Birkaç gün önce, Scarlett Johansson ve Morgan Freeman'ın oynadığı Lucy filmini izledim. Eğer filmi izlemeyi planlıyorsanız ve spoiler vermemi istemiyorsanız, bir sonraki paragrafı atlayın. (Bana göre, 89 dakika harcamak için daha iyi yollar bulabilirsiniz.)

Yurt dışında okuyan bir üniversite öğrencisi (Lucy) Taipei'deki bir çete tarafından kaçırılır ve karnına yerleştirilen bir ilaç torbasını taşımak zorunda kalır.

Torba zarar görüp içindekileri vücuda sızdırmaya başladığında, CPH4 adı verilen ilaç (hamile kadınlarda salgılanan ve bebeğin beyin gelişimini sağlayan bir molekül) Lucy'nin beynini kullanma oranının %100'e erişmesine neden olur. Çoğumuzun asla kullanmadığı beyninin yüzdesi.
Patlayıcı beyin büyümesi onu acımasız biri haline getirir ve levitasyon, zaman yolculuğu, akıl okuma, anında Çince öğrenme, zihinsel olarak elektronik cihazları kontrol etme,vücut parçalarını değiştirme ve üretme, yüksek hızda araba kullanabilme ve dövüş sanatları ustası haline getirir.
Kötü Haber: Lucy filmi bir yalan üzerine kuruludur!

Filmin yönetmeni Luc Besson, beyin gücümüzün yalnızca %10'unu kullandığımız inancının yanlış olduğunu ancak yine de filmi çektiğini belirtiyor. Hey, bu sadece bir bilim kurgu, anladım, fakat sorun şu ki bu beyin mitini bir sürü insan doğruymuş gibi kabul ediyor. TED-Ed araştırmalarına göre halkın üçte ikisi ve tüm fen öğretmenlerinin neredeyse yarısı yanlışlıkla bu saçmalıklara inanmaktadır.
Nöral maddenin(beynin) sadece %10'unu kullandığımız bilgisi kesinlikle doğru değil.
Beyindeki savaş...

Nöronlar arasındaki bağlantının artmasının kişinin daha yetenekli olmasını sağladığı doğrudur.
Araştırmalar, telli enstrümanlar çalan müzisyenlerin beyinlerinin daha geniş alanlarına sahip olduklarını gösteriyor. Londra'daki taksi şoförlerinin beyin taramaları, bir şoförün iş yerinde ne kadar çok zaman geçirdiğinin, mekansal bilgileri depolamak için beyinlerinin büyük bir bölümüyle ilişkilendirildiğini ortaya koydu.
Bu bulgular, bizlere "Hebb yasasını" göstermektedir:
Tekrarlanan deneyimin beynin fiziksel yapısını değiştirmesi, davranış ve düşünceler üzerine işlev görme kabiliyeti, bir arada ateşlenen nöronlar ve nöroplastiklik.

Her günün her dakikasında beyninizde devam eden bir savaş var - beyinsel gayrimenkul için devam eden bir savaş. Deneyimleriniz, davranışlarınız, duygularınız ve hatta düşünceleriniz sürekli, kelimenin tam anlamıyla değişiyor ve beyninizi şekillendiriyor.
Ya kullanırsınız ya da kaybedersiniz.

Kullanılmayan beyinsel bağlantılar, en çok kullanılan bağlantıları güçlendirmek için hareketsiz kalır. Nöroplastisite daima rekabet halindedir ve beynin aktif bölgeleri pasif olan bölgeleri çabucak ele geçirir. Katılımcıların gözlerinin bağlı olduğu deneylerde, deneklerin görsel korteksleri sesleri daha iyi algılayabilmek için kendini iki gün içerisinde yeniden yapılandırmaya başlamıştı!
Zaten beyninizin %100'ünü kullanıyorsunuz
Beyin taramaları, dinlenme ve uyku esnasında bile tüm beyniniz boyunca sürekli olarak gezinen etkinliği gösterir. Elbette, 86 milyar nöronun hepsi aynı anda ateş etmiyor, ancak elektrikle şarj edilmiş, istendiği zaman hareket etmeye hazır sabit bir dinlenme halindedirler.
"Scientific America" dergisindeki bir makale "İnsanlar Beyninin Sadece %10'unu mu Kullanıyor ?" sorusuna açıklama getiriyor:
Minnesota Rochester'daki Mayo Clinic'te nörolog olan Dr.John Henley, beynin yüzde 100'ünün halihazırda zaten kullanıldığını belirtiyor. Uyku durumunda bile, frontal korteks gibi yüksek seviyeli düşünme ve benlik gibi şeyleri kontrol eden alanlar aktif haldedirler, insanlara çevreyi hissettiren sarsma duyguları, kendilerini rahat hissetmelerine yardımcı olan Somatosensör gibi beyin bölgeleri de gayet aktif haldeler. ... Bununla birlikte, beynin neredeyse her bölümünü kullandığımızı ve beynin çoğunun neredeyse her zaman aktif olduğunu ortaya koyuyor '
Beyniniz koca bir enerji canavarıdır...

Ted-ed araştırmalarına göre, "25 kilogramlık bir maymun 53 milyar nöronluk bir beyni ayakta tutabilmek için günde 8 saat yemeli."
Ateşi bulmamız ve yemek pişirmeyi öğrenmemiz, bizlere büyümekte olan beyinlerimize güç verme olanağı verdi, çünkü bağırsaklarımız pişmiş gıdalardaki enerjiyi daha kolay emebilirdi.

Herhangi bir zamanda, beyin hücrelerinin yalnızca küçük bir kısmı sinyal verir; bu "seyrek kodlama" olarak bilinen ve bilgiyi aktarırken beynin en az enerji harcayacak gerçekleştirdiği bir süreçtir. Çoğu beyin sürecinin bilinçli farkındalığın altında gerçekleşmesi ve bir anda birden fazla şeye odaklanma durumunun beynin yapısına göre olmaması beynin mevcut enerjiyi koruma davranışından dolayıdır.
Beynin aynı anda birden fazla şey üzerinde yoğunlaşması için yeterli enerjisi yok.

Akıllı uyuşturucular...

Manchester Üniversitesi Bilim, Etik ve İnovasyon Enstitüsü müdürü Profesör John Harris, BBC News gazetesinde akıllı uyuşturucuların insanlara bir avantaj sağlayabileceğini söylüyor ancak:
"Sıkı bir çalışma planı ve kahveye benzer bir etkiye sahiptirler. Fiziksel egzersiz de aynı etkiye sahiptir. Hepsi bir ölçüde, bilişsel arttırıcılardır. Fakat, eğer daha önce bir deha değilsen, sonradan olmayacaksın." diyor Scientific American dergisinde.
Sonuçta, beynimizin %10'unun işlevini anlamamız sadece %10'unu kullandığımız anlamına gelmiyor.

-Debbie Hampton, 23 Şubat 2015
-Bu makale Barış Ege(Mr.Ege) tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer