İnsanları değiştirmeye çalışmak, dünyanın en yorucu işlerinden biridir. Bu sebeple öğretmenlik kutsal bir meslektir esasen. Herkesi olduğu gibi kabullenmek yerine, kendimiz gibi görmeyi ne kadar çok istiyoruz değil mi? Oysa ki her insanın birer farklılık ve bu farklılıkların da birer zenginlik olduğunu bilmemize rağmen, biraz görmezden geliyoruz sanki.
İnsanları değiştirmeye çalışmak, bunu denemek bile değiştirilmeye çalışılan kişi tarafından hakaret olarak algılanabilir.

Neyim ben yetersiz bakiye uyarısı veren toplu taşıma kartı mı? Yoksa kendi hayal dünyana adapte etmeye çalıştığın bir karakter mi? İnsanlar belli bir seviyeye kadar kendilerini birtakım olaylara şartlamışlardır. Bu olayların getirisi olarak içinde bulunduğu durumlar kendi karakterini oluşturmalarında önemli rol oynamıştır. Öyle değiştirmek istiyorum deyip değiştiremezsiniz yani.
Değiştirmeye çalışılan kişi değişip istenilen kıvama geldiğinde sevilen kişi olmaktan çıkmıştır artık.

Bukalemunlar, evrimsel süreçte adaptasyon yapıları gereği bulundukları ortama göre (savunma, avlanma, çiftleşme vb. durumlar neticesinde) renk değiştirerek kendilerini saklarlar. Aslında sizin yaptığınızda tam olarak bu. Siz o insanı bukalemun gibi görüyor ve belli dayatmalar sonucunda, sizin istediğiniz şekilde karakter yapısına bürünmesini istiyorsunuz.
Kime göre, neye göre tartışması bu konuda yersizdir!

İnsanı, insanları değiştirmeye çalışmak; yani, insanın 'hazırda bulunan' halini, tavrını, durumunu, biçimini, zaten 'mevcut' olan bir şeyi, başka bir hale, tavra, duruma, biçime getirmek için uğraşmaktır. Yeni bir fikir aşılamak, yetiştirmek veyahut da öğretmek değil. Çünkü her insanın bir karakter yapısı vardır neticede. Bir insana ancak yol gösterici olabilirsiniz, onu tamamen baştan tasarlayamazsınız.
Birini değiştirmeye çalışmak, o kişiye haksızlık etmektir, kişinin istediği gibi olma ve davranma hakkı olmalıdır.

Herkesin tek bir fabrika çıkışlı ürünler gibi olduğunu düşünsenize? Hiçbir bireyin kendine ait düşüncesi yok, sadece öbürünün kopyası, öbürü de berikinin. Üzüm üzüme baka baka kararır misali, siz birini değiştiremeye çalıştıkça domino taşı gibi o da bir diğerini değiştirecektir. Aslında siz bile birilerinin değiştirdiği kişilik olacaksınızdır.
Bir insanı değiştirmek çok garip bir olgudur. Bunu yapmaya çalışan bir insan hala bazı şeyleri çözümleyebilmiş değildir.

Çünkü insanlar değişmezler. Başka bir laf vardı ya hani 7'sinde neyse 70'inde de o diye işte o misal. En basitinden kim kendini değiştirebilmiş 20'sinden sonra. Yavaş yavaş değiştiremediği özelliklerini sırıtmayacak bir şekilde bazen üstünü örtmeyi bazen de yerinde kullanmayı öğrenmiş. Sonra bizde bu insana olgun insan demişiz. Bu olgun insan bu aşamalardan geçtikten sonra başka bir insanı değiştirmeye kalkmaz.
Eğer kişilikleri değiştirilmeye çalışılıyorsa boşa süren ve gereksiz bir eylemdir!

Fiziksel olarak iyi yönde değiştirilmeye çalışılıyorsa kesinlikle yapılması doğru hatta başarılı olunması kesinlikle şart olan eylemlerdir. Kilo problemi olan bir yakınınızı değiştirmek istemeniz buna en temel örnektir. O zaten bu durumdan hoşnut değildir ve sizden bir önderlik beklemektedir. Bu bağlamda siz ona belli olguları empoze etmekle işe başlarsınız.
Uzun lafın kısası...

Bir kere ben her şeyin doğrusunu bilmiyorum ki karşımdakine akıl verip, yol gösterip onu değiştireyim. Tamam benim kendime göre doğrularım var ama karşımdaki insan da o kadar kendini bilmez, düşünemeyen, görüşünü, duruşunu oluşturamayan biri değildir ki.
Dolayısıyla bırakalım herkes kendi doğrularını yaşasın, kimse beni değiştirmesin ben de kimseyi değiştirmeyeyim.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar