Bu benim şahsi görüşüm, (Genelleme olarak algılanmasın lütfen, ama ne yazık ki yüzde 99,99’u böyledir) Kadınların, 16 – 35 yaş aralığı olanların düşünce tarzı şöyledir: Gülmek, eğlenmek, hayatından yapabildiği kadar zevk almak, bağlanmamak, Duygusallığa düşmemek, o yüzden kadına hoş gelen kaslı bir vücut, kadına güldüren ve eğlendiren bir kişi hemen kadın tarafından puan kazanıp, kadının kafasında ‘xper’i’ yükselir. Ben, bu yaş aralığı ki kadınları suçlamak istemiyorum, çünkü bana göre bu sergilenen davranış biçimi kadının çevresinde ki büyük ablaların ve yaşça büyük kadınlardan öğrendi ve benimsediği sosyal eğitim biçimidir çoğu zaman. ve o büyük olan kadınlar (anne dahil) o daha ergen olan kardeşimize kendine korumak adına bu yanlış eğitim biçimine veriyorlar: Kendine her zaman koru, kimseye bağlanma çünkü seni üzer, kimsenin duygusal davranışlarını kanma, sana saygı göstereni inanma, sana değer vermeyen ve seni önemsemeyen, içinden geleni söylüyor ama, sana değer veriyorum diyeni inanma kesin seni kandırıyordur. Üstelik senin yanında olması gereken erkek sana yakışmalı, Giyimiyle yüzüyle tipiyle vücuduyla seni tamamlamalı… Ve burada genç ergen kızımız artık bütün hayatını ters *etki tepki* meselesi üzerine kurmaya başlıyor. Ta ki 35 yaşına gelene dek, o kadar darbe ve tokattan sonra, birden anlıyor ki kendisine aslında değer veren, baş üstünde koyan ve gerçekten en içten duygularıyla sevebilen erkek, yakışıklı, kaslı, esprili, olmayan basit ve seradan hayatı olan, popüler olmayan bireydir. Bu lafı duymuşsunuzdur: *Kadınlar kendine güldüren erkekleri sever* işte tuzağa düşmek için yeterli bir neden. Alttaki fotolara bir bakın, sizce hangisi kadınlar tarafından seçilir?
@La_NeT Sağ ol ağabeyim, üzücü ama geçek, bırak kadın 60 yaşına geldiğinde, Her şeye anlaya-bildikten sonra bize gelsin, kapımız açıktır... kendine iyi bak.
Yakışıklılık biraz şanş biraz da bakım işidir. İstedikleri kaslı vücut çoğu zaman kabul edilebilir düzeyde zaten , neredeyse kimse bütün şekilleri belli olan bir erkek istemiyor. Esprili olmamak , basitlik gibi saydığınız nedenler ise kişinin kendini geliştirememesi ile ilgilidir. Hayatta bu durumlardan yakınıp , bunları değiştirmek için hiçbir şey yapmayan ve üstüne karşı cinse suç atan birinin şikayet etmeye hakkı var mıdır?
Çünkü insan sevdiği kişinin yaptığı şeye üzülür sevmediğin ınsan seni üzemez ki. Ee kendini sevdirmiș birinin onu üzmesi de kalbini yaralıyor onun tekrar eskisi gibi olabileceğine inanıp bu yönde çabalamaya çalışıyor kadın.
Zaten bana göre kendini sevdirmiș biri hep aynı kalsa bile biyerden sonra karşı taraf sıkılıcaktir. Bu 1 yıl sonra olur 5 yıl sonra bilinmez ama elbet biter. Yani üzmek ve üzülmek de sevgiye aşka dahildir bunu göze alabilmek kabullenmek gerek.
Fikrine saglik çok guzel bir konu olmuş 😊 Bazen bilerek secme durumu yok hayat karsina cikariyor sende fark edemeden bir bakmissin isin icindesin bir cesit buyulenmis gibi cikip gidince anliyorsun iste o zaman ve ders olmus oluyor sana tecrube dedikleride bu olsa gerek 🙂
Çünkü sanıyoruz ki, en çok acıtan kişi aşk... Hayır ya aşk en çok acıtanla değil en çok iyi gelenle alakalı. Acıtan biri iyileştirse bile hep nötr oluyor.
Tamamen mantıklarını kullanmayıp duygularıyla hareket ettıkleri için , yeterınce zeki olmadıkları için , içlerinde kötülük barındırdıkları için hepsi ayrı sebepler ama mutlaka birisi bunun sebebi
Bu durum kadın için de erkek içinde geçerli. Erkek de kendine değer vermeyenin kulu , kölesi olur. İnsan sahip olduğunun değil, sahip olmadığının aşkıyla yanıp tutuştukça bu böyle devam edecektir.
Değer veren erkek emek harcayandır, serseri erkek emek harcamadan bol kepçe vaatlerde bulunduğu için kadın emek vermeye başlar ve sonra emeklerini kurtarmak için erkeğin peşine düşer.
Niye ki hazır doğru insan varken niye uğraşıyorsunuz? beceremiyorsunuzda sizden sonraki kızla uzun bir ilişkisi oluyor. Bırakın herkes olduğu gibi olsun sizin değiştirmenize gerek yok he güzel bir insan olur bir kaç özelliği sıkıntılıdır onlar değişir ama neden bu değiştirip doğru insan yapma çabası?
@Archery35 Sebebini sormuşlar bende düşüncemi söyledim. Senin söylediğinin benim tahminimle alakası ne? Ben yanlış insanı doğru insan yapmaya çalışırım gibi bir şey mi söyledim. Benim söylediğimle senin anladığın farklı şeyler ama ben senin anladığından sorumlu değilim.
En İyi Cevaplar