Senden sonra 23 şehir gezdim. 3 kilo aldım. Saçlarımı 6 kez boyadım. Dünya bilmem kaç 365 günde bilmem kaç dönümünü tamamladı. Darbe oldu. İhtilal oldu. Barış gelmedi. Savaş bitmedi. Seni özledim. Iltica edecek tek yer bulamadım. Gittiğim her yerde senden bir nefes bıraktım. Belki yürürsün aynı sokakta. Ayak izime denk düşer ayak izin. Belki saçına değer nefes. Belki sen de bir gün özlersin diye, seni uzakta bıraktım. Seni uğurladım. Sana kavuştum. Seni terk ettim. Bilmem kaç kilometre yol gittim. Evren kaydı. Sen göğüs kafesimden milim kaymadın.
Ne zormuş sevmek... Adını koyamamak... Benim diyememek... Hep yakın hissedip de hiç yakın olamamak... Ne zormuş sevgiliye bir el uzatıp yavaş yavaş geri çekmek mecburen... Ve ne zormuş ona dokunup kokusunu hissedememek... Adı hasret... Adı özlem... Adı acı... Adı uzak... Adı rüya... Adı her zaman seni kıran bir duygu... Ama hiç dokunulup söylenen bir şey değil, hep akılda olan ama hiç yaşanamayan... Bir düş gibi korkunç ve doğal... Sevmek mi bu? Her an acı çekmek hasretle yanmak mı?
Sevgi iki kişiliktir aslında. Tek taraflı olunca acı çeker üzülürüz belki yanlış insana verdiğimiz sevgiyi doğru insana veremediğimiz içindir. Sevgide acı çekmek varsa bir şeylerde mutlaka yanlışlık vardır, ya sevgide ya da sevgi verdiğimiz kişi de...
En İyi Cevaplar