Birini severken onun hayatına uyum sağlamak ve bazı alışkanlıklarını değiştirmek çoğu ilişkide yaşanan bir durum. Ama bazen bu uyum süreci fark edilmeden kendinden ödün vermeye dönüşebiliyor. Bu noktada insanların “Gerçekten kendim gibi miyim, yoksa karşımdaki kişinin sevdiği biri olmaya mı dönüştüm?” diye sorguladığı anlar olabiliyor..
Ben ilişkileri denklem üzerinden kurarım. Benim için ilişkiler romantik ya da yemin temelli yapılar değil, mutualist yapılardır. Yani karşılıklı fayda ve karşılıklı çıkar gözetirim. İki tarafın da bilinçli olarak bu yapının içinde olması gerekir yoksa olmaz.
Evlilik, birliktelik ya da ''sonsuzluk'' vaadi içeren ilişkiler bana uygun değildir. Bu yaklaşımım belirli aşamalar üzerinden ilerler:
1. Gözlem aşaması Kadının potansiyelini gözlemlerim. Cinsel ve zihinsel anlamda mutualizme uygun olup olmadığını anlamaya çalışırım. Bu aşamada yönlendirme yoktur, yalnızca fark etme ve tartma vardır.
2. Potansiyel varsa, yolu üstü kapalı ima etme Eğer bir potansiyel görürsem, yürünebilecek yolu açıkça değil, üstü kapalı şekilde belli ederim. İmalar, derin temaslar ve karşılıklı etkileşimle potansiyelin kendini göstermesine alan açarım.
3. Potansiyel netleştiğinde, yolu görünür kılma Potansiyel artık belirginleşmişse, yürünecek yolu biraz daha görünür hale getiririm. Ağır ağır yola giriş yaparım. Zaten potansiyeli olan biri bu noktada tepki vermez, süreç doğal biçimde ilerler.
4. Yolda yürüme aşaması Bu aşamada fiilen mutualist ilişki başlamış olur. Amaç, birbirimizden maksimum verimi almak, çıkarları ve menfaatleri açık biçimde gözetmektir. Sınırlar net biçimde çizilir ve ilişki bu sınırlar dahilinde devam eder.
5. Yemin usulü ilişki talebi Eğer kadın bu yapıyı bırakıp ciddi, yemin temelli bir ilişkiye geçmek isterse süreç burada biter. Ben buna karşı çıkarım. Genellikle bu aşama tartışmalarla, ''beni kullandın'' cümleleriyle ve kavgalı bir ayrılıkla sonuçlanır.
Oysa ilişkinin bütününe bakıldığında, kimin kimi kullandığı oldukça nettir. Çünkü bu ilişki baştan itibaren açık bir mutualizm üzerine kuruludur.
Ben bir altruistim. İlişkide odağım kendimde değil, karşı taraftadır. Tatminim doğrudan değil, etki yaratmaktan gelir. Bu bir fedakarlık değil, bilinçli bir tercihimdir.
Uff güzel açıkladım he. :D
Kısacası, kendim olduğum için kaybediyorum. Eyvaalllahhh.
İnsanın hayatındaki bazı şeyler vardır ki insanın karakterini oluşturur, karakterinden gelir. Bazı şeyler de vardır ki insanın tercihleridir ve karakterini etkilemez, değiştirilebilir şeylerdir. Bu durunda karşı taraf rahatsız oluyorsa karakterim dahilinde olmayan değiştirilebilir şeyleri değiştirirdim evet.
Çok önemli bir noktaya parmak basmışsınız. Bizzat deneyimlediğim için, buna cevap vermek en çok benim hakkım.
Hepimize biraz duruma göre tavır almak, düşünüp hareket etmek, en doğru kararı vermek gibi öğretiler var. Yani aslında fevrî bir insan değilseniz, ölçüp tartar öyle davranırsınız. Çünkü düşünmeden yaptıklarımız ya da söylediklerimiz belki anında pişmanlık olarak döner bize, biraz düşünmüş olmayı diletir.
Fakat çok fazla düşündüğümüzde, bazen kendimizden uzaklaşırız. Vermek istediğimiz tepkiyi bastırıp, ideal olduğunu düşündüğümüz şekilde davranırız. Görünürde bir başarı elde ederiz belki ama kendimiz gibi olmayı bastırmış oluruz.
Kendimde “olumsuz” bulduğum özellikleri çoğunlukla karşıdakinden gizledim yıllarca. Çünkü sevilmeyecek özellikler olduğunu düşündüm. Biri o özelliklerimi bilse, beni sevmekten vazgeçerdi. Ama ben onları göstermekten vazgeçmem, o özelliklerin beni terk etmesini sağlamadı. Ben onları, yani aslında benliğimi sadece bastırmış oldum. Bunu çok uzun bir zaman yaptığınızda olanı söyleyebilirim size: Artık kontrol edilemeyecek kadar güçlü olup dışınıza taşıyorlar. Duygular ifade edilmek ve yaşanmak istermiş, bende yeni yeni kabul ediyorum. Yani demem o ki, karşıdakine göre davrandığınızda aslında kendinizden vazgeçiyorsunuz. Ve hiçbirzaman cevabını öğrenemeyeceğiniz bir soruyu ıskalıyorsunuz: Belki de karşıdaki sizi olduğunuz gibi gördüğünde oynadığınız kişiden daha çok ve daha derinden sevecekti. Kim bilir?
Bu soruyu soruyor olman bile ne kadar farkında ve olgun olduğunun göstergesi bence 🥺✨
Ben geçmişte ilişkiye göre şekil alan taraftım biraz… Onun müzik zevkine, giyim tarzına, sosyal hayatına uymaya çalışırken bir noktada “Lila nerede?” diye kendimi kaybettim resmen. 😅 Son ilişkimde ise şunu öğrendim: Uyum başka, kendini silmek bambaşka. Sevdiğin için bazı şeyleri esnetmek çok normal ama kendi değerlerini, sınırlarını, hayallerini feda ediyorsan orada durup “Ben ne yapıyorum?” diye sormak gerekiyor.
Şu an sevgilimle çok net bir sınırım var: Ben benim. Renkli giyinirim, arkadaşlarımla takılırım, kendi kafamda planlarım olur. O da bunu biliyor ve seviyor zaten. Çünkü gerçek halinle kalabildiğin ilişki, en sağlıklı olanı bence. 💘
Sen şu anki ya da eski ilişkinde daha çok hangisini yaşadın, kendin mi oldun yoksa uyum sağlarken biraz kayboldun mu? 🌙💭
İlişkilerimde düşünce yapım ne ise ona göre şekil aldım, karşımdaki insanın istekleri doğrultusunda değişime gitmeyi doğru bulmuyorum.. En fazla ilişkinin sorumlulukları dahilinde hayatımda ve kendimde değişimde bulunmuşumdur..
Karşı tarafın istediği gibi davranmanın sonu hüsrandır. bu yüzden insanlara tavsiyem kendiniz gibi olun. gideceklerse de kapıyı gösterin onlar bulur zaten.
Eşitlik ararım. Bazı alışkanlık karşılıklı olunca törpülenebilir veya değişebilir. Fakat hiç bir zaman en ufak şey bile olsa tek taraflı olamaz. Çünkü tek taraflı olduğunda belli zaman gelir film kopar. Bir daha da toplanmaz. Bu değişikliği ne sadece kadından beklenebilir , nede sadece erkekten.
Pendik işbirliğinden çıkıp karşı tarafın istediği gibi biri olmak bir insanın mutsuzluğa sürükle. Evet belki o an mutlu olabilir, Çünkü her şey yolundadır. Ama belli bir süre sonra kendi kişiliği dışındaki davranışlar o kişiyi boğacaktır. Yani kısaca başkasına değer verirken kendimizi değersizleştirmeyeceğiz
Başka gibi davranma olayı daha çok flört döneminde oluyor. Karşı tarafı elde etmek için farklı davranıyor. Köprüyü geçme mevzusu ama asıl sorun ilişkiye dönüşünce başlıyor. Kişiler kendileri gibi davranmaya başlayınca bu sefer sen değiştin denmeye başlıyor.
O nedenle de kendim gibi davranırım. Başta neyse sonuna kadar o. Öbür türlü sağlıklı bir ilişki olmaz.
Kendim gibi davrandığım için kuduruyor çoğu 💁🏻♀️ İstiyorlarki sürekli huylarına gidelim, cilve yapalım, her yanaşmalarını anlayışla karşılayıp yalandan iki söz edelim ama yok yani içimden gelmiyor daha çok bir tane patlatasım geliyor ya tahammül kalmadı ahddj
Hiç bir zaman karşı tarafın istediği gibi olmadım. Bu yüzden hepsi hüsranla bitti. Ama bittikleri de iyi oldu. Zararsız, kendi halinde olan bir insandan bile rahatsız olan kişilerle ilişki olmazdı.
Ben kendim gibi olurum zaten karşımdaki de bu yüzden benle olmalı
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
4 ay
Kendim oldugum için, delikanlı biri olduğum için her zaman kaybettim. Yaklaşık 4-5 aydır hiçbir kadına adım atmiyorum. Tanıdıkça, sohbet ettikçe hepsinin özünde aynı olduğunu, erkekten nefret ettigini iyi anladim.
Özellikle 18-25 yaş bandında bir kadın karakteri öncelik etmiyor. İyi bir statu varsa hepsini satin aliyorsun.. bu ülkede kadın hakkından falan bahsetmesin kimse.
İlişkilerde kavga, gürültü sevmiyorum. Bu sebeple çok aykırı olmadığı sürece karşı tarafın istediği şekilde davranmaya özen gösterdim, en azından çabaladım. Ayrıca üzülmesini de istemem, o yüzden rahatsız olacağı bir şeyi yapmamaya dikkat ederim.
Onun ne istediğini ya da ne yapmaya çalıştığını anlayamadığım için ilişki bitmişti yani benimle ilişkiye numaramı alarak kendi kafasına göre ilişkiye başlamıştı sonra sevgili gibi hareket ederdi kendi başına bunu anlamam biraz zamanımı aldı..