Nedir aşkın tanımı ? ya da mutluluğun ? ya da evliliğin ? Çocuk sahibi olmanın, hayaller kurmanın, ilkokul aşkının, sevgilinin anlamı nedir sizce ?
Hep gönlümüz yanlış kişilere kondu bizim. Çok sevdik değer verdik. Hayaller kurduk. Her görüşümüzde yüreğimizi titreden bir adama/kadına sahiptik biz. Kıskanırdık, kısıtlardık. Napalım çok aşıktık işte. Hatta o istedi diye maddi manevi tüm dünyamızı değiştirmiştik. Belki ilk aylarıydı ilişkimizin ama biz çoktan evlilik hayallerine dalmıştık. Biz düşünmemeye çalışsakta, daha erken desekte aklımızdan bu hayallerle ilgili , o bizimle ilgili evlilik hayalleri kurdukça biz umutlanıyorduk.
Yanlıştı daha ilk aylardan hemen hemen tanımadığımız bir adamla evlilik hayalleri kurmak. Belki sorsa 1 ay sonra DNA şifresine kadar ezberlerdik. Olsun yine de erkendi. O bizimle ilgili hayal kurdukça bizim içimizde tarif edilemez bir duygu bastırıyordu. Ne yapsak, ne etsek olmuyordu. Korkuyorduk aslında bizi terketmesinden, gitmesinden. Bu kadar hayal kurarken belki bazılarımız ona güvenip namusunu, bakireliğini, bakirliğini emanet etmişken korkuyordu insan işte. Ama o hep gözlerimiz içine bakıp beni bırakma diyordu. Ben bırakmayacağım diyordu.

O böyle dedikçe bizim sevdamız 3'ü 5'i geçmiş, 50'ye merdiven dayıyordu. Artık gözlerimiz parlıyor, ilk aylardaki utangaçlığımız gitmişti. Çok seviyorduk çok...Sorsalar dünyanın en mutlu insanıydık. Mutluluk denince akla onun adı geliyordu. Aşk denince onun adı geliyordu. Her gece yatmadan mutlaka konuşurduk, tabi ki yine hayaller kurardık. Kızımız/oğlumuz olucak, şöyle oynayacağız, böyle yapacağız, böyle tatile çıkacağız derdik. Hatta bazılarımız o kadar inanmıştı ki aşklarına karşılıklı kollarına dövme kazıtmayı dahi teklif etmişti. Resmen ayaklarımız yerden kesiliyordu onu görünce. Bir "aşkım" deyişi vardı, bu kadar mı tatlı der bir insan , bu kadar mı cezbedici olur sesi, öyle gelirdi kulağımıza.

Ama birgün...
İşler değişti, artık eskisi kadar ilgilenmiyordu, soğuktu. Her seferinde ne oldu desekte başından savıyor, birşey yok diyordu. İçten içe kendimizi yesekte üstüne gitmiyorduk. Günler birbirini kovarlarken ayrılmak istediğini söyledi. O an biri bizi çekip vursa iyiydi. Aylardır mutlulukla atan kalbimizin üstüne kara bulutlar gelmişti. Nefesimiz kesildi telefonda. Bazılarımız biraz daha şanslıydı bu duruma göre. Onlar en azından telefonda terkedilmemiş yüzyüze bitirmişti ilişkiyi. Ama iki tarafından ortak noktası aynıydı! Acı. hayatımızda yaşamayacağız kadar büyük bir acı. Kalbimizin üstüne sanki bir şey oturmuş gibi. İlk nefesimiz kesildi , sonra boğazımız düğümlendi. Ve aylarca sürecek depresyon dönemimiz başladı.

Hani bizi hiç bırakmayacaktı? Biz ona güvenmiştik. Hiç kimsenin sevemeyeceği kadar çok sevmiştik. Hadi bize acımadı, peki doğmamış kızlarımıza, oğullarımıza da mı acımadı? Neydi bizden soğutan, ya da bizi 7 sülalesinden engel atacak kadar neydi? Başka bir kız mıydı ya da sevgisi mi bitti acaba? Sürekli bu sorular, bu dertler içimizi kemirip durdu. Aslında bizi yıkan terkedişi değildi. Bizimle oynaması gibi çıkışıydı.
Önce umut tohumları verdi elimize al bunları kalbinin topraklarına et büyüt dedi. Daha erken olduğunu söylesekte zorla ektirdi. Sonra bizi o umut tohumlarından filizlenen hayallerle tanıştırdı. Kızlarımızla, oğullarımızla tanıştırdı. Çok sevdiğini söyledi bizi. Gözlerimize baktı, o kadar güven verici bakıyordu ki , sanki yarın evlenecekmişiz gibi. Bakireliğimizi aldı, bakirliğimizi verdik. İlklerimizin belki bazılarını onunla yaşadık belkide tamamını yaşadık..Ama sonunda terkedilen biz olduk.

Bizden giderken kalbimizi söktü. Zorla ektirdiği umut ağacını kesmeyi ihmal etmedi. Ve şimdi bizim içimizden o umut ağacının altında kalan hayallerinin cenazesi kalkıyor her gün. O yıkık binanın altından her gün bir hayal ölü olarak kurtarılıp cenazesi kaldırılıyor. Kaç hayal kurduk acaba ? Ne zaman bitecek bu dayanılmaz acı.
_Delikanli_ 'dan ;
Herkesin kendi hayatıdır, müdahale hakkımız yok. Lakin siz siz olun bağlanmayın. Sevin, aşık olun ama bağlanmayın. Diyeceksiniz ki "bre adam kolay mı zannediyorsun bağlanmamayı. Söz mü geçirebiliyoruz sanki gönlümüze. Bizim haberimiz olmadan o bağlanıyor." Evet haklısınız, sizin ruhunuz duymadan bir bakmışsınız sizin gönlünüz onun gönlüyle mercimeği fırına veriyor. İşte bu noktada kendinizi durdurmanız gerekiyor. Oldu ki durduramadınız kaptırdınız gönlünüzü böyle bir ilişki süreci ve terkedildiniz. Öncelikle dünyanın o kadın ya da adam sıfatına sığmayan insandan ibaret olmadığının farkına varın. Kendinize bakım yapıp, hayata kapılarınızı yeniden açın. Ayrılığın ertesi günü güzel bir giyiniş ve bakımla yürümek ve bakışlara maruz kalmak size çok çok iyi gelecektir.
Hiç üzülmemeniz dileğiyle.
Sevgilerimle..
_Delikanli_
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar