Epey zaman önce henüz belalardan kurtulamayan bir gençken her türlü pislik işlere bulaştım. Kafam hep allak bullaktı. İçki, uyuşturucu, ve sokak dövüşleri... Ve tabi ki kadınlar ! Her gece başka bir kadınla yatıyor sonra sıkılıp başkasına geçiyordum. İçkiyle başlayan her gecemin sabahında her sabah kendimi başka bir kadınla yatakta buluyordum. Üstelik bir bahanem bile vardı. '' Aradığımı bu kadında da bulamadım''. Peki ne arıyordum ben ? Güven mi ? Şefkat mi ? Veya başka soyut bir şey mi ? Bu konuda hiç bir fikrim yoktu. Ne olacak elbet bulunurdu bir gün. 
Bu uçkurunun zevkine mahkum zavallı modunda gezerken müzikle ilgilenmeye başladım. Kendime ormandaki sokak dövüşlerinden kazandığım parayla elektro gitar aldım. Gitar öğrenmeye başladım. Müzik büyüleyiciydi. Duygularımı aktarabileceğim bir alandı. Harikaydı. Özellikle sert riffleri çalmaya başladığımda. Her zerreme amfiden fırlayan cazırtı işliyor ve beni kendi sert ve çılgın psikolojisine sokuyordu. Öyle ki artık müzikle ilgili planlarım sebebiyle içkiyi bile epey azaltmıştım. Kendimi gitar konusunda epey iyi hissedince bir gruba bile girmiştim. 
Grubumla her gün barda çalıyorduk. Ben daha sert parçalarda ön plana çıkıyordum. Yazdığım sert riffler arkadaşlarımın epey hoşuna gidiyordu. Ve onlarda sert rifflere kolayca uyum sağlayabilecek kapasitede müzisyendendiler. Müzik sayesinde aramızda mükemmel bir bağ kuruldu. Her gün içimizden birinin evine gider geç saatlere kadar yer içer çalar eğlenirdik. Ya da en olmadı mazoşistce fantezilerimiz tutsun diye gölün kenarına gider ( uzun bir yolculuktan sonra ) orada uyurduk. Chooper motorsikletlerimizle sabaha kadar turladığımız da olurdu. Arada Cengiz yol kenarında durur Escortlarla geyik yapardı. Hayatım zevkli, eğlenceli ve üstelik insanca geçiyordu yani. 
Daha sonra barda çalarken onu gördüm. Gördüğüm anda içimde bir tuhaflık hissettim. Sanki kalbimden pompalanan bir karıncalanma hissi bütün vücuduma yayılıyordu. Öyle tuhaf bir rüzgara çarpılmıştım ki hangi perdeye basacağımı unutup şarkının içine ediyordum. Eşsiz gibiydi. Dalgalı esmer saçları ve eşsiz bir tonda mavi gözleri vardı ( tabi o anda gözlerini seçemedim ). O bana bakıyordu ben ona. Çalış saatimiz bitene kadar sürekli birbirimize baktık. Ben bir an önce bitmesini istiyor, hatta şarkının ortasında gitarımı fırlatıp sahneden inmek fikrine kapılacak kadar ileri gidiyordum. İyi ya da kötü o günkü performansı da tamamlamıştık. Yanına gittim ve tanıştık. 
Her şey çok iyiydi. O anki sersemlikle pot kırmadım. Ve numaralarımızı aldık. Sonra bas baya yürümeye başladı her şey. Ben onu arıyordum o beni. Sık sık buluşuyor eğleniyorduk. Arada ona iltifatlar ediyordum. O da bana karşılık veriyordu. Git gide ona daha fazla bağlanıyordum. Öyle ki onunla sürekli konuşmak istiyor sürekli sesini duymak istiyordum. O da ona karşı hissettiklerimi anlamış olacak ki arada kıskançlık krizlerine giriyordu. Öylece günler yeniden benim için hızlı akmaya devam ediyordu. Seviyor muydum veya aşırı derecede bir hoşlantı mıydı bilmiyorum. Ama yürüyordu işte.
Bir gün kapım çaldı. Karşımda o duruyordu. '' Misafir kabul ediyor musun ? '' dedi. Ben de içeri aldım. Konuştuk. dertleştik. Saatler ilerledikçe bana daha fazla yaklaşıyordu. Ufak ufak bana dokunuyor, arada tuhaf jest ve mimik hareketlerinde bulunuyordu. Gözlerine baktıkça içimde tuhaf bir titreme oluşuyordu her zaman ki gibi.
Artık dayanamadığım bir anda dudaklarına yapıştım. Hiç bir ters tepki almayacaktım güya. Ama aldığım tepki şok ediciydim. Tokat ve bir sürü bağırış çağırıştan sonra eşyalarını aldı çıktı gitti. Üstüme tuhaf bir hüzün çöktü. Yavaşça koltuğa çöktüm. Büyük bir kargaşa halindeydim. Ne yapacağımı ve ne yaptığımı bilemez ve kestiremez bir haldeydim. Yaklaşık üç saat sonra peşinden gitmeye ancak karar verebildim. Her şeyin bu kadar kolay bitmesine izin veremezdim. Daha önce bardan çıktıktan sonra onu eve bıraktığım için evinin adresini biliyordum.
Apartmanın önüne gittiğimde cebimde cüzdanımın olmadığını farkettim. Çok da dert etmedim. O andaki ruh halimle evde unuttuğumu düşündüm. Kapının önüne geldim. Ve derin nefes alarak kafamı toparladım. Kapıyı çaldım. Söyleyeceklerimi düşünüyordum. Kapıyı belden yukarısı çıplak bir erkek açtı. Tam da yanlış daireyi çaldığım için heriften özür dileyeceğim bir anda içeriden tanıdık bir ses duydum. '' Sevgilim kimmiş gelen ? '' dedi ve o da geldi SEVGİLSİNİN yanına. Elinde kesinlikle bir öğrencinin alamayacağı kadar pahalı içki şişesi duruyordu.
O an sadece donakaldım. İçimde öyle büyük fırtınal kopmaya başladı ki o an... Göz yaşlarımı içime akıtıyordum sanki. Fakat hiç bir şey yapamıyor ve diyemiyordum. Kalbim... Deli gibi atan kalbim mengeneye sıkışmış gibiydi. Zorlukla nefes alabildim. Yutkundum. Bütün duygularımın boşa olduğunu hissettim O AN.
'' aaa... Hım... Şey... Ben senden... Özür diliyorum '' dedim ve çektim gittim.
Evime doğru ilerlerken her adımda eridiğimi hissediyordum. Bakışlarım boş ve anlamsızdı. Gözlerim buğuluydu. Her şey anlamını değiştirmiş farklı bir kimliğe bürünmüş gibiydi. Böyle bükük bir edayla yürürken yanımda bir motor durdu. Gelen grup arkadaşım Gökalp'ti. Sırtında ona ödünç verdiğim gitarım duruyordu. Ödünç aldığı gitarı geri getirmek için evime geldiğini söyledi. Ben ise sessiz kaldım. Gitarı aldım. Gökalp'le hareketlerimden bir şeylerin tuhaf gittiğini sezmişti. '' Neyin var ya senin ? '' dedi sorgulayan bir tavırla. Bende kendimi zorlayarak '' Önemi yok Gökalp.'' dedim. Gökalp '' İyi.'' diyerek motorun gazına bastı gitti.
Evime yalpalayarak geldim. Sessizce odama çekildim. Cengiz penasını istiyordu. Penası ise cüzdanımdaydı. O anki ruh ve psikolojik halimde o nasıl aklıma geldi hiç bir fikrim yok. Bende tuhaflıktan bol ne var ki zaten. Evi didik didik etmeme rağmen cüzdanı bulamadım. Sonra büyük bir oyuna geldiğimi anladım. Aynama sert bir yumruk attım. Kanım yere damlamaya başladığımda ise göz yaşlarımda akmaya başladı. Sevgim kullanılmıştı. Hem de bir kadına karşı hissettiğim ilk düzgün sevgi.
Ayaklarım yere sürterek ve ağlayarak dolabıma gittim. Orada bir vodka olacaktı. Neredeydi o ? Vodkayı buldum ve bir yudum aldım. Elime eski t-shirtlerimden birini sardım. Sonrasında ise etraf karanlıktı. Kendime geldiğimde darmadağın bir haldeydim. Kanepede sızmıştım. Her tarafımdan ruhsuzluk ve halsizlik akıyordu. Kafamda bir baş ağrısı vardı biraz.
Sonra telefonum çaldı. Arayan çaldığımız barın sahibiydi. Dün gece grup arkadaşlarımın evimin bir kaç sokak ötesinde trafik kazasında öldüğünü matemli bir şekilde söyledi. Ve üstelik yanlarında bol miktarda alkol olduğunu da söyledi... 
Darmadağın bir haldeydim. Eski yaşantıma kısmen geri dönmüştüm. İçiyor, eğleniyor ve sokak dövüşlerine katılıyordum. Eski yaşantımdan tek fark artık kadınlar yoktu. Gitarımı odamın bir köşesine bırakmıştım. Artık hiç elime alıp çalmıyordum. Hep orada duruyordu. Serserilik günlerim geri gelmişti yani. Öyle ya da böyle sekiz ayı geçirdim. Okulu bıraktım. Ve askere gittim. Askerde bir çok kez ölümle karşılaştım. Ve yanımda arkadaşlarımın öldüğünü gördüm. Askerden döndüm. Ve içmeyi bıraktım. Dövüşleri de. Cengiz'in parçalanmış motorsikletini tamir edip bir motorsiklet kulübüne yazıldım. Birlikte bir çok ülke gezdik. Böylece hayatımdan epey zaman kaybetme imkanı buldum. Sonra motor işinden de biraz sıkıldım. Ve kulüpten kafadar bir kaç dostla motorsiklet yedek parçacı dükkanı kurduk. Eski bar sahibinin bana verdiği yüklü miktarda borçla aslan payı hisseye ben sahiptim. Sorun şuydu ki hep onlar dükkandaydı. Ve dükkan farklı şehirdeydi. Ben evimde yatıyordum. Onlar da parayı yolluyorlardı. Bu böyle uzun zaman devam etti. O kızı o günden beri görmemiştim zaten.
Ta ki bugüne kadar. Bugün yolda gördüm onu. Yanında o herif. El ele tutuşmuşlar yanlarında da çocuklar. Oldukça mutlular. Geziyorlar. Hafifçe bir tebessüm belirdi yüzümde. En azından mutluydu. Hemen evime döndüm. Odama çekildim. Yere çöktüm. Düşünmeye başladım. Neden o mutluydu da ben değildim? Veya neden o bana bunu yapmıştı? Neden neden neden ? diye düşünürken gözüme gitarım takıldı. O hala o gün onu bıraktığım yerdeydi. Onu o günden beri elime almamıştım. Yavaşca ayağa kalktım. Ve onu elime aldım. Tozlanmıştı. Temizledim ve amfiye bağladım. Her zaman çaldığım ve çalmayı en çok sevdiğim riffi çalmayı denedim. '' Ahh lanet olsun burada hangi perdeye basıyorduk. Ahh kahretsin bu defa olacak. Hadi bir kere daha. Hadi bir kere daha. İçindeki ruhu dök ortaya Emir. Ruhunu gitarına aktar hadi. Evet işte bu ! '' O an gitardan melodiler dökülürken başıma neden böyle bir şey geldiğini anladım.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar