Korkuyorduk, Çünkü Hiç Yalnız Kalmamıştık

Kendimizi ilk kez yalnız hissettiğimizde, saat hüznü beş geçiyordu. Bedenimizi iyice yerleştirip yatağımıza, gözlerimizi tavana diktik. Film şeridi gibi geçmiyordu bu kez yaşadıklarımız gözlerimizden. Reklam misali, duyguların ticarete dökülmesi gibiydi.

Korkuyorduk, Çünkü Hiç Yalnız Kalmamıştık


Kendi kendimize, kendimizi acındırıyorduk. Seyircilerimiz vardı karşımızda oturan sanki. Onlar ahlayıp vahladıkça biz acitasyon yapıyorduk. Manyakçaydı durumumuz. Stabilize edilmiş değildik. Tamamen saçmalık yüklüydük. Hikayeler anlattık koltuğumuzdan onlara. Aptalca hikayeler. Farazi yüzlere bakıp bakıp, iç geçirdik. Aptalca diyorum çünkü aptaldık. Akıllı insan hiç üzülür müydü? Hiç yalnız kalır mıydı? Kalmazdı tabi.


Korkuyorduk, Çünkü Hiç Yalnız Kalmamıştık


Odada yankılanan sessizlik, baş ağrısı getiren lodos gibi esiyordu. Ve biz rüzgarlıklarımızı kaybetmiştik yalnız kalırken. Ne yapacaktık şimdi? Toparlanıp dışarı mı çıksam diyorduk içimizden. İçimiz bizi s*klemiyordu. Mırın kırın yapıyordu keyfimiz çoktan kaçmış gibi.


Korkuyorduk, Çünkü Hiç Yalnız Kalmamıştık


Sonra sokaktan gelen seslere kulak verdik. Hiç bu kadar gürültülü olmamıştı dünya. Belki de biz kapatmıştık dünyaya kapılarımızı yalnız olmadığımız zamanlarda. Her şeyi boşvermiştik sahteliklere aldanıp. Biraz yağmur yağıyordu, biraz da sisli bir geceydi. Tıpkı biz gibi.

Korkuyorduk, Çünkü Hiç Yalnız Kalmamıştık
Cevapla