Evinizin arazisini gözlerinizin önüne getirin. Daha sonra bomboş bir yer seçin. Ve sabah uyandığınızda, orada bir ev olduğunu hayal edin. Bu evin kapılarını kilitleyin. Ertesi gün geldiğinizde, evin içinde daha önce hiç görmediğiniz canlılardan var olsun. Sonra siz buna tesadüf deyin, ve size naralarla atılan haykırışları seyredin.
Belirli bir olaylar sonrası olan patlama sonucunda, ki burada belirtmekte fayda var. Bir yerde bir patlama meydana geliyorsa, orada yıkım vardır. Ve yıkımın olduğu yerde hiçbir var olan, kusursuz kendiliğinden dirilemez. Yıkımın olduğu dünyada, hiçbir şey yokken belirli bir zaman içerisinde, var olanı düşünelim. Bir patlamadan arta kalan var olanı. Var olan şeylerin, canı sıkıldığı için belirli tepkimeler sonucu, asla olamayacak imkansızı, kendiliğinden bir canlı oluştuğunu düşünelim
Bu canlı bir hayvan olsun, düşünemeyen bir canlı. Zira bura da şu dipnotu düşeceğim. Yoktan var olamaz. Günümüzde hiçbir hayvanın insanlar gibi yürüyemeyeceği gibi. Hayvan var olması başlı başına bir skandal. Var olan hayvanın, konuşma veya konuşamama kabiliyetini bilmediğimizi varsayıyorum. Daha sonra hayvan adı altında milyonlarca hayvan türü çıkıyor. Sonra bir hayvan türü olan x hayvan türü, belirli evrimler sonucu insan şeklini alıyor. Bu 2. skandal. Zira, o dönemde evrimleşen bir şeyin, aynı materyal ile şu an ile de evrimleşmesi çok olağan bir cevaptır. Fakat şu an böyle bir evrim söz konusu değil. Ama eğer böyle bir şey var ise, zamana bağlı olmaksızın gerçekleşmesi gerekmez miydi? 
Milyonlarca hayvan varken tür olarak, insan da tür yok. Tek bir insan var. 2 Ayağı, 2 kolu, 2 gözü, 2 kulağı ve aklını kullanabilen bir canlı. Fakat hayvanlar sürünen, uçan, yüzen hepsi ayrı bir kategoride. Üstelik, hiçbir hayvan konuşamaz ve insani bir özelliği olmaz iken, bir canlının evrimleşip insan olması ise, ki olmayan düşünce ve zeka öngörüsünü ise, olmayan bir şey de, insan da nasıl olabilir bu ayrı bir şey. Hayvan tehlike geldiğinde uyarıları tepkimeye girerken, insan bu tehlikeyi önceden sezebilecek gücü vardır. Sen hiç 160 anne ile 160 babanın normal şartlarda doğan çocuğunun doğar doğmaz 1 metre uzunluğunda olduğunu gördün mü? Eseri çıkarana ihanet değil midir bu?
Masam da bir bardak var. Tesadüfen elimin çarpması sonucu onu yere düşürdüğümü hayal et. Suyun %25 kısmı kuzeye, %60 kısmı ise güneye bir kısmı da batıya dökülmesi imkansızdır. Su, elimin çarpması sonucu fiziki olarak nereye-hangi yöne çarptı isem elimi, o yöne doğru akmaya başlayacaktır. Öyleyse tesadüf olan bir şeyde de türler arası çeşitlik olmaması lazım. Güneş ya hep batmış olması gerek, ya da hiç batmaması gerek. Türkiye de gece iken, Amerika da gündüz olmamalı. Türler arası çeşitlilik olmamalı. Hayvanlar kategori kategori ayrılmamalı. Çünkü tesadüf olan da ayrıntılara inilmez. 
Güneşin hiç ihanet yapıp, biraz daha dünyaya yaklaşarak dünyaya ateş topu gönderdiğini, ya da gökte asılı duran yıldızların peş peşe düşüp dünyayı yaktığını gördünüz mü? pekala tesadüf öyleyse, bu olağan durumlarda olmalı. Fakat hayır. Nasıl ki bizleri yaratan, güneşi dünyanın peşine taktıysa, Ayı da takmıştır. Evren sizin, bizim oyuncak alanımız değildir. Kusursuzca rahat hareket edemezsin. Eğer sen varoluş gayen unuttu isen, ve rahatlığını doya doya dünyada yaşıyor isen, ''Ölüm'' olduğunda, içini o kaplayan garip hüznü asla anlayamayacaksın. Garip korkuyu asla anlam veremeyeceksin.
Evreni sev. Ancak seni yaratan Rab olan Allah'a her şeyden daha çok sarıl.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer