Otuzlu yaşlarımdayım, gireyim diyorum divanın altına, kendimi soyutlayayım insanlardan, dünyadan. Küçücük ve karanlık ortamda bunalımlarımı, psikolojik travmalarımı yaşayım, çocukluğumdaki gibi...
O da otuzlu yaşlarındaydı travmalarını yaşayıp, dünya edebiyatına muhteşem bir eser kazandırdığında.
O ''Dönüşüm''ü yazdı, ben ''yok efendim divanın altına gireyim, yok yağmurlu havada küçücük bir kulübede durayım''ın peşindeyim.. İkimiz de otuzlu yaşlarımızdayız. O dünya edebiyatına adını altın harflerle yazdırıyor, ben ise internetin kablosuna bakayım derken kafamı televizyonun köşesine çarpıyorum. O hikayelere can katıyor, benim kafam acıyor.
Onun hikayeleri benim ise yan odadan cik cik eden yavru bir ördeğim var...
Oysa yalnızlığımız aynı, yaşımız aynı...

Evin tamamı bana ait olmasına rağmen hala kaçacak kendime ait bir yer arıyorum ve hala, hala yazarken a harfini şapkalı yapamıyorum.
Çılgın bir cumartesi olacak ümidiyle başlayan akşamlar 4 yaşındaki oğlumla yatakta zıplayıp, güreşerek bitiyor, savaş oynarken kıyamıyor ''Acıdı mı? Öpiim mi? diyor
Acısa da söylenmiyor, en b.ktan babalar bile kahraman oluyor.
Lost, nip / tuck, house mdler yerlerini yavaşça gumballlara, powerpuff girlslere bırakıyor. Zaman zaman dalıp gittiğimi fark ediyorum çizgi filmlere. Gumball ne güzelmiş lan dediğimi fark ediyorum kendi kendime. Şükür hala tc kimlik numaramı ezbere biliyorum da yaşlandın diyene itiraz edebiliyorum.
Güzel şeyler yerini başka güzel şeylere bırakırken insan biraz şaşırıyor. Mesela konuyu nasıl bağlayacağımı bilemiyorum şu an. Hatta Kafka'dan girip Gumball'a nasıl geldiğimi de bilmiyorum.

Aslında her şey çok güzel ama bu güzellikler bir rutine dönüyor ve bu rutin beni divanın altına kaçmaya zorluyor. Köpükten gemiler yapmak, denizde taş kaydırmak varken sırf büyüdüğüm için profesyonel edevatlar ile balık tutmak zorundayım mesela. Dondurmadan çıkacak olan bedavaya odaklanamıyorum sırf büyüdüğüm için. Oğlum da bana inat dondurmanın markası bile yazsa bedava çıktı sanıyor. Bir şey diyemiyorum.
Babalar bilir, her doğru her yerde söylenmez.
Yapacak bir şey yok gibi.Siz yağmurlu pencere, kahve ve kitaplı selfielere devam edin ben divanın altına gidiyorum...

Lanet olası mobilya lobisi, evde divan yok, her yer komple koltuk, baza...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer