Herkesin kalbinin derinliklerinde sakladığı bir yaşanmışlığı, kendi karakterini bulamadığı kişiliği, her acıyı sineye çekebildiği ya da öyle görünmesini istediği ve kimseye gösteremediği mahzende saklı yaralar vardır. Her oluşan yara ve birikmiş acıların bizde bırakmış olduğu izler ve hisler farklıdır. Kimileri için bir bağlanmayı, kimileri içinse derin bir hüznü ifade eder. Aslında etrafa baktığımız zamanda da varoluş amacımız da bu şekildedir. Kimilerinin hayata karşı bir bakış tarzının olduğu ve hayata varoluş amaçları olmadan tutunamadıklarını görürüz. Kimilerinin ise hayatı boş ve anlamsız buldukları, yaşama karşı zerrecik de olsa bir umut bağlamadıklarını, genelde kendi köşelerine çekildiklerini ve dört duvar arasında sıkıştıklarını görürüz. Kimilerinin hayatı engellerle, engebelerle dolup taşmıştır fakat bir dağı aşar gibi aşarak amacına ulaşmaya çalışır.
Kendi hayatında varoluş amacını bulmaya çalışan, bulurken tökezleyen, engellere takılıp kalan, kendi dünyasından çıkmak isteyip yine olduğu yere dönen bir adam. Bu adam dört duvar arasında sıkışmış ve kurtulamıyor. Hayatındaki engelleri aşıp daha da öncesinde kendinin bir engel olduğunu görüp bu engellerden kurtulabilecek miydi?
1. Bölüm Sıkışmışlık Hissi
Gözlerini kırpmadan saatlerce gökyüzünün maviliğinin güneşin doğuşuyla birlikte kızıla dönüşünü izleyerek sabahladı. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadı bile. Kolunun bir dirseğini camın köşesine dayayıp ellerinde tuttuğu sıcak kahveyi yudumladı, bir yandan da diğer elinde tuttuğu izmariti içerken yoldan geçen insanların dertlerinin kendi derdi kadar büyük olmadığını düşündü. Sadece bir düşünceden ibaretten büyüdü, büyüdü ve çığ oldu gözünde. Genç adam sanki bu hayatta yaşadıklarını kaldıramıyor çökmüş idi. Çökmüş bir daha ayağa kalkamayacak bir vaziyette gibiydi.
Herkesin kalbinin derinliklerinde sakladığı bir yaşanmışlığı, kendi karakterini bulamadığı kişiliği, her acıyı sineye çekebildiği ya da öyle görünmesini istediği ve kimseye gösteremediği mahzend
Kendi hayatında varoluş amacını bulmaya çalışan, bulurken tökezleyen, engellere takılıp kalan, kendi dünyasından çıkmak isteyip yine olduğu yere dönen bir adam. Bu adam dört duvar arasında sıkışmış ve kurtulamıyor. Hayatındaki engelleri aşıp daha da öncesinde kendinin bir engel olduğunu görüp bu engellerden kurtulabilecek miydi?
1. Bölüm Sıkışmışlık Hissi
Gözlerini kırpmadan saatlerce gökyüzünün maviliğinin güneşin doğuşuyla birlikte kızıla dönüşünü izleyerek sabahladı. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadı bile. Kolunun bir dirseğini camın köşesine dayayıp ellerinde tuttuğu sıcak kahveyi yudumladı, bir yandan da diğer elinde tuttuğu izmariti içerken yoldan geçen insanların dertlerinin kendi derdi kadar büyük olmadığını düşündü. Sadece bir düşünceden ibaretten büyüdü, büyüdü ve çığ oldu gözünde. Genç adam sanki bu hayatta yaşadıklarını kaldıramıyor çökmüş idi. Çökmüş bir daha ayağa kalkamayacak bir vaziyette gibiydi.
Herkesin kalbinin derinliklerinde sakladığı bir yaşanmışlığı, kendi karakterini bulamadığı kişiliği, her acıyı sineye çekebildiği ya da öyle görünmesini istediği ve kimseye gösteremediği mahzend
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
Güzel.
ama biraz fazla detay var gibi, biraz daha sadelik iyidir bence.
Hem okuyucunun kafası karışmaz hem de okumaktan sıkılmaz.
1. Bölüm Sıkışmışlık Hissi
Gözlerini kırpmadan saatlerce gökyüzünün maviliğinin güneşin doğuşuyla birlikte kızıla dönüşünü izleyerek sabahladı. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadı bile. Kolunun bir dirseğini camın köşesine dayayıp ellerinde tuttuğu sıcak kahveyi yudumladı, bir yandan da diğer elinde tuttuğu izmariti içerken yoldan geçen insanların dertlerinin kendi derdi kadar büyük olmadığını düşündü. Sadece bir düşünceden ibaretten büyüdü, büyüdü ve çığ oldu gözünde. Genç adam sanki bu hayatta yaşadıklarını kaldıramıyor çökmüş idi. Çökmüş bir daha ayağa kalkamayacak bir vaziyette gibiydi.
Herkesin kalbinin derinliklerinde sakladığı bir yaşanmışlığı, kendi karakterini bulamadığı kişiliği, her acıyı sineye çekebildiği ya da öyle görünmesini istediği ve kimseye gösteremediği mahzende saklı yaralar vardır. Arşınında kalbinde saklı olan, açamadığı, gösteremediği acıları, sırtında taşıdığı tonlarca yük ve kabuk bağlamış yaraları vardı. Kalbindeki yaraları bir gösterse her şey çözüme kavuşurdu fakat gösterecek kimse yoktu. Odanın içerisinde tek yapabildiği şey bom boş olan ama onun için her yerinin ve köşesinin kendi içinde bile bir anlamı olan duvarları izlemekti. Ya da camdan geçen insanları izleyebiliyordu. Kendini bu dört duvar arasında sıkışmış ve çaresiz hissediyordu. Çoğu insanın yaşama tutunma çabaları, umutları vardı ama Arşının yaşama tutunacak umuda ümidi de tükenmişti artık. Her şey onun üzerine gidiyor köşeye sıkıştırıyordu sanki. Ani bir sıçrayışla yerinden kaykıldığında, uzaklara daldığını ve düşünceler silsilesi birbirini takip ettiğini fark etti.
Hepsi yok orada hepsi bu
Detaylarda boğulmak güzel değil midir fjfjd
Haklısınız galiba, detaylar güzel ama bazen sıkıcı olabiliyor bence.
Ya da mesela cümleleri daha kısa da kullananbilirsiniz diye düşünmekteyim.
Mesela
Şu çöktüğü yer, bence pek olmamış
"... yaşadıklarını kaldıramıyor, çökmüş ve bir daha ayağa kalkamayacak gibiydi" gibi olsa daha akıcı olur bence.
Başka neresi olmamış snsnns
Yani bu şekilde genel olarak daha akıcı hale getirmek iyi olur bence.
Ama tabi sizin kararınız, ben de sonuçta bir eleştirmen değilim.
Onun dışında güzel gibi, okunur yani 🙂