Dünyanın Tepesiyle, Uçurumun Dibi Arasında, Tek Bir Adım Vardır.
Annem çok güzel bir kadındı, güzel ve güzelliğine aşık bir kadın. Kendisi dışında hiçbir şeyle ilgilenmezdi. Bu yüzden babam büyüttü beni herşeyimle o ilgilendi, saçlarımı o taradı, gömleğimi o ütüledi. Hem anne hem de babaydı benim için. Üniversite sınavına hazırlanacağım yazın sonuna doğru kaybettim onu o uğursuz kazada. O kaza sadece babamı almadı benden hayallerimi, umutlarımı, benliğimi ve hatta kendime olan öz saygımı bile yitirdim ben o kazada.

Nefes alamıyordum artık, yaşamak istemiyordum, bitmiş tükenmiş gibiydim. Bir şeyler yapmam lazımdı ve yaptım çok kötü şeyler yaptım.
Babası ölen bir kızın kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış demektir.
Kaybedecek bir şeyim kalmamıştı. Gitmem lazımdı o evden çıkmam lazımdı. Kalkıp üstümü giyindim, hayatımda ilk kez makyaj yaptım ve bir ayın sonunda ilk defa o odadan dışarı çıktım. Kendi sonuma gittiğimi biliyordum ve bunu istiyordum da. 
O gece birçok ilkimi yaşadım. İlk içki, ilk dans, ilk kendini kaybetme, ilk öpüşme.. Tek bir şey yapmadım. Bekaretimi vermedim. Çünkü hala içimde bir yerlerde kalan eski ben izin vermedi. Hala sevdiği adama vermek istiyordu bekaretini kırmadım onu. O geceden sonra birçok böyle gecem oldu ama bekaretimi vermedim kimselere. Gerçi ruhu kirlenmiş bir sürtük bakire olsa ne olurdu ki?
Bütün erkeklerde babamı aradım. Bana onun gibi baksınlar, şefkat göstersinler, korusunlar, kollasınlar istedim. Ama onların tek düşündükleri şey iki bacagımın arasıydı.
Daha sonra okullar açıldı bir yandan da dersane. Gündüz okul-dersane arasında gidip geliyor akşamda partiden partiye koşuyordum. Ben, ben değildim artık tanıyamıyordum kendimi. Bir tüneldeyim sanki sonu olmayan kapkaranlık bir tünel. Herkes benim gibi bir kızın okulla ne alakası olduğunu merak ediyordu ama bir sözüm vardı babama, o sınav kazanılacaktı.
O sabah kalktığımda biliyordum bir şeylerin değişeceğini belki daha kötü olacaktı ama bir şeyler değişecekti. Gece babamı görmüştüm rüyamda sabır kızım diyordu biraz daha sabır.
Haftasonuydu sabah erkenden dersaneye gittim ilk derse girmesi gereken öğretmenin çocuğu hastalandığı için derse giremiyormuş onun yerine genç öğretmenlerden biri girecekmiş bla bla. Zerre tınlamamıştım bu haberi, umrumda değildi kimin derse girdiği dersi anlatsınlarda gerisi boştu. Sonra o girdi içeri. Bütün kızların nefesini kesebilecek derecede yakışıklı, yapılı, uzun boylu yeni mezun olduğunu tahmin ettiğim genç bir hoca. Sınıfta ki kızlardan çıt çıkmıyordu şok olmuştu herkes. Ben bile etkilenmiştim fakat benim sebebim farklıydı.
Gözleri, okyanus mavisi gözleri babamınkilerle aynı ton değildi belki ama tıpkı onun gibi bakıyordu. Şok olmuştum. Kaç aydır özlemini duyduğum şefkat bu yabancının gözlerinde saklıydı. Ders bittiğinde bir grup, bir kızın başına toplanmış onu dinliyordu. Kızın ablasının eski nişanlısıymış. Ablası onu terk etmiş çünkü cinsel birliktelikte ki sert davranışlarına dayanamıyormuş. Duyduklarım ona başka bir yönden bakmamı sağlamıştı. Ne içimdeki eski benliğim durdurabilirdi artık beni ne de onun öğretmenim olduğu gerçeği. Bakire bir kızdan beklenilmeyecek kadar çok istiyordum onu. 
Bir gün dersane çıkışı onu takip ettim. Başlangıçta evine gitti. Geç bir vakitte de dışarı çıktı. Bir bardı gittiği yer, aradığım fırsat ayağıma gelmişti. Peşinden bara girdim ve ona yaklaştım anında tanıdı beni, konuştuk biraz niyetimin farklı olduğunu anladı ve uzaklaşmak istedi. Öğrencisi olan kendinden 6 yaş küçük biriyle sevişmek istemiyordu anlaşılan oysaki bilmiyordu ruhumun ondan bile yaşlı olduğunu. Yapıştım dudaklarına, direnmedi. O geceyi onun yatağında bekaretimi ona vererek geçirdim. Şaşırmıştı, herkesin sürtük dediği kızın bakire olmasına şaşırmıştı.
Ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi kalkıp yerde ki kıyafetlerimden yırtılmamış olanları üstüme geçirip çıktım o evden. Öbür hafta görmedim onu hiçbir yerde. Sonradan öğrendiğim kadarıyla şehir değiştirmişti. Sanırım başına bela olmamdan korkmuştu. Bilmiyordu ki onu görseydim yüzüne bile bakamayacağımı. 
Toparlanma vaktiydi artık. Gidişi beni kendime getirmişti. Çünkü artık yaşamak için bir sebebim olmuştu. Hayır hamile değildim. Aşıktım. Babam gibi bakan ve aylardan sonra ilk kez bana ilkimi yaşarken şefkat gösteren o adama aşık olmuştum..
Çoğu insanın yapamayacağını yaptım ben. Uçurumun en dibindeyken ellerim kanaya kanaya zirveye çıktım.
İstediğim bölüm olan psikolojiyi kazanıp 4 sene sonunda üçüncülükle bitirdim okulumu. Düşmüştüm, çok feci düşmüştüm ama kalkışım iyi olmuştu. Kimsenin elini tutmadan kendi kendime kalkmıştım çünkü biliyordum kimin elini tutarsam tutayım beni tekrar uçurumdan aşağı itmekten hiç çekinmeyecekti.
Ve aşık olduğum adam.. Tabiki onu da bırakmamıştım. Yine karşısına çıkacaktım yine bir barda ama çok farklı bir şekilde. Karşılaştığımız gece tekrar onun olmadım, bir sonra ki gece de ve bir sonrakinde de.. Ta ki evlenene kadar. Evet onunla evlendim. Nasıl başardığımı sormayın ben de bilmiyorum. Kasıtlı yaptığım tek şey karşısına çıkmaktı.

Eğer iki insan beraber olmak için yaratılmışsa sonunda tekrar birlikte olmanın bir yolunu bulurlar.
Ve bugün.. Hayatımın en güzel günü. Bugün öğrendim sevdiğim adamdan bir parçayı içimde taşıdığımı. Bugün verdim bebeğimize kendi annem gibi olmayacağımın sözünü ve bugün verecek babası bebeğimize dedesi gibi olacağının sözünü..
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar