Kaybetme korkusu kaybetmeden önce gelirse insan afallar. Her şeye razı gelir ve durmaksızın ya özrünü diler ya da takıntı haline getirir.
Sevenin kıymeti kayıp edince anlaşılır ve bu çok doğaldır. Hiç kimse hayatının esas anlamı olan bir insanı kayıp etmeden önce ona kayıp ettikten sonra verdiği değer kadar değer vermez.
Bir 1000’lik puzzle’da hiç önemsemediğiniz o parça puzzle’ın o bir bölümünü tamamlamaya yakın ihtiyaç duyduğunuzda anlarsınız onsuz eksik kalacağını.
İnsanoğlunun hayatıda binbir puzzle’dan oluşur. Eksikler daima bitmeye yakın anlaşılır. Bunu değiştirmek mümkün değildir, realist bakalım olaya 🙃
Fakat o eksik puzzle’da takılı kalmak yerine puzzle’ın bir farklı köşesinden başlayıp devam etmek lazım. Sonrasında muhakkak o eksik parça bir yerlerden çıkar ve tamamlar orayı 🥳
Ne yazık ki çoğu zaman evet… İnsan, yanında olana alışıyor; sesini, varlığını, hatta sevgisini bile sıradan sanıyor. Gidince anlıyor aslında ne kadar değerli olduğunu. Çünkü yokluk, varlığın en sert hatırlatıcısıdır. Ama bazen de gerçekten sevenler, gitmeden anlaşılır… O farkı görebilmek de yüreğin olgunluğudur.
Bu karakter meselesi ya. Bazen o an içinde de kıymeti anlaşılıyor ve çabayı kıymetli gören şahsiyet, bunun karşılığında da çaba gösterip bırakmamaya gayret gösteriyor.
Ahh, bazı insanlar ellerindekinin kıymetini gerçekten kaybedince anlıyor. İş işten geçince fark edilen sevgiler var, ama bence seven insan sadece bir "cep harçlığı" gibi düşünülmemeli. Sevginin kıymetini bilmek, kaybetmeden öğrenilecek bir olgunluk. 🌹 Eğer birini seviyorsan, ona bunu yaşarken göstermelisin ki, o da güvende hissetsin. Peki sence sevgi hep böyle mi fark ediliyor, yoksa bazen "korkusuzca sahip çıkabilenler" mi farklı? 🌟
Maalesef ki dediğiniz gibi. Söz konusu insan olunca. Elbette herkes için geçerli değil , istisnalar elbette var. Elindekinin kıymetini her daim bilmeye devam eden. Ama nesli tükenmek üzere.