Hepimiz birer tuzluğuz!


Nereden bulur bu insanlar ben mutsuzken gülünecek şeyleri?



...demiş Postmodern dönemin şairlerinden Halil Sezai. Gerçi bekli kendi söylememiştir; bilemiyorum ama ben ondan sevdim bu cümleyi.


Hepimiz birer tuzluğuz!


Hayatımız öyle hızlı akıp geçiyor ki, bazen neredeyiz ne yapıyoruz hatırlayamıyorum. Günleri karıştırıyorum, izlemediğim bir dizinin bölümlerine sürekli denk gelip 'ulan gene mi cuma!' diye hayıflanıyorum.




Bunca hengame içinde, heavy metal modunda akıyor hayat. Yukarıdaki kuş gibi, ayrı bir telden çalmak istiyor ruhum. Olmadık yerlerde durmak, bilmediğim bir vapura binip git-gel turlamak istiyorum. Uzaylı görmüş gibi etrafı izleyen turistlerin doğallığında dolaşmak istiyorum sokaklarda. Ama Sirkeci'de veya Eminönü'nde turist olmak istemiyorum. Turist gibi kazık yemek de istemiyorum. Yani işime geldiği yerde telin kalabalık kısmında, işime gelmediğinde yalnız kısmında dolaşmak istiyorum.


Sonra oturup düşündüm; herkesin benzer problemleri vardır elbet dedim kendime. Kendimle konuşurum çünkü kendimle konuşmayı severim. Çünkü akıllı bir insanım; kendime akıl vermeyi severim. Bilgisayarımın yanında, nedensiz saçma bir tuzluk gördüm şu an . Neden getirmişim ki bunu? O değil de ben bu tuzluğu xper puanlarımla almıştım; haha ne günler!



Ben dahil çoğu insan tuzluğa benzemiyor mu sizce de?




Baksanıza bir tatlı hanım arkadaşlarım;söylediklerimin hangisi siz değilsiniz?


. Öncelikle hepimiz hayata tat katıyoruz.


. hayatta olmazsa olmazız.


. İhityaç duyuluyoruz.


. Bizi unuturlarsa dahi, dönüp almak zorunda kalıyorlar.



Bir de erkekleri inceleyelim değerli pentinseverler:




. Olumsuz yönleri çok fazla; biraz fazla dökmeye(açmaya) çalışınca fireleri bir bir meydana çıkıyor.


. Fazla kaçırınca tadını bozuyorlar hayatın. Çok abartıyorlar her şeyi.


. Gerçi haksızlık etmeyelim; yeni modeller çıksa bile hep beğenenleri bulunuyor :))



O değil de gene ne demek istedim, nerelere geldim. Sonu olan yazıları zaten pek sevemedim. Mutlu sonlar, mesaj veren cümleler derken kaygı içinde yazılan şeyler beni her zaman hüsrana uğratmıştır. Kim sonsuza kadar mutlu yaşar ki?!


Her yazımın sonunda başlığı değiştirmek zorunda kalıyorum; haydi, bu sefer de değiştireyim ve size tatlı birer veda busesi kondurayım. Hoşçakalın efem, beni özleyin ;)

Hepimiz birer tuzluğuz!
Cevapla