Peki aşk ağlamaya değer mi, yoksa ağlatıyorsa o bizim diğer yarımız değil midir?

Peki aşk ağlamaya değer mi, yoksa ağlatıyorsa o bizim diğer yarımız değil midir?

Platon’un (Eflatun) Şölen kitabında çok güzel bir mit anlatılır. Başlangıçta insanlar dört kollu, dört bacaklı ve dört gözlü tam varlıklarmış. Tanrıya* kafa tuttukları için Tanrı* onları cezalandırıp ortadan ikiye bölmüş. O günden beri hepimiz eksik kalmışız ve yeryüzünde köşe bucak kendi kayıp diğer yarımızı arıyormuşuz. İşte tüm bu merak, tutku, özlem, şefkat, nefret gibi duygularla eşini aramaya da "Aşk" deniyormuş, yeniden bir ve tam olma çabasıyla.

Eğer aşk, Tanrı'nın bizi fırlattığı o yalnızlıktan kurtulma ve ruh ikizimizle yeniden bütünleşme çabasıysa bu yolda çekilen acılar, dökülen gözyaşları sizce de o bütünlüğe ulaşmaya değmez mi?

Peki aşk ağlamaya değer mi, yoksa ağlatıyorsa o bizim diğer yarımız değil midir?
Cevapla