Bir Dramdır Dil Okumak!

Lise son sınıftaydım, SBS sınavına hazırlanıyordum. Ben diğer öğrenciler gibi matematiğime güvenmiyordum. Kitapçığın sonunda yer alan, kimsenin sallamadığı, sallayanların da çoğunun boncuk boncuk terlediği bölüme güveniyordum: İngilizceye!


Küçüklükten beri en büyük hayalimdi dil okumak.


Eğer liseye geçersem ikinci sene bölümlere ayrılacağımız için dil okuyabilecektim ve bu benim içim aşırı derece heyecan verici bir durumdu! Derken SBS puanım umduğum gibi gelmedi, bir hayli düşüktü


Zaten bu ülkede dile değer verilse insanlar bir parça da olsa adam olurdu.

"Bu ülkede dile değer verilse insanlar bir parça da olsa adam olurdu" derken neyi mi kastediyorum, hemen açıklayayım: Türkiye'de maalesef ki eğer sayısal en azından eşit ağırlık okumuyorsanız adam yerine konmuyorsunuz.



Bi' saniye ya, dilcilerle, sözelciler ne olacak peki?


Onları umursayan dahi yok, çünkü onlar insan değil. Onlar eğer matematik yapabiliyor olsalardı, ellerine iyi bir meslek alabilecek olsalardı (!) adam yerine konulurlardı.


Derken, özel bir okula kaydoldum. Evime yakın, İngilizce ve Almanca dil eğitimi veren bir okuldu. Hatırlıyorum yaz tatilinde müdüre ile tanışmıştık, bana nasıl olduğumu sormuştu. Ben de ona heyecanlı ve birazcık da endişeli olduğumu söylemiştim. Aldığım yanıt kalbimin göğüs kafesimi kırmasına neden olmuştu: "Hiç merak etme yavrucuğum, bu okulda aradığın dil eğitiminin alası var. Dil okumak istiyor diye bir çocuğu aptal yerine koyamazsınız, sonuçta matematik yapamıyor olması onun suçu değil. Allah matematik zekası vermemiştir, yapabiliyordur ama ilgisi yoktur. Hele bir öğrenciyi kesinlikle bölüm seçmeye zorlamamalısınız, bu onun geleceği bırakın da kendisi karar versin" demişti.


Bu inanılmazdı! Benim evde annemle babama söylediklerimin neredeyse aynısını müdüre onlara söylemişti! Benim gibi düşünen, bana hak veren ve savunan bir insanın okul müdürümün olmasından daha iyi ne olabilirdi ki!



Ortaokulda öğretmenler matematik ve fen derslerinde başarısız olduğum için bana çok kızarlardı hatta cetvelle elime vurmuşlukları bile var. Neymiş efendim çalışmıyormuşum!

Hayır, bu çalışmaktan öte bir şey, tamamen neye ilgim olduğu ile alakalı. Ama bunu kime anlatacaktım, anlatsam kimin umurunda olacaktı ki? Ben de kendi yolumu çizip oradan gitmeye karar verdim.


İngilizce dersindeki başarım diğer öğrencilere göre kat be kat yüksekti ve bu sınıfın en çalışkanının sinirini bozuyordu. Matematik ve fen yapamadığım için diğer derslerimin de kötü olması bekleniyordu. Matematikten ve fenden her sınavda en yüksek notu alan inek İngilizce sınavından sonra hocaya "Öğretmenim n'olur bana proje ödevi verin, sınıfta kalmak istemiyorum." diye yalvarıyordu.


Beni anlamıyorlardı, Ben bir balıktım ve benden uçmamı istiyorlardı. Bu nasıl olabilirdi ki, Mümkün dahi değil!

Her sene matematik ve fenden sayısız ödev alırdım hocalarla iyi geçinmeye çalışırdım. Ama sanırım en kötüsü de sayısala yeteneğim olmadığı için aptal muamelesi görmekti. Matematik hocası benimle dalga geçerdi. Hoş ben de altta kalmaz onunla dalga geçerdim, kendimi ezdirmezdim. Ne kadar acı bir çocuğun zekası ile dalga geçmek! Ben çok mu isterdim sınavlara mı çalışayım yoksa proje ödevi mi alayım diye ikilemde kalmayı, ben çok mu isterdim hocalar ağır hakaret ettiklerinde susmayı, ben çok mu isterdim cetvelle sınıfın ortasında dayak yemeyi, herkesin kahkahaları eşliğinde ağlamayı? Hepsi şu lanet matematiği yapamadığım için değil mi? Umarım canımı yaktığınıza, egonuzu tatmin ettiğinize değmiştir. Umarım sınıfın içinde bütün onurumun kırılmasına, ülser hastası olmama, ağır bir depresyona girmeme ve sonrasında okul fobisi sahibi olmama değmiştir.



Lisenin ilk senesinde müdüre ile sürekli görüşüyordum, odasına gidiyordum konuşuyordum, sohbet ediyorduk. Aramız çok iyiydi, hala da iyi. Bizim derslerimizi on saat İngilizce, iki saat de Almaca olarak belirlemişti. Benim gibi İngilizce aşığı birisi için haftada 10 saat İngilizce çok azdı ama olsun neticede Almanca da vardı. :) Fakat bir sorun vardı. Ben kendi kendime İngilizcemi geliştirmiş ve Intermediate seviyesine kadar yükseltmiştim. Ama bana okulda anlatılan İngilizce Elementary bile değil, Beginner seviyesindeydi! O zaman kendi kendime çok kızmıştım "şapşalsın sen, gerçekten burada çok iyi bir dil eğitimi alacağını mı düşündün, aptal" demiştim kendi kendime. Ama müdürenin bana "dil öğrencisi 3 kişi bile olsanız size dil sınıfı açacağım." demesi bana bir parça da olsa umut vermişti. "Belki seneye bölümlere ayrılırsak seviyeme uygun İngilizce dersi verilir." diye düşünmüştüm.


Her şeyin bir iyi bir de kötü yanı vardır ya, sanırım bu okulun da kötü yanı sıfırcı sayısalcı hocaları ve ağır sayısal dersleriydi.


Hani dil olacaktı, ben bu kadar sayısalı kaldıramıyorum! Özel okulda olmama rağmen matematik, fizik, kimya ve biyoloji hocalarının eteğinde geziyordum. Ben devlet okulunda bile hocalara böyle yalvarmamıştım. Lisenin ilk senesinde ilk dönem bittiğinde ortalamam teşekkür almaya yetiyordu, ama sağolsun fizikçinin yaptığı şaka sayesinde teşekkür alabilecekken alamadım. "Nasıl olsa birinci dönem bu, diğer dönem fiziği çalışır, düzeltirsin." demşti. Ben fiziği çalışıp düzeltmek falan istemiyorum! Ben sadece hakkım olan notu istiyorum! Sonuçta ben o okula para ödüyorum, sen nasıl benim karneme fizik ortalamamı 33.47 yazarsın ya? Sen benimle dalga mı geçiyorsun?



İkinci dönem akıllılık yapıp 2 ayrı proje ödevi aldım. Çok şükür bu defa karnemde 71.90 yazıyordu. Ama her şey gitgide kötüleşiyordu, yaz tatili birden bire anlamadığım bir biçimde bitti ve ikinci dönem başladı. Şok geçirdim! İngilizce dersi 4 saate düşmüştü! Ayrıca bölümler ayrılmıştı ama dil sınıfı yoktu! Sonra sınıf listelerinde ismimi aradım. "10/C Eşit Ağırlık" bölümünde adım yazılıydı. Evet dil bölümü açılmadığı için onuncu sınıfta eşit ağırlık okudum dibine kadar pişmanım ama yapabilecek bir şeyim yoktu. Müdüre ile konuştuğumda bana "dile çok talep olmadığı için açmadık" diyordu. Yahu sen değil miydin geçen sene " 3 kişi dahi olsa dil sınıfı açarım." diyen? Yaz tatilinde beynin mi buharlaştı sana ne oldu böyle?


Ama asıl felaketi daha yaşamamıştım, o lanet fizikçi!


Bana birinci dönem yapmadığını bırakmadı. Proje ödevi de vermedi. Yapabildiğim kadarı ile sınavlara çalıştım ama tabii ki aldığım notların hepsi tek basamaklıydı...


Yine bir teşekkür krizi yaşadım, hocaya ortalamam hakkında konuşmaya gittiğimde "Kim, sen mi teşekkür alacaksın, hah" demiş ve pis pis sırıtmıştı hiç unutmam diğer bir sayısalcı hocanın söylediğini "Sen hocana, notumu şu rakam yapar mısınız diyorsun, madem öyle sınavlara çalışsaydın da sen yapsaydın, niye yapmadın?" dedi. Gözlerim dolu dolu, sinirden patlamak üzere, yumruklarımı sıka sıka çıktım sınıfa. Yahu kadın yapamıyorum, anlamıyor musun? YAPAMIYORUM!



Ben Newton'ın etki tepki kanunu ile ilgilenmiyorum ya da Einstein'in izafiyet teorisi ile, ben dillerle ilgileniyorum daha ne kadar ve nasıl anlatmam gerekiyor anlamanız için?


Eve ağlaya ağlaya gittim, ertesi gün de okula gitmedim. İngilizce hocası dün dersteki halimi iyi görmediğinden annemi aramış, annem de fizik dersinden geçemediğim için üzgün olduğumu söylemiş.


Benim üzüldüğüm şey fizik yapamıyor olmam ya da fizikten geçememek değil. Benim üzüldüğüm şey beni anlamamak istemeleri, bunu bilerek yaptığımı düşünmeleri.

Söylesenize kaç kişi kendisini bile bile aptal konumuna düşürmek ister ki?


O İngilizce hocasından da Allah razı olsun bana pek bir şey öğretemediyse de üzerimdeki emeği çoktur. Fizikçiyle konuşmuş, hoca beni yeniden sınav yaptı bu defa cevapları da verdi. Çok şükür bir badireyi daha atlattık!



Sonraki sene işler iyice kötüleşti İngilizce hocası değişti. Artık İngilizce derslerinde sadece film izler olduk. Almanca dersi dört saat olmasına rağmen sadece bir saat Almanca gördük. Sayısallardan farkımız yoktu hatta sizi temin ederim ki sayısallardan daha fazla sayısal ders görüyorduk. Geçen sene açtıkları dil sınıfı adı altında bütün işe yaramazların toplandığı bir sınıf vardı, artık o da yoktu. Lisenin üçüncü senesinde okula neredeyse hiç gitmedim, bir günde beş saat matematik olur mu yahu?


Peki ben bütün bunların hepsini neden anlattım?
Bir Dramdır Dil Okumak!


Bir çocuk matematik yapamayabilir, bu onun aptal olduğunu göstermez. Ya da bir çocuğun zeki olmuş olması için illa matematikten anlaması gerekmez. Zamanında da müzik öğretmeni Beethoven için "Müzik konusunda hiçbir yeteneği yok müziği bırakmalı" demiştir ki haksız çıkmıştır. Sadece dâhiler, üstün zekalılar matematik yapanlardan çıkıyorsa Decartes kim, Beethoven kim, Picasso kim? Birisi düşünür, diğeri müzik dehası, öteki de resim dehası. Şimdi bu kadar tarihe geçmiş, isimleri herkesçe bilinen insanlar aptal mı matematik alanında ilerleme kaydetmedikleri için? Koskoca Mona Lisa tablosu ile meşhur Picasso aptal mı, söyledikleri hala bugün bile akıllarda olan, felsefe edinilen sözlerin sahibi Decartes aptal mı?


Lütfen farkında olmadan çocukların gelecekleri ile oynamayın. Bırakın çocuk istediği bölümü seçsin. Sonuçta mesleği yapacak kişi o. "Benim çocuğum mühendis olacak, benim çocuğum doktor olacak." egolarına girmenize hiç gerek yok. Zamanında siz okusaydınız da siz olsaydınız. Bir dakika yoksa siz de mi sayısal yapamıyorsunuz? Kendinizin yapamadığı bir şeyi çocuktan nasıl bekliyorsunuz peki? Bu onun geleceğine atılmış çok büyük bir kazık değil mi?



Bir de liselerdeki ya da üniversitelerdeki dil bölümlerine sadece sayısal yapamayanların girdiğini düşünen bir kısım cahil insan var.


Dil zekası, sayısal zekadan çok daha az görülür ve genelde dil zekasına sahip çocukların yarısından fazlası matematik yapamaz.


Bunda zorlayacak bir şey yok, anlamıyorsa eğer bu onun suçu değil, yaradan tarafından ona farklı bir zeka verilmiş. Bu kadar basit bunda kabullenemeyecek bir taraf yok!


Dil bölümlerini sadece sayısal zekasına sahip olmayan kişilerin seçtiğini sananları bu tarafa alayım; madem öyle, madem sayısalcı çok zeki peki neden o zaman sözel derslerde genelde başarısız ya da dil derslerinde? Aman canım ne önemi var o sayılarla atomu parçalıyor ya "Herkez, amaliyat, proföser" gibi, kelimeleri yanlış yazsa da olur.



Dil zekasına sahip çocuklar azdır ve özeldir. Onlara sayısal özürlü olarak bakmak yerine, dil konusunda üstün zekalı çocuklar olarak bakabilirseniz eğer, neler başarabildiklerine siz bile şaşırırsınız.

Bir Dramdır Dil Okumak!
Cevapla