olamazsınız, destek olamazsınız. Sonuçta, kesinlikle her insan bir başkasından iyi bir fırsatı alıp onun yerini almayı bekliyormuş gibi bilinçdışı bir düşünce vardır.
Sürekli bir yere varamama korkusu 🏃🏻♀️
Kıtlık düşüncesi nedeniyle örneğin kişi işi olduğu halde iş bulma sitelerini gece gündüz kontrol eder. Birdenbire hayalindeki bir iş ilanı yayınlanırsa, hayatta tek ve en büyük şansını kaçırabilir gibi bir korkulu düşünceye sahip olur (bilinçdışı).
AÇGÖZLÜLÜK / CİMRİLİK 🥣
Bir kişi "kıtlık modunda" olduğunda, sıkı bir tasarruf politikası izlemeye başlar, yeni kıyafetler giymekten korkar, gereksiz bir dakikayı harcamaktan çekinir, bazı durumlarda her şeyi kara gün için saklamaya başlarlar sıkıntılı günlerin geleceğinden emin bir şekilde ona hazırlanırlar.
Çelişkili bir şekilde, kıtlık düşüncesi çoğu zaman kaynakları ve fırsatları korumaya yardımcı olmak yerine onları ortadan kaldırır. Diyelim ki bir kişi para kaybetmekten o kadar korkuyor ki, parayı herhangi bir yere yatırmıyor , yatağın altına ya da düşük faizli bir banka hesabına koyuyor. Ya da kapının sonsuza kadar kapandığını ve hayalindeki işi almaya, yarışmalara katılmaya, iş kurmaya, her zaman okumak istediği üniversiteye gitmeye bir daha başaramayacağını düşünüyor. Veya başarısızlıklarının sorumluluğunu üstlenip bir şeyleri değiştirmeye çalışmak yerine dış koşulları ve efsanevi eksiklikleri suçluyor.

KITLIK DÜŞÜNCESİNDEN NASIL VAZGEÇİLİR?
Stephen Covey, kıtlık düşüncesini bolluk düşüncesine dönüştürmenin, yani dünyada yeterince “pasta”nın, zenginliğin, neşeli olayların ve iyi insanların olduğu fikrine geçmenin gerekli olduğuna inanıyor. Bunu nasıl yapacağınıza dair bir kaç fikir;
Ayarları değiştirin ⚙️
Aklınıza gelen “kıtlık/eksiklik” düşüncesini yazın ve onu daha yapıcı ve yaşamı onaylayan bir şeye dönüştürmeye çalışın. Örneğin:
"Hayallerimin üniversitesine giremedim, bu da beni iyi bir şeyin beklemediği anlamına geliyor" → "Şimdi giremedim ancak bu daha iyi hazırlanmak ve gelecek yıl tekrar denemek için bir şans." "Şimdi giremedim belki kendimi keşfetmenin zamanıdır."
Paylaşın 🎁
En önemlisi paylaşmak bana kalırsa. Yemeğinizi ,sevginizi ,zamanınızı paylaşmaya çalışın (kendinizi unutacak kadar aşırıya kaçacak şekilde değil, dengeli bir şekilde) ve mümkünse başkalarına maddi olarak yardım edin. (Aslında benim için en iyisi gelirin %10'unu bağışlama kuralıdır). Bir diğer önemli kısım kendinize karşı cömert olmanız. Kendinize karşı tutumunuz ve davranışınız dış dünyanın size karşı davranışlarını belirliyor.
Bir şükran/minnettarlık günlüğü tutun 📔
Her gün zorla yüz madde yazmanıza gerek yok sadece haftada birkaç kez, ebeveynlerinize, arkadaşlarınıza, evrene ve kendinize teşekkür edebileceğiniz şeyleri ve olayları kaydedin. Bu uygulama size hayatınızdaki tüm güzel şeyleri fark etmeyi, bunları takdir etmeyi ve bir şeyleri kaçırdığınız gerçeğine değil, olumlu yönlere odaklanmayı öğretir.
Teşekkür ederim 💗
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer