Herkesin kendine göre bir geçmişi ve geçmişlerinden kendilerine yarattıkları yol ayrılmaları bulunmaktadır. Hepimizde ne yazık ki bir gelecek kaygısı ister istemez bulunmakta. Ve bizler tüm benliğimiz ile endişelerin, hayatımız boyunca hissettiğimiz eksikliklerin gölgesinde yaşayıp gideriz bir şekilde. Ve ne yazık ki kendi içimizde yarattığımız korkularımız ile sadece ama sadece kendi iç dünyalarını alt üst ederler...

Hayatımız aslında o kadar olağanüstü güzellikler ile dolu ki, bir tek bizim bu güzellikleri fark edip yaşamlarımızı birer cennet bahçesine dönüştürmemiz gerektiği yerde kendi kendimizin bir anda yaşam katili olup çıkıyoruz.

Pozitif düşüncenin güzelliğini hiçbir zaman es geçmemek, negatif düşüncelerimizin ise esiri olmamak hem kendimiz hem de çevremizdeki insanlara da hayatı zehir etmemiş oluruz. Bunun tam tersini yaparsak hayat herkese ne yazık ki zehir olur.
Yaşamın her daim bizim için çayın içindeki şeker misali tatlı olmasını bekleriz, ama ne yazık ki çayımıza şeker atmayı unuturuz.

Yaptığımız tek şey eksilerimizin artılardan daha çok olduğunu savunmak. Şansızlıklarımızdan dem vurmak, mutsuzluklarımızın her zaman başkalarının üzerine atmak.

Ve hep yüzümüz asıktır, gülümsemeyi, dik durup hayatı göğüslemeyi de bilemeyiz. Üstelik öğrenmek gibi bir niyetimizde hiçbir zaman yoktur.
Yalnız kalmaktan da deli gibi korkarız aslında. Yalnız kaldığımız zamanlarda kendimizi dinleriz ve bu zaman içerisinde de geçmişin izlerini daha da derinden hissederiz.

Ve ne yazık ki ruhumuzu onun zincirleri altında tutsak ederiz. Güçsüz yanlarımızı, yanlışlarımızı, hayata karşı olan olumsuz tavırlarımızı da hiçbir zaman kabul etmek istemeyiz.
Oysa ki bilmediğimiz ya da bilmek istemediğimiz, bugünkü karamsar düşünceler yarınlarını daha da kaygı verici hale getirecektir.

Tıpkı dünden kalan umutlarımız gibi. Gelecek ve geçmişin tüm izleri bir yerlerde gömülü olarak kalacak yerini ise karamsarlığa bırakacak.
Hepimiz bir şekilde aslında geçmişten gelen bütün izleri üzerimizden atmalıyız.

Yaşadıklarımız bırakın yaşandıkları yerde ve o zaman dilimi içerisinde kalsınlar. Dünde kalanlar için zihnimizi yormak yerine şimdiki an ve yarınlarımız için çaba göstermemiz gerekiyor. Çok değil kısa süre içerisinde ruhlarımızdaki ve iç dünyalarımızda yaşanan değişimeler şahit olacaksınız. Birazcık gayret etmekle bunu başarmak aslında çokta zor bir şey değil. Yeter ki yapmak isteyin ve yaptığınız şeylere inanın...
Hayat o kadar kısa ki ve ne yazık ki es geçilmeyecek kadar da kıymetli. Her an nefes alıyor olmamız bile bize Allah'ın bir armağanı.

Bu güzel armağanı farkında olmalıyız ki mutluluğumuzun da ilk adımlarını atmış oluruz. Ve bundan sonrası kendiliğinden çorap söküğü gibi gelecektir zaten.
Geçmişin izlerinden geleceğin umut dolu dünyasına uzanan yolda her şey sizin elinizde, unutmayın.
Bizler koşullar ne olursa olsun, şartlar ne olursa olsun, yine de kendimizi memnun etmeye çalışırız, şartları zorlayan ve kendimizin mutluluğu bir şekilde yaratıyor olması o kadar önemli ki...

Hayat o kadar kısa ve o kısacık mutluluk anlarımızı yakalayabilmek, o anlarımızın doyumsuzluğunu içimize sindirmemiz gerekiyor. Hiçbir şey için değil, değişmek, hayatı fark etmek ve bunu fark ettiğimiz anda da yakalayabilmek çok önemli. Yapılabilecek tek şey ise bu değişime yürekten inanmak ve derin bir nefes alarak ilk gülümsemeyi yüzümüze kondurmak.

Bugünü hakkı ile yaşamak ve yarınlara yatırım yapmak adına...
Dostça ve sağlıcakla kalın...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar