İnsan oğlu olarak hayatımızın sonuna kadar hep bir şeyleri bekleyerek geçirmek durumunda kalıyoruz. Bu beklediklerimizin sayıları o kadar çok ki... Bu süreç bizim doğum sürecimiz ile başlar ve biz ölünceye kadar devam eden bir süreç...

Doğumuzdan itibaren başlayan beklentilerimiz yaşımızın ilerlemesi ile daha da artıyor hali ile. Eğer aşık olmadan evlendiysek bir kez de olsa aşık olmayı bekliyor olacağız mesela. Ama evli iken bunun nasıl olacağını bilmeden.

Çocuklarınızın servislerini, sabah ezanını duyduğumuzda günün ışıması, kış geldiğinde karın yağması, yazın tatile çıkmayı, emekli olmayı, akşam olunca çocuklarınızın ve eşinizin eve dönüşünü, sevmeyi ve sevilmeyi. Hep hayatımız boyunca bunları bekleyeceğiz...

Hayatımızın her anında nerede ise bekliyoruz sabırla, olgunlukla. Bazen içimiz taşsa da, bazen kadere isyan etsek de, ağzımızda pelesenk olsa da bekliyoruz. Ama her bekleyişin ardında sessizce edilen dualar ile...

Yaradılışımız gereği beklemeyi sevmiyoruz ne yazık ki. Beklemekten zaman zaman bıkkınlık geldiği zamanlarda çaresizlik içinde kalıyoruz.

Gün geliyor içimizde bir umut doğuyor ve beklemeye devam ediyoruz sessizce. Bazen de gün geliyor isyanlarımızı bastıracak kelimeler bile bulamıyoruz. Ve sadece içimizden kendi kendimize söylenirken buluyoruz kendimizi. Bu bekleyişin içinde...
Şöyle bir düşünün şu yaşımıza kadar neler neler beklemedik ki. Mini minnacık yaşlarımızda, dünya tek bir gülümsememizle aydınlanırken, doğum günlerimizi beklemedik mi her yıl sabırsızca. Sadece biran önce büyüyebilmek adına. Okul zamanı karnelerimizi bekledik okul sıralarında. Hepimizin içinde pür bir telaş ve sevinç ile. Ardından sınav günlerini bekledik belki bir şeyler olurda sınav ertelenir umuduyla.
Yıllar geçtikçe büyümeye ve serpilmeye başladıkça içimizde oluşan kıpırtılara uyup bu seferde aşık olmayı bekledik, sonunda üzüntü ve göz yaşı olacağını bilmeden.

Birini buluruz, aşık oluruz derken sevdiğinizin asker yolunu beklemek. Geçmeyen günler, takvimlere atılmış olan tonlarca çentik.

Özlem duyduğumuz şeyler arttıkça içimizdeki beklemelerimiz daha da ağır gelmeye başlar yüreğimize. Anne olmayı beklersiniz, içten içe içimizde baskınlaşan o muhteşem duygularımız ile. İlerleyen zamanlarda okul yolu gözler olduk, sevgimizi çoğaltan o muhteşem sarılmalarınızı bekledik usulca yıllarca...
Zaman geçer yaşımız iyice kemale erer. Çocuklarınızı büyütürsünüz onların mürüvetlerini görmek için beklersiniz, yeniden bastıran çocuk özleminizi torunlarınız ile yaşamak istersiniz. Ve her daim olduğu gibi yapamadığımız şeyleri yapabiliriz diye bekleriz. Belki gün gelir yapabiliriz umudu ile. İçimizde gel gitler yaşasakda tüm hayatımızı bir film şeridi gibi önümüzden akıp gitse bile, her şeye kanaat edip her şeylere sağlıklı olmayı bekledik ömrümüzün son kalan demlerinde.
İnsanoğlu elbet bir gün öleceğini bilse bile bir tek ölümü beklemez bana göre. Onca yaşanmışlıkların, beklemelerin arasında bir tek onu taşıdık galiba yaşam hanemizdeki en ücra köşeye.

Beklediğimiz süre kadar belki de çevremizdeki insanları beklettik, en çok da sevdiklerimizi.

Elimizde olmayan türlü nedenler ile. Belki hiçbirinden özür bile dilemedik, sırası gelmediği ya da hayatın keşmekeşliğinde savrulup gittiğimiz için, akıl edemedik. Birçok kişinin istemeden de olsa kalbini kırdık hep o bekleme ve bekletme süreçlerinde.
Yılların geçmesi ile teknolojinin de gelişmesi ile birlikte beklentilerimiz değişmese bile yolları değişti biz anlamadan.

Artık mesaj bekler olduk, e-mail bekler olduk sevdiklerimizden yakınlarımızdan. Benim çocukluğumda biz postacının yolu beklerdik. Ama artık bunun yerini elektronik posta mesajlarına bıraktı.
Biz zamanında bir şeyleri bekledik, birilerini bekledik. Hiç umudumuz olmasa bile karşılıksız sevgimizin alabileceğimiz günü bekledik yıllarca. Yaşımız kaç olursa olsun arzu edilmeyi, beğenilmeyi bekledik. Ayrıldığımız sevgilimizin bizi eskisi gibi sevmesini, bize yeniden dönmesini bekledik, ama tüm beklentileri kimseye söyleyemeden bekledik. Öyle ki bunu kendimize dahi açıklayamadan içten içe bekledik. Her ayın sonunu iple çeker olduk, yeni ayı görebilmek, maaşımızı alabilmek için. Yıllarca krizlerin, savaşların bitip mutluluğun gelmesini bekledik.

Belki de yıllar boyu en çok da mutlu olmayı bekledik, ama aslında mutluluğun içimizde, yanı başımızda olduğunu bilmeden bekledik..

Doludan koyup boşa, boştan koyup doluya bir türlü dolduramadık beklentilerimizi. Piyangodan, talih oyunlarından para çıkar umudu ile bekledik. Beklerken de katık ettik tüm umutlarımızı yaşantımıza.

Ama hiçbir zaman beklentilerimiz azalmadı geçen yıllar süresinde. Hatta ve hatta beklentilerimizin sayıları gün geçtikçe çoğaldı. Ama umutla beklemeyi hiçbir zaman bırakmadık. Belki de bu umut dolu beklentiler bizi ayakta tutmuştur yıllar boyunca.

Beklentilerin gerçekleştiği, umudun çoğalarak arttığı günlerinizin her zaman çok olması dileğimle...
Millet, kendi sesinizi bulmak için çabalamalısınız. Çünkü ne kadar uzun beklerseniz, bulmanız o kadar zor olur. Thereau demiştir ki, “Çoğu insan hayatını büyük bir çaresizlik içerisinde geçirir.” Siz böyle olmayın! Bırakın bunu! Ölü Ozanlar Derneği
Dostça ve sağlıcakla kalın...
Sibel Erdem / 03.01.2018
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar