Büyüyordum. Büyüyordum ve ağlıyordum. Büyüdüğüm her gün biraz daha ağlıyordum. Hala ağlıyorum. Büyüdüğüm için mi derseniz, hayır; hayatın ne mal olduğunu öğrendiğim için ağlıyorum.
Sevmiyorum artık, kimseyi, hiç kimseyi. Sevgilim dediğim hatta bazen gaza gelip evlilik hayallerini düşündükçe sevgilim bile demeyip ''kocam'' diye hitap ettiğim o sersemi bile. Aşığım ama nefret ediyorum. 14 aydır benimle ama yanımda değil. Okuyorum ve o lanet okuldan da bıktım. Herşeyden bıktığım gibi. Belkide bu kadar sitem yalnızlıktandır. Bilemiyorum. Yalnızlığımı hangi örtünün altına saklasam ki hiç kimsenin görmemesi için?...
Ama çok geç değil mi? Bunu saklamak için 18 sene geç kaldım. Doğduğum günde bile annemin ve onun dünyaya getirdiği, babaannesinin ismini aldığı benim ziyaretimize bir tek fakir, durumu iyi olmayan amcam gelmişti. Diğer amcam kendi işleriyle uğraşmaktan, onu bunu kandırıp para kazanmaktan kör olmuşcasına bir kere olsun arayıp ''geçmiş olsun'' bile dememişti. Öylesine yalnızdım. Hastaneden çıkıp eve gidip ayda 1 kere dışarı çıkarılırdım. Annem utangaç bir kadın olduğundan, evden dışarı pek çıkmazdı. Onun cezası bana paklardı. Anaokulunu İzmir'de okuyup oradan da Bursa'ya taşınmışız. Hayat beni oradan oraya sürüklemiş tam 4 okul değiştirmişim. Hepsinde birbirinden aptal insanlar tanımışım. Ve şimdi. 14 ay içerisinde 6 kere çeşitli uyduruk sebeplerden dolayı benden ayrılan, şu an son hakkımı kullanığımı söyleyip moral denen şeyimin içine tüküren ama bir o kadar da aşık olduğum bir sevgilim, annem, babam birde küçük erkek kardeşim var. Hayatımda ''dostum'' diyebileceğim tek kişi tanıdım. Oda Yasemin. Bazen o bile sevgilisi yüzünden benim pabucumu dama atsa bile seviyorum. 6 yıllık dostum.
Sevgilim hayatıma girdiği ilk 3 ay herşey rüya gibiydi. Ama her 3 ayın 4. ayı da vardır. Olmaz olaydı. 4. ayımıza girince yani ilk kez Mart'ın 23'ünde 'Bitti' lafını söyleyip, içimdeki aşkı kine ve nefrete dönüştüren geceyi yaşattı. Ağladım. Yalvardım. Kahroldum. Affetti. Bu olaydan sonra daha çok bağlandım sanki o oksijen tüpüymüş de o olmadan yaşayamıyormuşum gibi...
Delicesine aşıktım delicesine. İlk defa aşık olmuştum ve o bile beni yarı yolda bırakmayı göze alabildiyse hayatın ne anlamı kalırdı ki? Bileğini kesenlere iğrenerek baktığım günleri çok çabuk unutmuştum. Acı insanı böyle yapıyormuş.
Yanında değilim çünkü yan yana değil yaşadığımız (daha doğrusu benim yaşamak için mücadele ettiğim) şehirler. Ne her moralim bozulduğunda çıkıp gezebileceğim, koluna girip ağzım kulaklarımda keyifle alışveriş yapıp ardından bir kafe de oturup bir arkadaşım var. Yasemin'i sorarsanız, onun eğlenmek için başka arkadaşları var. Hem depresyona girmiş bir kızı kim ne yapsın değil mi?. Hayat işte, bana hiç gülmedi gülmüyorda. Ergen tribi derseniz asla öyle birşey değil. Ergenliği bırakalı, hayatı anlamaya başlayalı çok zaman oldu. Hani derler ya, kızlar babalarına düşkün olur diye, çevreme bakıyorumda ne babamsız yaşayamam diyen binlerce kızdan biriyim, nede annem benim herşeyim demeye yetenekli bir dilim var...
Oldum olası soğuk bir insanım. Herkes bana buzdolabı diyor. Amcam ilk kez bana '' niye bu kadar soğuksun kızım'' dediğinde, ''belkide doğduğum gün paradan daha önemli hiç birşey olmadığını bize bu kadar belli edip bir kere olsun ziyaretime gelmediğin içindir.'' diye karşılık verdiğimde babamdan ilk tokadımı ve hakaretimi almıştım. Ben gereksizdim onun için. Olmasam da olurdu. Sepetteki çürük elmayım onun için. Ama 4 yaşıma kadar ona aşıktım. Babama aşıktım. O olmayınca ağlar hasta olurmuşum. Ama artık ne kadar seviyorum dese de ne inanacak kadar safım, nede bir şans verecek kadar beyinsizim. Ben 6 yaşımdayken, baba sevgisine muhtaçken, o başka bir kadını hamile bıraktığında kaybetti o şansı. Şeytan tüylü olmasına karşın, yinede sarılıp öpmek gelmiyor içimden. Annem bile affetti ben affedemiyorum. Hiç aklımdan çıkmıyor o aptal hataları.
Ve bana sürekli bir hiç olduğumu söylemekten vazgeçmiyor. Canım yanıyor artık. Taşıyamıyorum. Yemeğe oturduğumda ağız tadıyla yemeğimi yiyemiyorum. ''Yeter artık bıktım senin isteklerinden senin yükünden'' laflarını duymaya alıştım ne yazık ki. Ondan 5 kuruş para istersem namert olayım diye söz verdim kendime. Çünkü biliyorum ki verdiği 5 kuruşun hesabını yapıyor. En büyük isteğim bir an önce üniversite denen o sersem okulu kazanıp kendi paramı kazanmak. Modacı olmak istiyorum. Alakam yoktur aslında. Ama olsun istiyorum.
Depresyon ilacım bittiğinde para istedim diye 15 dakika burnumdan geldiğini unutmam. Artık istemem. Yemin ettim. Annemden alırım asla ondan almam.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar