Benliğimizi Kaybediyoruz!

Aldığımız yaralar, boğazımıza kadar çamura battığımız hayat, kabus gibi üzerimize çöken korkularımız. Zamanla geçer diyor insan zamanla unutursun ya da zamanla kabullenirsin. Ve daha nice zamanla kurulmuş cümleler mantık süzgecinden geçmeden kopup gidiyor hayatın içine. Oysa zaman sadece bir yanılsama elimizden olan tek şey şu an.ve belki de şu an avuçlarımızdan kayıp giden tek şey yaşamakta olduğumuz her saniyemiz..


BENLİĞİMİZİ KAYBEDİYORUZ!


Bana göre zaman insanın sadece bir savunma mekanizması. Çoğu zaman daha sonra görmek istediklerimiz için kullandığı kimi zamansa yıkılan hayallerini rafa kaldırdığı bir dolap. Bizler yaşadıklarımızla ellerimizle siyah bir ayna tutma çabasındayız. Görmek istemediklerimizi, duymak istemediklerimiz bu aynanın karanlığıyla yutulup gitsin istiyoruz. Ve algılarımızı sadece olsun istediklerimize açıyoruz.



Umursamamaya çalışıyoruz gözümüzün önünde bir tiyatro perdesi gibi oynanan hayatımızı, gerçeklerimizi. Hâlbuki hepimiz farkındayız. Ve çoğumuz kendimizi kandırıyoruz.



Hayattan yediğimiz darbeleri sindiremiyoruz. Kendimizi rahatlatmak için bahanelere, klişelere sığınıyoruz. Güçsüzüz ve üzerimize giydiğimiz pelerinle gerçeklerin üstüne örtmeye çalışıyoruz. Ağzımızdan çıkan üç kelime var, dudaklarda asılı kalan “Yoruldum artık hayattan!" lakin daha mücadele bile etmedik inandıklarımız uğruna savaşlar vermedik. Gerçekleri göğüsleyemedik bile, taşın altına elimizi koymadık. Ve daha bir adım bile atmamışken,arkamıza dönüp koşarak uzaklaşmaktan bahsediyoruz.


Neden korkuyoruz ki bu kadar? Neden yalanların altına sığınıyoruz ki? Kendi gerçeğimizi yaşamaktan bu kadar aciziz ki? Sebep çok basit altında çünkü kaybetmekten korkuyoruz.



Yalanlarla kazandığımız hayatımızı yaşadığımızı düşünürken, aslında elimizle verdiğimiz şu anı, benliğimizi kaybediyoruz...


Benliğimizi Kaybediyoruz!
Cevapla