
Önce defteri açtım ve karıştırdım, ilk sayfadan itibaren yazılar vardı. Lakin Latin harfleri ile yazılmamıştı… Daha doğrusu bildiğim hiçbir dilin alfabesi ile yazılmamıştı; ki buna Kiril, Mandarince ve eski dillerin bir büyük kısmı ile karşılaştırma yaparak varmıştım. Acaba neydi bu defterin önemi, neden ben yanımda taşıyordum o defteri, nasıl bir anlamı vardı ve içerisinde ne yazıyordu. Önce bunu çözmek istediğimi düşünerek, biraz daha inceleyecektim ki, aklıma diğer kutu geldi. Öyle bir kutum olduğunu hatırlıyordum çocukken garip şeylere olan ilgimden dolayı tarot kartları almıştım ve onları yanımda taşıyabilmek için aldığım kutuya benziyordu. Kutuyu açtım, içindekilere baktım ve yanılmadığımı gördüm, içerisinde tarot kartlarım vardı. Kartları çocukluğumdan itibaren elimde tutuğumda onların sıcaklığını hissederdim. Oysa bu sefer kartlarım elime soğuk gelmişti. Tam bu anda kapıya yaklaşan bir ses duydum ve kartlarımı kutusuna yerleştirip tekrar cebime koydum. Kapı çaldı ve doktor girdi odaya; “eğer kararlı iseniz sizin çıkış işlemleriniz için ön büroya alıp, bu odayı temizleteceğiz Zaknafein bey” dedi; “başka bir hasta geldi, onu alacağız…”. Ben derin düşünceler içerisinde sadece kafamı salladım ve odadan çıktım, hiçbir şey söylemeden. Ön büroya doğru yürürken, döndüm; “her şey için teşekkür ederim doktor bey, size de teşekkür ederim Betül hemşire” dedim ve ilerledim ön büroya doğru. Ön büroda işlemlerimi hallettim ve kapıdan dışarı, soğuk Ankara ayazına adımımı attım.
Ankara’nın ayazı yüzüme çarparken, içimden bir süredir geçmeyen bir fikir geçti, bir sigara yakmak istedim o an. Yaklaşık 6 ay önce bir süre psikiyatri servisinde kalmıştım acı bir kaybım yüzünden ve o dönemlerde sigaraya alışmıştım. Hastaneden çıktığımda ise sigarayı tamamen bırakmıştım ve aklıma bile gelmemişti o zamana dek. Hastanenin kapısının önünde etrafımda büfe tarzı bir yer arayan gözlerim, bin bir farklı yerde olan aklım ve içime işleyen ayaz. Büfeyi doğru adım attım, bir paket sigara istedim adım adım ilerleyerek Tunalı’ya geçtim, Kuğulu Park’a geçtim ve oturdum, sigaramı yaktım ve çevredeki tüm ışıklara rağmen kibritin ışığında, defteri cebimden çıkardım ve o ışığa yoğunlaşarak yazdıklarımdaki anlamı çözmek için uğraşmaya çalıştım. Evet defter benimdi bunu biliyordum, çünkü benim gibi hem keskin hem de zarif yazıp, sonlardaki o ince döngü işaretlerini yapabilecek kişi sayısı yoktu veya çok azdı… Sözcükleri anlamasam da, bitirmeye çalıştığım bir hikâyeyi okur gibi defterin yapraklarını sayfa sayfa çevirdim, bitirmek isteyip sonunu getiremeyeceğini anlayınca kaldırılan bir kitap gibi, defterimi cebime koydum. Seyyar satıcıların birisinden bir çay aldım ve kuğuları izlerken ikinci sigaramı yaktım. Kuğuları izlemek istememe rağmen, gözlerim sürekli sigaranın ucunda o kırmız köz halinde olan noktaya kayıyordu. En sonunda bu işkence gibi duruma dayanamayacağımı anladığımda, sigarayı yere attım ayakkabımın ucu ile söndürdüm ve ayağa kalktım. Her zaman ki gibi, adım adım Gazi mahallesine doğru yürümeye başladım, yolda sadece bir defa durdum, bu da bir paket daha sigara almak için oldu. Sonrasında evime doğru yol aldım. Eve girdiğimde önce çalışma masamın başına geçtim ve ceketimin cebindekileri boşalttım. Sonra gardırobuma ceketimi astım, üzerimi değiştirdim ve öncelikle mutfağa uğradım, dolaptan bir bira aldım.
Fark ettim ki sabahtan beri hiçbir şey yememiştim. Yine de hiç umursamadan biramı yudumlarken, buzdolabından birkaç parça bir şey çıkardım, kendime yiyebileceğim bir şey hazırlayabilmek için. Hızla bir şeyler hazırlamak için girdiğim işte, her zaman ki gibi, kafamı dağıtmaya başladığımı fark ettiğimde işleri hızlandırmak yerine iyice yavaşladım ve keyfini çıkarta çıkarta yemeğimi hazırlamaya başladım. Hatta bununla da yetinmedim, oturdum ve kendime tatlı da yaptım. Sonra da oturup afiyetle yedim akşam yemeğimi, yanına bir tane daha bira açtım. Yemekten sonra yaptığım tatlıdan tabağa doldurdum ve çalışma odama yürüdüm. Tatlıyı masaya bıraktıktan sonra çalışma odasındaki buzdolabından bir tane daha bira açtım ve tatlıdan birkaç çatal aldım ve ardından defteri tekrardan açtım.
Bu sefer belirli bir düzen içerisinde defteri incelemeye başladım. Öncelikle ilk sayfada kendini tekrar eden şekilleri inceledim. Ardından bütün bunların sıralamalarını yaptım ve latin alfabesindeki olası karşılıklarını belirlemeye çalıştım. Birkaç deneme, yanılma ve olasılık hesabından sonra yaklaşık olarak tüm yazılanların %90’ına uyan latince karşılıkları ile okuyabileceğim bir duruma çevirebilmiştim.
Not: Ne yazık ki bu bölüm kısa oldu, diğer bölüm biraz uzun olacağından dolayı, bu kısmı biraz kısa tutum. Bundan dolayı affınıza sığınıyorum.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
:D o ne zaman gelecek? Meraklıyımdır
Part 4: www.kizlarsoruyor.com/.../a16321-ucurumun-esiginde-4-kendine-yabanci-oldun-mu-hic
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!