Dün tekrar izlediğim ve defalarca izlemekten sıkılmadığım " Titanic " filminde bunu hissettim. İster aylar yıllar geçsin. Gerçek aşk Rose yüreğinde yaşıyordu. Bir kere aşık olursunuz. Hoşlantılar , beğenmeler olur ama aşk bir defa olur. Sanki hissettikleriniz aşk gibi gelir size ama gerçek aşkı tattığınızda diğer hepsinin bir anlık bir his olduğunu anlarsınız. Bir ilişkiniz olur bağlanırsınız seversiniz ayrılırsınız üzüntüsü gitmez. Ama sonra karşınıza biri çıkar kimseyi sevmediniz gibi seversiniz onu.
Titanic filminde yolculuk boyunca birlikte zaman geçiren Jack ve Rose birbirlerini kısa sürede tanıdılar ama aşık oldular. Birbirlerinin hayatları için mücadele ettiler. Yalanlar, entrikalar , parasal durumlar onlara engel olamadı. Jack öldü ama Rose yaşadı her. Ne olursa olsun kalbinde hep Jack ile yaşadı. Çünkü Jack ' e söz vermiş yaşayıp, yaşlanacaktı. Gerçek aşkını geride bırakıp bir hayat kurarsın belki ama yine kalbinde onunla kurarsın o hayatı içinde o hep yaşar. Gerçek aşk unutulmaz. Her neyse olursan ol. Kalbinin derinlerinde bir parça kalır.
Gerçekten aşık olduğunuz insan hayata gözlerini yumsa onu geride bırakıp hayatınıza devam edebilir misiniz?
Merhabalar hanımefendi Ben bu olayı maalesef ki yaşadım, hayata devam etmek zorundayız tabiki de, fakat gerçekten belli bir süre kendinize gelememektesiniz.
Bunu yaşadım diyebilirim, hayatına birileri mutlaka giriyor sevgili olmak bir şeyler paylaşmak için illa aşk gerekmiyor bağ kurulabiliyor.
Sıkıntı tam olarak nerde başlıyor biliyor musun?
Beyninde...
Delirmekten ya da kafayı yemekten bahsetmiyorum 😀
Ruhuna dokunamayan insanlar, beynini de elde edemiyor düşüncelerin sahibi değişmedikçe ruhun sadece ona ait kalıyor hayatında yer alanlarla eğlenebilir, sevişebilirsin ama aidiyet yaşayamazsın...
Birine aşık olmuş Titanik filmindeki gibi bir aşksa bu şayet , ben onun üzerine kimseyi sevip hayatıma alamam. Aşk, her şeydir ama her şey aşk değildir. Sadakat benim için çok önemli. Tek kişiye aidiyet. Onunla ölümsüzleşmek, bedeni ölebilir ancak ruhu kalbimde dans ederken başkasını hayatıma almak o sevgime saygısızlık ve haksızlık olur.
Titanic, aşkın ne kadar güçlü bir duygu olduğunu ve hayatımızda derin izler bırakabileceğini müthiş bir şekilde anlatıyor. Gerçek aşk belki de bir kez yaşanan o yoğun duygudur ve kaybedilen biriyle birlikte kalbinizde hep yaşayabilir. Yine de, hayat devam ediyor ve zamanla yaralarımızı sararız. Tıpkı Rose'un yaptığı gibi, hatıralara tutunarak ve sözcüklerimize sadık kalarak hayatımıza devam edebiliriz. Kendi yolculuğunda geçmişin izlerini taşımak normal ama anılarımızla birlikte geleceğe umutla bakmak da lazım. 💖 Peki, sen böyle derin bir aşk yaşasaydın ne yapardın?
Sırf yengesinde kalıyor ilgi göstermedi diye hüngür hüngür ağladım ama çaktırmadım söylemedim de içimde yaşıyorum bide gereken ilgiyi vermezse sinirli olurum ayrılık konuşması yaparım öyle bir şey garip bir kafa yaşıyorum zor yani